Başbakanlık seçimi için sandık başına giden İsrailliler, Filistinlilere karşı sertlik yanlısı 'buldozer' lakaplı Şaron'a oy verdiler. Barak ayrılıyor
DIŞ HABERLER SERVİSİ
Ortadoğu barış sürecinin kaderini belirleyecek olan başbakanlık seçimi için dün sandık başına giden İsrailliler oylarını sağcı Likud Partisi lideri Ariel Şaron'dan (72) yana kullandı. Dün gece alınan sonuçlara göre Şaron, İşçi Partisi lideri ve Başbakan Ehud Barak'ı beklendiği gibi yüzde 19'luk oy farkıyla geride bırakarak ezici bir zafer elde etti. Zaferini yandaşlarıyla kutlayan Şaron, "İsrail yeni bir yola adım attı. Şimdi uzlaşma zamanı ve ulusal birlik hükümeti kurma zamanıdır" dedi.
İsrail TV kanalları dün gece Türkiye saatiyle 22.00 sıralarında Şaron'un seçimi kazanarak yeni başbakan olduğunu, sandık başı yoklamalarında alınan sonuçları da anons etmeye başladı. Buna göre, Ariel Şaron'un oyların yüzde 59.5'ini aldığı görülürken, Barak'ın yüzde 40.5'te kaldığı dikkat çekti. Bu sonuçların az farkla da olsa daha sonra açılan sandıklara yansıdığı görüldü.
Barak'ın şartı
Zaferini ilan eden Şaron, Barak'ı arayarak kurulacak yeni ulusal birlik hükümetine katılmasını istedi. Şaron'u tebrik ederken öneriyi geri çevirdiğini söyleyen Barak ise, yeni kabinenin kurulmasından sonra İşçi Partisi liderliğinden istifa edeceğini ve milletvekilliğinden ayrılacağını açıkladı. Barak yandaşlarına yaptığı konuşmada, yine de, Filistinlilerle müzakerelerin ilerletilmesi konusunda bir anlaşmaya varılması durumunda, partisinin Şaron hükümetine katılabileceğini söyledi.
Arafat'ın umudu
Şaron'un zaferi sağcı kesimde bayram havası estirirken, Filistinlilerde ise mateme neden oldu. Ancak Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat, temkinli davranarak, barış görüşmlerinin Şaron'un dönemde de sürmesini ümit ettiğini söyledi. Arafat'ın danışmanı Nebil Ebu Rudeyna ise, Şaron'la çalışmaya hazır olduklarını bildirdi. Ancak Rudeyna, kendilerini kaygılandıran şeyin İsrail hükümetleriyle imzalanan barış anlaşmalarına saygı gösterilip gösterilmeyeceği olduğunu söyledi.
Bu arada katılımın yüzde 62 oranında olduğu dünkü seçimlerde Barak'ın çağrılarına rağmen oyların yüzde 13'ünü oluşturan İsrailli Araplar sandığı boykot etmeyi seçerken, Yahudi yerleşimcilerin de Şaron'a oy verdiği bildirildi.
Oy verme işlemleri sırasında İsrail'deki başbakanlık seçimini protesto eden Filistinlilerle İsrail askerleri arasında Batı Şeria'nın değişik kentlerinde çıkan çatışmalarda çok sayıda Filistinli ve bazı askerler yaralandı.
Barışı tıkayan altı sorun
Bugünkü seçimlerin sonucunu doğrudan belirleyen İsrail - Filistin sorunu, Filistin topraklarında 1948’de İsrail devletinin ilan edilmesiyle başladı. Geri kalan Filistin toprakları da 1967 savaşıyla İsrail’in eline geçip binlerce Filistinli topraklarından edilerek mülteci durumuna düşünce iki ulus arasında şu temel sorunlar ortaya çıktı:
Kudüs’ün statüsü:
İsrail 1967’de Doğu Kudüs’ü işgal etti. Bölgede yaşayan 310 bin Filistinliye belediye başkanını seçme hakkı tanıdı. Fakat Filistinliler, Doğu Kudüs’ün bütününü istiyor.
Filistin’in sınırları:
Filistinliler, İsrail’in 1967’de ele geçirdiği tüm topraklardan çekilmesini istiyor. Bunların arasında Gazze Şeridi, Batı Yakası ve Doğu Kudüs de var. İsrail bunlardan sadece bazılarından çekilmeyi kabul ediyor.
Yahudi yerleşimleri:
İsrail, Batı Yakası’nda 170 bin Yahudi’nin yaşadığı üç büyük yerleşim birimini ilhak etmek istiyor. Filistin karşı çıkıyor.
Filistinli mülteciler:
Filistinliler, Batı Yakası, Gazze Şeridi, Ürdün, Lübnan ve Suriye’deki mültecilerin topraklarına dönmesini istiyor. İsrail ise karşı çıkıyor.
Silahlı Kuvvetler:
İsrail, Filistin’in sadece polis gücü kurmasına izin verirken, ordu kurmasına karşı çıkıyor.
Su paylaşımı:
Filistinliler, İsrail’in, Şeria ırmağındaki suyun yüzde 80’ini kullandığını belirterek, bunun daha adilce paylaşılmasını istiyor.
Sabıkası kabarık
DIŞ HABERLER SERVİSİ Bizzat İsraillilerin deyişiyle, dünyanın aynı anda hem "en çok nefret edilen", hem de "en çok sevilen" lideri olan Ariel Şaron yeminli bir Arap düşmanı olarak tanınıyor. Bir politikacının gerektirdiği en temel özelliğe sahip: Yani oldukça kalın bir derisi var. Çünkü sevilmek de sevmek de umurunda değil. Sadece kendi doğrularını tanıyor. İşte ona dünyanın gözünde "Sabra ve Şatilla Kasabı" unvanını veren de bu doğruları oldu. İsrail’in 1982’deki Lübnan işgali sırasında, hıristiyan milislerin İsrail birliklerinin gözü önünde Sabra ve Şatilla mülteci kamplarını basarak binin üzerinde Filistinli’yi öldürmesinden sorumlu olmakta sakınca görmemişti. Bunun sonucu, hakkında İsrail hükümeti tarafından soruşturma açılmış ve ardından da Savunma Bakanlığı koltuğunu kaybetmişti ama, Şaron bu yenilginin de altından kalkmayı bildi ve nihayet Likud Partisi’nin liderliğine kadar yükseldi. Sonraki ilk "büyük" işi de, geçen Eylül’de Filistinlilerin son derece hassas olduğu Haremüşşerif’i ziyaret ederek bugüne kadar 400’den fazla insanın ölümüne neden olan ikinci intifadayı tetiklemek oldu.
İş görme tarzı nedeniyle lakabı "Buldozer" olan Şaron’un tek politikası var: Filistinlilere "en azı verip" Yahudilere "en çoğunu koparmak".