07 Şubat 2001 Çarşamba




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Yeni bir günlük gazete, İmparator geliyor!

     Bomba gibi bir medya haberi. (Neler öğreniyorum görüyor musunuz?)
     Türkiye’nin müzik, medya, nakliyecilik, gıda, özellikle de fast-lahmacun sektörlerinde faaliyet gösteren önemli bir yatırım grubunun çıkaracağı günlük gazete, İmparator "yakında okurlarıyla buluşacak" (Reklam cümlesidir).
     Evet, Türk basını yeni bir günlük gazeteye kavuşuyor.
     Başında magazin basınının kıdemlilerinden Aykut Işıklar olacak, yeni girişimin patronuyla anlaştılar.
     Şaka sanmayın, İbrahim Tatlıses’in haftalık magazin gazetesi İmparator, uzun zamandır ortalarda pek görünmeyen ve kendini özleten gazeteci Aykut Işıklar’ın yönetiminde, yakında, günlük olarak çıkacak.
     Rakiplerine de geçmiş olsun, böylece ben bile hepsini atlatmış oldum.
     Haber bir yerlerde çıktı da görmedim mi yoksa?
     
RUMUZ TSK’DAN GÖZLÜKLÜ GAZETECİYE
     Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları bir web sitesi açtı.
     Genelkurmay Başkanlığı "Resmî sitemiz değil, bizimle ilgisi yok" dese de, siz bakmayın. Sitenin yazarları arasında korgeneraller bile var. Benim bildiğim askeriyede böyle işler, komutanın izni olmadan olmaz.
     Aman dokunmasınlar, çünkü savaşla, silahla, zor kullanmayla özdeşleşen askerlerin insanî zaaflarını paylaştıkları, duygusal tepkilerini yazdıkları, hoş bir site olmuş.
     İşte bir örnek. Bir subay, oturmuş "Bayan Gözlük" diye hitap ettiği bir kadın gazeteciye, açık açık ve uzun uzun ilanı aşk ediyor: "Yıllardır basında izlediğim bir yazara olan ilgimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Köşesinde siyah gözlükleriyle, hep gülen yüzü beni etkiledi. (o resimdeki hal gülmeyi biraz aşar ya neyse!) Hep tanışmak, bu duygularımı iletmek istemiştim... Size niye yalan söyleyeyim, uçuk fikirlerine vuruldum. Önemli bir feminist, dik başlı, aynı zamanda hümanist. Tatlı mı tatlı bir bayan. Ancak erkeklere pabucu ters giydirir... Duysun ve artık bekârlık partileri düzenlemeye gerek olmadığını anlasın... Zaman boşa geçiyor, yaş ilerliyor. Bu aşk artık vuslat istiyor. Onu mutlu etmek, uçuk ve natürel fikirlerini dinlemek, dizinde uyumak istiyorum".
     Âşık subay, Gözlüklü Gazeteci’ye vaatlerde de bulunuyor. Çamaşır, bulaşık, yemek... Bunları Hatice Hanım halleder, biz kedimizle şöminenin karşısında... çay içeriz, diyor. Dik başlı kadınları sevdiğini, hele hele yarım saat süslenmelerine bayıldığını söylüyor.
     Bir de ricası var: yırtık blucinini annemin önünde giyme, köylü kadın, seni çulsuz zanneder, diyor.
     Bakalım, önemli feminist, dik başlı, ama aynı zamanda hümanist gazeteci yazar bir cevap verecek mi?
     
Bir kıyafet önerisi daha
     Dün, Meclis’in kıyafet tüzüğü bahsinde "milletvekilleri parti renklerini taşıyan üniformalar giysin" diye takıldım ya, Aksaraylı bir Milliyet okuru, Oğuzhan Bozkurt, bir faks göndermiş, "Bizim milletvekillerine en yakışan kıyafet, tekvando elbisesidir" diye öneriyor.
     Katılmıyorum. Milletvekilleri tek tip kıyafetle sınırlanmamalı. Ben, Meclis’te çeşitlilikten yanayım.
     Tekvando kıyafeti tamam, dövüşçüler giysin. El ense çeken güreşçiler ne olacak? Silah atanlar, disk niyetine kül tablası fırlatanlar, ya boksörler?
     Herkes, yaptığı sporun üniformasını serbestçe giyebilmeli.
     Tam liberal ve çok sesli demokrasi ancak böyle yerleşir!
     
     (Not: Bu arada, dün, Fazilet Partisi yerine Refah diye yazmışım. Kapatma davasında delil olarak kullanmazlar inşallah.)
     
GİTMEYE GELDİM, GİTMEMEYE DEĞİL
     Fazilet Partisi’nin gelenekçileri, yenilikçileri ürkütmek için akla gelen her yola başvurdular. Devreye Yunus Emre’yi bile soktuklarını işittim.
     Necmettin Erbakan’a "Hocam! Hocam!" derler ya, şimdi bu hitabı bir beyit haline getirmişler:
     O hocamdır ben kuluyum / Dost bahçesi bülbülüyüm / Ol hocamın bahçesinde / Şad olup ötmeye geldim.
     Yenilikçiler, Yunus’un o şiirinin nasıl başladığını bilmezler mi:
     Benim burda kararım yok / Ben burdan gitmeye geldim.
     
     bcankat@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Türban yasağı

Melih AŞIK
Lahanasever...

Fikret BİLA
Baykal'ın çizgisi

Berrin Cankat
Yeni bir günlük gazete, İmparator geliyor!

Hasan CEMAL
Kudüs'ten: Barış da zor, savaş da!

Güneri CIVAOĞLU
Bölücülüğün yeni adı

Yalçın DOĞAN
Şalk'a yeni görev!..

Yalım ERALP
Osmanlı arşivleri ve Cumhurbaşkanı

Abbas GÜÇLÜ
Yabancı dili bırak Türkçeye bak

Doğan HEPER
Diasporaya cevap var

Sami KOHEN
Wiltonpark'ta Ermeni tartışması

Gani MÜJDE
Semra Sultan’dan memleket meseleleri...

Meliha OKUR
Kara parayla mücadele böyle olmaz!!!

Hasan PULUR
Slogan denince CHP!

Derya SAZAK
Mevlana gibi

Umur TALU
Yitik kentin İslam Abisi

Meral TAMER
Ezberlemeden içselleşir mi?

Tamer HEPER
Görüldüğü gibi değil

Metin TOKER
Öfke baldan tatlıdır, Türkiye bu işte haklıdır

Güngör URAS
IMF'nin enflasyonu % 28.3 Ayşe Hanım Teyzeminki % 52.0

Serpil YILMAZ
Açıklamalar ve ayrıntılar

© 2001 Milliyet