Akasyaları kesmeyiniz, gençleri öldürmeyiniz..."
Bir sergideyim. Dolaşıyorum. Gözlerim neye değerse değsin aynı sözcükler gelip yerleşiyor içime ve dilime: "Akasyaları kesmeyiniz, gençleri öldürmeyiniz."
Oysa ne sergiye girerken, ne de sergiyi dolaşmaya başladığımda hiç de aklımda yoktu Ceyhun Atuf Kansu.
Ama gelin görün ki, rengarenk bitkilerden oluşan heykeller arasında, meyvesiz, çiçeksiz, yapraksız ağaçlar arasında, küle dönüşmüş dallar ve volkanik kayalar arasında kurşundan oluşmuş kuşlar, ama yine de kanat çırpan kurşun kuşlar arasında dolaşırken ve en sonunda da, plastik polyester mavi mor buğday tarlasının önünde çakılıp durmuşken, yüreğimden ve dilimden çekip atamıyorum o sözleri: "Akasyaları kesmeyiniz, gençleri öldürmeyiniz."
Doğal olmayan bir doğada dolaşıyorum. Doğal olmayan ölümlerle, doğal olmayan kaybolmalara, doğal olmayan yok olmalarla, doğal olmayan acılarla kahrolunan bir ortamda çok mu tuhaf geldi size doğal olmayan bir doğada dolaşmam?.. Doğal olanı hızla tahrip ettiğimiz, doğaya meydan okuyup, şiddet gösterdiğimiz, doğayı açgözlülükle tükettiğimiz, doğayı hunharca yok ettiğimize göre, doğaya saygı ve sevgi göstermediğimize, doğayı korumadığımıza göre, neden olmasın!
"Akasyaları kesmeyiniz, gençleri öldürmeyiniz."
Baştan başlıyorum:
Serginin adı: "Arkadia". Yaşamı ve ölümü birleştiren mutluluk beldesi... Yaratıcısı heykeltıraş Suzy Hug Levy. Milli Reasürans Sanat Galerisi’ndeki sergiyi fabrika atıklarından, alüminyum borulardan, dökme kurşundan ve pleksiglas, polyester gibi yapay maddelerden oluşturmuş. Yok ettiğimiz doğayı, yaratıcılığıyla, sanatçı gücüyle yeniden yaşama katmış. Hem de olağanüstü bir estetik anlayışla.
Bir yandan doğayı tahrip etmemize isyan ediyor, yeter diye haykırıyor, durun diyor, durun böyle plastik bahçelerde, kurşun, alüminyum ormanlarda, siyah beyaz kayalar ağaçlar arasında mı yaşamak istiyorsunuz diyor; öte yandan da yarattığı estetikle bir umut oluyor. Yaşamdaki her estetik an, bir umut değil midir! Her estetik an, yalnızlığımızı azaltmaz mı! Üstelik kuşlar, kurşundan da olsa, uçuyorlardı. Bu da belki bir umut değil mi!
"Akasyaları kesmeyiniz, gençleri öldürmeyiniz."
Geriye kaldı, içimden söküp atamadığım bu sözler... Ceyhun Atuf Kansu, Milliyet Sanat Dergisi’ndeki bir yazısında yazmıştı:
"Yeryüzünden bir ağaç, bir ot, bir çiçek eksilmesin istiyorum bir çocuk, bir genç, bir anne eksilmesin istediğim gibi. Yaratıcı uygarlığın kuralı olmalı bu. Akasyaları kesmeyiniz, gençleri öldürmeyiniz. Altmış yılın eşiğinde bir ozan olarak istediği bu denli yalın, bu denli açık."
Bu çok etkileyici sergiyi görebilmek için iki gününüz daha var. Akasyaları kesmemek, gençleri öldürmemek için hiç mi hiç zamanınız yok!