05 Şubat 2001 Pazartesi




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Dişi bekçi köpekleri ya da yeni feministler

     Örgütün adı, 4 Mart 1999 günü Paris’te tarımcılık fuarını ziyaret eden Fransız Yeşiller Partisi başkanı ve Çevre Bakanı Dominique Voynet tarafından konuldu. Yeşil bakanın çevreciliğinden pek hoşnut olmayan bir Fransız köylüsü, Dominique hanıma, fuarın orta yerinde: "Sıkıysa donunu indir de gel!" diye bağırdı. Dominique hanım sapsarı oldu ama, yanıtı kaşınana bir şamardı: "Fazla havlama, bekçi köpeğimi çağırırım ha!"
     Bu zarif (!) Fransız atışmasını televizyonlarda izleyen tarihçi ve feminist yazar Florence Montreynaud’nun kafasında bir şimşek çaktı ve "Evreka!" diye bağırdı. Yerçekimi nasıl su dolu bir banyonun içinde bulunduysa, salondaki ekranın karşısında da feminizmin yeni çekimi bulunabilirdi: Florence Montreynaud derhal bir örgüt kurmaya ve adını "Dişi Bekçi Köpekleri" koymaya karar verdi: "Chiennes de Garde"... Feminist örgütün amacı, "alenen" küfredilen, kamuoyuna mal olmuş kadınları savunmak olacaktı ve Dişi Bekçi Köpekleri alameti farikasının hemen altına (Cinsel Ayrımcı Aleni Küfürle Mücadele) yazılacaktı.
     Yazıldı. Florence Montreynaud, birkaç ay içinde yüzlerce üye ve binlerce imza topladı, yeni örgüt görkemli bir "Dişi Bekçi Köpekleri Manifestosu" yayınladı:
     "Demokrasi rejiminde yaşıyoruz. Tartışma serbest, ancak tüm dayanaklar meşru değildir. Fikirlerini açıkça konuşan ve özgürce uygulayan her kadın, hâlâ ‘orospu’ diye nitelenmek tehlikesiyle karşı karşıya yaşıyor. Başarılı kadın, ‘verdi de ondan’ olabiliyor. Kamuoyu önündeki tüm kadınlar, görünüşlerine göre anaç, iyi arkadaş, hizmetçi ruhlu, lezbiyen, şırfıntı vb. diye sınıflandırılıyorlar.
     YETER!
     Biz Dişi Bekçi Köpekleri, köpek dişlerimizi gösteriyoruz artık.
     Kamuoyuna mal olmuş kadınlara cinsel ayrımcı küfür etmek, bütün kadınlara küfretmektir. Bizler, kadın oldukları için taciz edilen kamusal kadınları desteklemeye söz veriyoruz.
     Kadınların eylem ve tercih özgürlüklerini savunuyoruz.
     Biz Dişi Bekçi Köpekleri için en değerli ölçüt, kadınlık onurudur.
     ANLAYAN ANLAR!
     Tartışmayı birlikte yayalım. Birlikten kuvvet doğar."
     Yeni örgütün manifestosu, gördüğünüz gibi dişliydi. Dişi Bekçi Köpeklerine, kendilerini niçin böyle adlandırdıkları sorulduğu zaman, verdikleri yanıt da ilginçti: "Provokatörüz. Eylemimizin en önemli hedeflerinden biri dil. Çünkü dil, yansız değil. Kadınları hedef alan ideolojik bir silah ve çifte standartları var. Basit ve masum görünen pek çok sözcük, kadınlar için kullanıldığında aşağılayıcı anlamlar taşıyorlar. Örneğin Dişi Köpek sözcüğü bunlardan biri. Kendimize dişi köpek diyerek, yitirilmiş bir mülkü geri almak savaşı veriyoruz. Yalnız dişi köpek değil, dişi bekçi köpekleri olarak, kadın haklarının ve özgürlüklerinin bekçiliğini yükleniyoruz..."
     Dişi Bekçi Köpekleri’ni örgütün kuruluşundan bu yana merakla izliyorum. Adları biraz tuhaf olsa da, saptamaları doğru ve "errkek" muhalifleri tarafından gerçekten cinsel ayrımcılık kokan küfürlerle taciz edilen politikacı, sanatçı, yazar ve gazeteci pek çok kadına destek verdiler, ortalığı güm güm inlettiler. Örgütün lideri, artık Florence Montreynaud değil. Çıtı pıtı, güleryüzlü esmer güzeli İsabelle Alonso. Sözünü dinletiyor ve bol bol televizyonlarda boy gösteriyor. Buraya kadar herşey iyi, güzel. Ancak aşırılıklar da olmuyor değil. Örneğin yeni lider İsabelle, Fransa’nın filozoftan çok aktöre benzeyen yakışıklı düşünürü Bernard Henri Levy’ye taktı. Levy, bir röportajında: "Güzel şeyleri, büyük otelleri ve hoş kadınları severim," mi demiş? Vay efendim, nasıl olur da kadınlar, otel, yemek, şarap gibi maddelerle aynı sınıfa konulurlarmış! Dişi Bekçi Köpekleri, zaten Barbie bebeği gibi Arielle Dombasle ile evli düşünürü, yerden yere vurdular. Oysa sanatçılığından çok güzelliğiyle tanınan Arielle Dombasle de bir zamanlar, "İyi yemeği, kaliteli şarabı ve yakışıklı erkekleri severim," demişti... Ama o zaman henüz örgütlenmemişti Dişi Bekçi Köpekleri.
     Örgütün sokak gösterileri ise, gerçekten görülmeye değer. Yüzlerine köpek maskeleri takıyorlar ve: "Biz Dişi Bekçi Köpekleriyiz/ Kadın haklarını bekleriz/Hakkımızı dişlerseniz/Biz de sizi ısırırız..." diye zıplayarak bir tür marş söylüyorlar. Walt Disney’in Pluto’sunu andıran maskelerle zıp zıp zıplayarak yürürken, halleri gerçekten görülmeye değer. Sevimli olduklarını sanırken, biraz gülünç oluyorlar.
     Ama ben yine de onları seviyor ve her eylemlerini dikkatle izliyorum. Size düzenli olarak haberlerini ileteceğim!
     


 PAZAR


Karl Marx yine ‘in’ mi oldu?
KİM NE OKUYOR?..
‘İstenmeyen adamım’
‘Pis moruk’tan şiirler...
VİTRİN
‘İstanbul, benim anılarım’
Pabuç Asya’ya atıldı
Hırlısı yok hırsızı çok
‘Postmoderen Türkiye’
‘Kadın müşterilerimle yatarım’

The Right Stuff
Güzel kadınlar da mutsuzdur!
Müzik dinlesinler ki edebiyat konuşalım
Napoli’nin melodileri, yeryüzünün sesleri
O’nun sesiyle dönüyor dünya
Leonardo’nun şefi Selahattin Erdem
Dişi bekçi köpekleri ya da yeni feministler
Tül perde gerisinden bakış
Nazım Hikmet tartışması
F.Ö. / F.S. (Fatih’ten önce... Fatih’ten sonra)
"Salaklık Üstüne Deneme"
Elleriyle düşünen kadın


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet