08 Şubat 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Yolsuzluk bürokrasisi

     Gün geçmiyor ki bir yolsuzluk haberi patlamasın. Biri sonuçlanmadan bir diğer yolsuzluk zinciri yakayı ele veriyor. Yolsuzluk çokluğundan operasyonları izlemek olanağı kalmadı. Hangi hayvan ismi hangi yolsuzluğu veya operasyonu temsil ediyor, anımsamak kolay değil...
     Balina, Buffalo, Akrep, Beyaz Enerji, Yüzde 20 Şükran, Yüzde 10 Sami, Enjektör, Devlet Tiyatroları, Türk Dil Kurumu, içi boşaltılmış bankalar...
     Bürokrasi, sanki yolsuzluk örgütüne dönüşmüş. Bir yerinden yakalarsanız en üst düzeye kadar çorap söküğü gibi geliyor.
     Hiç akla hayale gelmeyecek kurumlarda bile yolsuzluk zincirleri ortaya çıkıyor. Devlet Tiyatroları, Türk Dil Kurumu gibi...
     Nereye el atsanız elinizde kalıyor.
     Bu durum şu soruyu akla getiriyor?
     Türkiye'de yıllardır denetim yapılmıyor mu?
     Yapılıyor, elbette...
     Peki yapılıyorsa, bu nasıl denetimdir ki, her devlet dairesine bir rüşvet şebekesi yerleşmiş, normal mesai yapar gibi yolsuzluk yapabiliyor?
     Denetime karşın Türkiye'nin bu hale gelmesinin altında yılların birikimi, vurdumduymazlığı, yolsuzlukları koruma gayretleri yatıyor. "İş görülsün de o arada memur da yolunu bulsun" zihniyetini, "iş bitirici" yönetim anlayışı olarak yere göğe sığdıramayan siyasi zihniyetlerin yıllardır iktidarda bulunmalarının doğal sonucu bunlar...
     Devletin idari yapısını bozan ve bunu yaparken de her yeni düzenlemeyi bir özel hükümle denetim dışı tutan siyasi otoritelerin yol açtığı bir sonuç bu...
     Özal döneminden başlayarak son yıllara kadar bir mevzuat taraması yapılırsa devlet idaresini değiştiren, yeniden oluşturan veya parçalayan, kamu fonlarını bölen yasa, tüzük, yönetmelik düzenlemelerinin çoğunda, "Sayıştay denetimi dışındadır", "6l83 sayılı yasa kapsamı dışındadır" gibi ifadeler görürsünüz.
     Bu hükümlerin amacı kamu fonlarını ve onları kullananları denetim dışına çıkarmaktır. Türkiye yıllardır denetim alanını küçülten, yolsuzluk alanını büyülten Özalist modelin yönetiminde kalmıştır.
     Gerçek denetime açık olan kurumlarda bu tür zincirleme yolsuzluklar ortaya çıkmıyor. Ama nasıl olsa denetlenmeyeceği bilinen kurumlarda ve özellikle de KİT statülü kurumlarda mali özerklik bir yolsuzluk kaynağı gibi görülmekte ve kullanılmaktadır.
     Türkiye, bir idari reformla "işini bilen memur" zihniyetini süratle terk etmeli, KİT'ler ve fonlar, Sayıştay denetimine verilmelidir.
     Denetim yetkili, etkin ve yaygın bir hale getirilmedikçe bürokrasinin temizlenmesi çok zordur. Bu yapılmadıkça Türkiye'de yolsuzluk zincirinin sonunu getirmek kolay olmayacaktır.
     
     fbila@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Nakşibendi...

Şahin ALPAY
Coşan

Melih AŞIK
Atatürk'e inat

Fikret BİLA
Yolsuzluk bürokrasisi

Berrin Cankat
Benim de ve kurtul!

Hasan CEMAL
Arafat’tan Türkiye’ye destek çağrısı...

Nilgün CERRAHOĞLU
Devlet, asker, emir...

Yılmaz ÇETİNER
Saç tıraşı kaç milyon?

Güneri CIVAOĞLU
Süleymaniye ve Laisizm

Yalçın DOĞAN
"Fevkalade" ölüm

Abbas GÜÇLÜ
Tatilya = eziyet

Doğan HEPER
Erbakan'dan özür dileyin!..

Sami KOHEN
Bir bu eksikti

Meliha OKUR
Bugün IMF için ne yaptınız?

Zeynep ORAL
Akasyaları kesmeyiniz...

Hasan PULUR
İslam, üslubuyla gitti

Derya SAZAK
Fazilet ve seçim

Tamer HEPER
Çözüm yok

Güngör URAS
Mimarlara "İltifat olmayan yerde, marifette olmuyor"

© 2001 Milliyet