Size bir itirafta bulunayım mı?
Bendeniz İkinci Bahar'ın tadına varamayan ve izleyemeyen küçük azınlık içinde yer alıyorum. Ama başta kızım, çevremdeki pek çok kişi bu diziyi dillerinden düşürmedikleri için de "Neden bu kadar tuttu?" diye kafa yormadan edemiyorum.
Haldun Dormen'i geçen akşam bir televizyon programında izlerken, İkinci Bahar'ın neden bu denli tuttuğunu izah eden bir önemli ayrıntıyı daha yakaladım galiba. Cevat Fehmi Başkut'un Buzlar Çözülürken adlı oyununu Bir Kış Öyküsü adıyla sahneleyen usta tiyatrocu Dormen, "Biz de İkinci Bahar'daki gibi ezber yaptık" diyordu. Bu demek oluyor ki diğer dizilerde sanatçılar rollerini ezberlemiyorlar. Ne söylemeleri gerektiği konusunda sahne arkasından birileri onlara sufle veriyor. Eh o zaman da rolün kişinin üzerinde iğreti durması çok daha normal tabii... Aksi olsa şaşardım.
Motorola ve IBM'den biyoteknoloji yatırımı
Biyoteknolojinin uygulama alanları, yakın zamana dek tarım ve ilaç sanayiiyle sınırlıydı. Şimdiyse IBM, Motorola ve Compaq gibi teknoloji şirketleri de bu alana yüz milyonlarca dolar yatırım yapmaya başladılar.
Bilgi teknolojisiyle yaşam bilimlerinin evliliğinden doğacak yeni ürünler yolda. Örneğin IBM, bu alana 100 milyon dolar yatırım yapmış. Üretim teknolojisindeki deneyimini biyoçip üretmede kullanarak, gelecekte genetik biliminin liderliğine soyunacak olan IBM, tıpta rekabet avantajı sağlamayı planlıyor. Biyoçiplerin bildiğimiz yarı iletkenlerden farkı, organik moleküllerin kullanılması.
Motorola gibi şirketlerin amacı, fiyatı 20 dolar civarında olan tek kullanımlık biyoçipler üretmek. TÜSİAD'ın Biyoteknoloji Raporu'na göre biyoçipleri de bir çeşit bilgisayar gibi düşünmek gerekiyor. Normal bir bilgisayar nasıl binlerce matematiksel denklemi bir saniyede çözebiliyorsa, bir biyoçip de karmaşık bir genetik bilgiyi aynı sürede analiz edebiliyor. Hastanın DNA'sını şıp diye çözümleyebilen biyoçipler sayesinde hem hastalıkla ilgili gen, hem de hastalığa neden olan virüs, bakteri vs. anında saptanabilecek.
Bilgisayar, çip ve yazılım alanlarında faaliyet gösteren firmaların yöneldiği uygulamalar arasında biyoinformatik ürünler ve biyomateryaller de başı çekiyor. Bugün artık gen ve protein dizilerindeki çok geniş kapsamlı bilgilerin saklanması ve bu bilgilere kolaylıkla erişmek için bilgisayarcıların yardımı gerekiyor.
Biyomateryal alanındaki gelişmeler ise herhangi bir organımızı tedavi etmek ya da yenilemek için yeni seçenekler sunacak.
Gen mühendisliğinin henüz başaramadığı
Genetik mühendislerinin bugüne kadar başardıkları ve henüz başaramadıkları neler diye merak ediyorsanız, TÜSİAD'ın Biyoteknoloji Raporu'nda göz atabilirsiniz. Başarılanlar:
* Genetik yapıdan bir genin bulunması
* Bir organizmadan diğerine gen transfer edilmesi
* Bazı genlerin laboratuar ortamında çoğaltılması
* Gen üzerinde çeşitli değişikliklerin yapılabilmesi Başarılamayanlar:
* Tamamen yeni genlerin oluşturulması
* Yeni canlı türlerinin yaratılması
* Yeni organizmaya transfer edilen genin tüm etkilerinin tahmin edilmesi
Tüketici TV'de bilinçlenecek mi?
Sanayi Bakanlığı'nın 31 Ocak tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan tebliğine göre radyo ve TV'lerde bundan böyle tüketicinin bilinçlenmesine yönelik yayın yapılması zorunlu. Trafik, erozyonla mücadele ve sigaranın zararları gibi konularda benzeri tebliğler yürürlükte.
Tebliğe bakacak olursanız radyo ve TV'lerin haftalık yayın sürelerinin asgari yüzde 1'ini bu yayınlara ayırıyor olmaları lazım. Yüzde 1'lik oranı somuta indirirsek günde 14.4, haftada ise 100.8 dakika demek oluyor. Üstelik de 07:00 - 23:00 saatleri arası. Duy da inanma!
Zaten RTÜK yetkilileri de bu tür tebliğlerin kağıt üzerinde kaldığını kabul ederek diyorlar ki: "Bu konuda çok da sıkı bir denetim yapmıyoruz. Toleranslı yaklaşmayıp sıkı bir şekilde ölçmeye kalksak, belki de açık kanal kalmaz."
Keşke kağıt üzerinde kalacak tebliğler yerine, izleyeni can evinden vurup ekran başına mıhlayacak tüketici programları yapılabilse...