
|


F.Ö. / F.S. (Fatih’ten önce... Fatih’ten sonra)
Yaşam boyunca, herkesin başına kaçınılmaz olarak çok önemli olaylar gelir; bunlar bir anda hayatımızın akışını değiştirebilecek olaylardır... Bir yakının ölümü, bir terkediliş, bir boşanma, bir hastalık, bir çocuk, bir kaza... Bu tecrübelerden faydalanmayı bilenler, kendilerini geliştirmeye çalışarak, bunlardan ders alarak içsel zenginliğe ulaşabilirler... Kendilerini olayların akışına bırakıp olup biteni edilgin bir biçimde kabullenenlerse yaşama sırt çevirirler... Her ne şekilde olursa olsun, bu olaylar yaşamımızı dönemlere ayırmamıza neden olur; "...’den önce..." ve "...’den sonra" diyerek söze başlarken buluruz kendimizi...
Ben, nedense (buna ister kaderin kudreti diyelim, ister benim en belalı durumlara balıklama dalma konusundaki meziyetim diyelim!) bu çeşit olayların envai türlüsünü yaşadım ve artık benim hikayelerim "...’den önce"lerle ve "...’den sonra"larla süslü... Ben, sıkı bir pozitivist olarak bu olayları yapıcı, yaşamda karşılaştığım sorunları aşmakta bana yardım eden ve edecek olan tecrübelere dönüştürmeyi başarıyorum bunları... Bu tecrübelerden sadece birisinden, faydalanmayı başaramadım... Bu, birkaç ay önce, şimdilerde Rönesans’ın Floransa’sının sahalarında Türkleri gururdan, Floransalılar’ı da coşkudan çıldırtan şu meşhur antrenörle yaşadığım
bir tecrübeydi...
Ama o, ne yaşamımdaki ilk öğrenciydi, ne de sonuncu olacak... Yıllardır, hem İtalya’da hem de burada bu işi yapıyorum; birçok insan benim yardımımla belirlemiş oldukları hedeflere ulaştılar. Artık birer yetişkin olarak birçok genç şimdi İtalyan üniversitelerinde istedikleri konularda eğitim almaktalar... Aralarından biri bir İtalyan’a aşık oldu bile. Öğrencilerimin arasında Japon, Zambiyalı ve Amerikalı papazlar da vardı!.. Yine benim yardımımla, şimdi kardinal cüppesini giymekteler ve kimbilir bir gün belki de papa olacaklar... Moravia okuyabilip, neden söz ettiğini anlayarak Mina’nın disklerini dinleyenler var öğrencilerim arasında. Hatta yıllar önce, Karakaya Barajı’ndaki bazı Kürt işçilere bile daha Türkçe konuşamazlarken İtalyanca öğrettim!!! Şu uzun hayatım boyunca birçok tatlı şey yaptım... Oysa, o az gülen ama çok çalışan sinyorla yaşadığım tecrübe benim bir şekilde hayatımı değiştirdi... Fatih’ten önce... Fatih’ten sonra... Bu ülkenin şeytana pabucunu ters giydirir nitelikteki medyası sayesinde, kısa zamanda herkes İmparator’a İtalyancayı öğreten sinyoranın ben olduğumu öğreniverdi... Ve yavaş yavaş, sokakta yürürken insanların bana farklı baktıklarını fark etmeye başladım... Bu, belli belirsiz bir izlenimdi; ama gözardı da edilemezdi, çünkü insanlar meraklı bir bakıştan ve bıyık altından şöyle bir güldükten sonra bana yaklaşıyor ve şöyle diyorlardı: "Siz... Şeyin öğretmeni... Değil mi?" Önceleri bu durum beni eğlendirdi... Ama işler bu şekilde gelişmedi... Artık benim yaşamımın bir parçası oldu. Ufak çapta bir eziyet! Sadece bu sebeple tanınıyorum ve insanlar sadece bu sebeple bana yanaşıyorlar. Oysa, biraz önce de dediğim gibi, şu uzun hayatımda birçok tatlı şey yaptım! Ama hiçbir şey bundan önemli olamaz; ben onun İtalyanca öğretmeniyim ve onun her zaferinde sansasyon yaratan her röportajında otomatik olarak ben sorulara boğuluyorum: "Ama Fatih Terim gerçekten öğrendi mi? Nasıl öğrendi? Nasıl bir öğrenci? Hâlâ konuşuyor musunuz? İtalya’ya gittiğinizde görüyor musunuz? Bana da on beş günde İtalyanca öğretebilir misiniz? ...vs. gibi."
Bana yakıştırılan bu yeni kimlikle, normal bir yaşam sürmeye çalışıyorum. Ama inanır mısınız,
bu hiç de kolay olmuyor. Ayrıca itiraf etmeliyim ki, birkaç aydır kendimde bazı gariplikler hissediyorum; futbola karşı müthiş bir ilgi duyuyorum...!!!
PAZAR


Karl Marx yine ‘in’ mi oldu?
KİM NE OKUYOR?..
‘İstenmeyen adamım’
‘Pis moruk’tan şiirler...
VİTRİN
‘İstanbul, benim anılarım’
Pabuç Asya’ya atıldı
Hırlısı yok hırsızı çok
‘Postmoderen Türkiye’
‘Kadın müşterilerimle yatarım’

The Right Stuff
Güzel kadınlar da mutsuzdur!
Müzik dinlesinler ki edebiyat konuşalım
Napoli’nin melodileri, yeryüzünün sesleri
O’nun sesiyle dönüyor dünya
Leonardo’nun şefi Selahattin Erdem
Dişi bekçi köpekleri ya da yeni feministler
Tül perde gerisinden bakış
Nazım Hikmet tartışması
F.Ö. / F.S. (Fatih’ten önce... Fatih’ten sonra)
"Salaklık Üstüne Deneme"
Elleriyle düşünen kadın
SAYFA BAŞI

|
|

|