Tekerlemenin aslı şöyledir: "Öfke baldan tatlıdır / Madam Kayo haklıdır". Bu, yüzyılın başlarında Paris'te cereyan eden ve bütün dünyada yankılar uyandırmış, ansiklopedilerde hala yer bulan (Bk. Meydan Larousse) bir siyasi skandalın bizim gazetelerden halkın diline düşmüş pek hoş bir yorumdur. Joseph Caillaux Fransa'nın ünlü bir siyaset adamıdır ve 1914'te Bakandır. Le Figaro gazetesi, aleyhinde müthiş ve acımasız bir kampanya başlatır. "Belden aşağı", "belden yukarı" her türlü silahı kullanmaktadır. Bakan dayanamaz, istifa eder. Eşi Madam Caillaux, çantasına tabancasını koyar, gidip gazetenin genel yayın müdürü Calmette'i vurarak öldürür. Katil kadın tabii hapsedilerek mahkemeye verilir; fakat bu, yalnız Fransa'da değil, her yerde hararetli bir tartışmaya yol açar: Madam Caillaux haklı mıdır, haksız mı? Onu haklı bulanlar "Öfke baldan tatlıdır, Madam Caillaux haklıdır" diyerek görüşlerini savunurlar.
Yanılmıyorsam, Madam Caillaux beraat etmiştir.
Türkiye "Ermeni soykırımı münasebetsizliği" dolayısıyla Fransa'ya öfkelenmede Madam Caillaux'dan çok daha haklıdır. Bir defa, o kanunun Parlamentodan geçmesi ve yönetimin ona karşı çıkmaması pek süfli bir sebebe dayanmaktadır: Yaklaşan bir seçimdeki küçük oy hesapları.
Ancak "öfkenin baldan tatlı olması" Türkiye'yi, içine kendi hataları dolayısıyla düşmüş de bulunsa bugünkü, "domino teorisi"nin geçerlilik kazanması tehlikesinden kurtarmaz. Onun yolu, milletlerarası hukuku süratle harekete geçirme olarak görülüyor. Bunun "erkan"ını değerli bir Büyük Elçi, Gündüz Aktan, Radikal'deki yazılarında göstermektedir.
Her yumurta kendi sepetine
Yahudi soykırımını - Holokost - 2. Dünya Harbin'den sonra Nüremberg mahkemesinin "yeni bir suç" olarak nitelemesi sebepsiz değildir. İnsanlık tarihi, "benzeri" çok - ve acı, feci - olay yaşamıştır: Toplu kılıçtan geçirmeler, tek taraflı veya karşılıklı katliamlar, İnkaların / Kızılderililerin maruz bırakıldıkları muameleler, sonraları Kızıl Khmerlerin yaktığı insan dolu tarlalar, birbirlerini yok eden Afrikalı kabileler..
Ama bunlar, ancak "benzeri"dirler: 1940'ların bir gününde, Berlin'de, bir su kıyısında alınan "nihai çözüm" kararının uygulamasının benzeri. Şimdi Ermeniler, nihayet "karşılıklı katliam" veya "savaş faciaları" sepetine konabilecek yumurtalarını "genocide" sepetine sokuşturmaya çalışmaktadırlar. Boğaziçinde bir "nihai çözüm" kararı hiç alınmamıştır. Zaman, öfkenin balı geçen tadıyla oyalanmak değil, olayın adının o olmadığını en süratli şekilde milletlerarası hukuka tescil ettirme zamanıdır.