IMF Avrupa Direktörü Michael Deppler, ‘Telekom satılamazsa üzülürüz ama bunun ille de dramatik mali sonuçları olmaz’ dedi
IMF Avrupa Bölümü Direktörü Michael Deppler dün küçük bir grup gazeteciyle düzenlediği telekonferans sırasında, Türk hükümetinin enflasyonla mücadele programı kapsamındaki uygulamalarını birçok kez övdü. Ankara ile Fon’un üzerinde anlaştığı program koşul ve hedeflerinde önemli sapmalar olmadığını vurgulayan Deppler, Türk Telekom’un özelleştirilmesi konusunda ise çarpıcı açıklamalarda bulundu.
IMF ile Fon arasındaki anlaşma kapsamında hedefin "Telekom’un satılması değil, satılabilecek hale getirilmesi" olduğunu söyleyen Deppler, uluslararası telekom piyasasının mevcut durumunu "zayıf" diye niteledi ve "Telekom’u satmak zor olabilir. Eğer satılamazsa tabii ki üzülürüz, ama bunun ille de dramatik mali sonuçları olmaz. Mali programın böyle sürprizlere karşı önlem marjları mevcut" dedi.
Deppler, Telekom’un satılamaması halinde Türkiye’nin 2001 yılındaki özelleştirme hedefini karşılıp karşılayamayağına ilişkin bir soruyu da, "Bu hedefin tutturulmasında bir risk olduğu aşikar" diye yanıtladı.
Deppler 2001 yılı özelleştirme hedefinin 6 milyar dolar olarak belirlendiğini hatırlatırken, bu paranın 2 milyar dolarının mobil telefon lisanslarından geleceğini, ancak kalan 4 milyar dolarlık bölümün sağlanmasının Telekom satılmadıkça güç olabileceğini belirtti.
‘HÜKÜMET KRİZDE GECİKTİ’
Türkiye’de uygulanan programın "çok sıkı" bir program olduğunu ve hırslı hedefler ortaya koyduğunu da belirten Deppler, enflasyon oranının geçen yıl hedeflenenin üzerinde gerçekleşmesinde, 1999 sonu ve 2000’in ilk çeyreğinde Türk ekonomisinin aşırı ısınmasının rol oynadığını söyledi. "Türk hükümeti ilk başta bu aşırı ısınmaya karşı önlem almakta gecikti, ama daha sonra program doğrultusundaki önlemleri aksatmadan uygulamaya başladılar" diyen Deppler, 2001 hedeflerinde de sapma olmayacağı tahmininde bulundu.
‘YABANCI SERMAYE GERİ DÖNÜYOR’
Deppler, Kasım 2000’deki likidite krizi sırasında Türkiye’den kaçan sermayenin yarısının geri dönmediğine ilişkin değerlendirmeleri hatırlatmamız üzerine ise, bu görüşe katılmadığını, yabancı bankaların Türkiye’deki iş bazını geniş çapta koruduğunu vurguladı ve krizden sonra Türkiye’yi terkeden sermayenin geri dönüş oranını da "üçte iki" diye açıkladı.