05 Şubat 2001 Pazartesi




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




TV ve kadın...

     CNN Türk Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Boratav 1 Şubat tarihli yazım için Okur Temsilcisi'ne "düzeltme" göndermiş. Özetle şöyle:
     "Cerrahoğlu'nun iki sorusunu yanıtlamak gerekiyor. Birincisi 'Türk TV habercilik dünyasında karar mercii ve üst kademelerde niye hiç kadın yok?' Cerrahoğlu da bana katılacaktır, 'hiç' çok özel bir durum ve gerçeğe uymuyor. Yıllardır Ayşenur Arslan haber koordinatörü olarak bu mesleğe emek veriyor ve başarı gösteriyor. Ülker Göktürk haber müdürlüğü yapıyor. CNN Türk'te haber operasyonunun en tepesinde Çiğdem Anat bulunuyor, Türkiye Haberleri Müdürlüğü'nü Lütfiye Pekcan yürütüyor. İkinci soru: 'Niye Türkiye'de anchorwoman yok?' Aklıma gelen isimler: Gülgün Feyman yıllarca bu işi yaptı. Defne Samyeli'nin geldiği yerde neden bir 'anchorwoman' olarak kabul edilmek istenmediğini, bu bağnazlığı anlamam imkansız. Saynur Varışlı uzun zamandır haber bülteni sunuyor. CNN Türk'te Çiğdem Anat 'Son Durak'ta yakaladığı başarılı çizgiyi 'Ajans' bültenini 'anchor' ederek sürdürüyor. Cerrahoğlu'nun eleştirilerinin ruhuna ve mantığına büyük ölçüde katılıyorum, ama örnek olması, örnek olarak savunulması gereken hemcinslerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum..."
     Son cümleden başlayalım: "Örnek olması, örnek olarak savunulması gereken hemcinslerinin göz ardı edilmemesi gerekiyor..."
     Eleştirilerimin "ruhu ve mantığına büyük ölçüde katıldığını" söyleyen Sayın Boratav o "ruh ve mantık"tan nasıl böyle bir çıkarsama yapmış anlayamadım.
     "TV Haberciliği: Yalnız Erkekler İçin" başlıklı yazıyı tam da bu nedenle yazmıştım. Boratav'la tamamen aynı fikirdeyim. Hemcinslerim göz ardı edilmemeli. "21. Yüzyıl Televizyon Haberciliği"nin tartışıldığı toplantıya CNN'den Çiğdem Anat katılabilirdi. Ama orada yoktu. Bunun sorumlusu ben olamam.
     Yazımda konu ettiğim soruları Boratav'ın da bulunduğu bir platformda dile getirdim. Sorularıma Ali Kırca cevap verdi. Boratav yorum yapmadı. Batı ülkelerinde "anchorwoman"ın ne anlama geldiğini, o kürsüde bulunan herkes gibi, Boratav da en az benim kadar biliyor çünkü. Kırca nitekim "Barbara Walters"dan söz etti. Bizde bu türün - henüz - karşıtı bulunmadığını söyledi. Kimse çıkıp en büyük TV kanallarından birinde haber sunan Defne Samyeli için örneğin, "Bizim Barbara Walters'ımız da o!" demedi.
     Bu denebilir mi? Nixon'dan bu yana tüm ABD başkanlarıyla söyleşi yapmış bir "anchorwoman" Barbara Walters. Sedat ve Begin'le ilk ortak söyleşiyi gerçekleştirmiş. Castro ile ilk söyleşiyi yapmış. Hollywood'un altından girip üstünden çıkmış. Böyle bir gazetecilik geçmişi var. Milyon dolarlık kontratlara imza atıyor. Ve dünyanın en güçlü 100 kadınından biri. Tüm bunlar ileride Defne Hanım'ın da bir Walters olamayacağı anlamına gelmiyor. Kendisi daha genç. Önünde zaman var.
     Gazeteciliğe yıllarını veren çok değerli tüm diğer meslektaşlar ve "anchorwoman"lara gelince, sanırım onlar Walters'ın burada karşılığı olabilecek milyarlık kontratlara imza atmıyor.
     Bu nokta önemli. Yılda 7 milyon dolar alan Diane Sawyer örneğin, "erkek meslektaşlarıyla eşit görev için eşit ücret almayı, ekranda göründüğü süreden daha çok önemsediğini" söylüyor. Amerikan sisteminde çünkü bu, kadın - erkek arasında "eşit sorumluluğa eşit iktidar" anlamına geliyor. Gazetecilik ve popülaritenin ötesinde kadın gazetecilerin sahip oldukları "iktidarın" karşıtı oluyor o ücretler. "Bizde niye anchorwoman yok" derken bunu kastettim.
     TV haberciliğindeki kadın meslektaşları "hiçe saymak", "göz ardı etmek" niyetim olmadığı gibi, sorgulamak istediğim konu bu piyasada kadınlara niye erkek karşıtlarıyla eşdeğer bir konum biçilmiyor meselesiydi. Çok şey gibi bizde "anchorwoman" kurumu da mutasyona uğruyor.
     "TV habercilik dünyasında karar mercii ve üst kademelerde niye hiç kadın yok" derken "hiç" sözünü fazladan kullanmışım. Olabilir. Ama birkaç çiçekle bahar olur mu?
     Ayrımcılığı sorgulamaktan öte bir amaç taşımayan 1 Şubat tarihli yazım "o mu, bu mu" kişiselliğiyle yorumlanmamalıydı. Bu konu tabu mudur? Gerilmeden tartışamayacak mıyız?
     "21. Yüzyıl TV Yayıncılığı"nın konuşulduğu iki günlük bir toplantı tek "kadın TV habercisi" davet etmeksizin nasıl düşünülebildi? Bu mu 21. yüzyıl anlayışı? Sorgulanması gereken konu bu. Oradaki fotoğraf zaten her şeyi açıklıyor. Kimse bana alınmasın. Alınanlar "fotoğrafla" hesaplaşsın.
     
     nilcer@turk.net
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Bir sadrazam

Fikret BİLA
Öndenetim

Berrin Cankat
Metin Bey’e saygıyla

Nilgün CERRAHOĞLU
TV ve kadın...

Yılmaz ÇETİNER
Depresyon geçirmek ayıp mı?

Yasemin CONGAR
Tanıdık simalar, zıt kutuplar

Şükrü ELEKDAĞ
Koçaryan'ın beyanları

Yalım ERALP
Bush Bush'u yalanlıyor

Hasan PULUR
Affın başı, ortası, sonu...

Meral TAMER
Marka ol, 60 dolara hela fırçası sat

Tamer HEPER
Dairesi hasar görenler(1)

Osman ULAGAY
ABD mi kazanır, Avrupa mı?

Güngör URAS
Üretim artmadan kimsenin geliri artmaz

© 2001 Milliyet