İlhan Selçuk yıllar önce bir dostunun ardından "İnsan gibi adamdı" demişti. Biz şimdi aynı söze sığınıyoruz: "İslam Çupi insan gibi insandı."
Ayşe - İslam çiftinin affına sığınarak bir "duygu izlenimi" aktarmak istiyoruz yılların ötesinden. İslam Çupi 5 - 6 yıl önce de ciddi bir hastalık nedeniyle hastaneye yatmıştı. Ayrılmış olduğu eşi (4 yıl önce yeniden nikahlanmışlardı) Ayşe koşup gelmiş, İslam yattığı sürece günlerce bir o yanında bir bu yanında çırpınıp durmuştu. İnsan yüreğinin tarifsiz titreşimleri gözlerine su zerrecikleri gibi pırıldayarak yansıyordu. Ayşe'nin sesindeki hüzün ve çaresizlik değil, aşk ve inançtı. İslam, yatağında bir anıt gibi yatıyordu. Ayşe'sine yaşam gücü veren bir aşk anıtı gibi... İslam, aşık olunacak adamdı, adam gibi adamdı.
İşte aşk bu, demiştik o hastane odasında. Beklenmedik anda, en olmayacak yerde çıkıverir ortaya. Camilerin duvar taşları arasından fışkırıveren incir ağaçları gibi... İslam'ın hastaneye son yatışında da Ayşe'nin halini saygıyla gözlemlerken yıllar öncesinin duyguları yinelendi içimizde.
Sevişme olanağına sahipken yaşanandan çok, sevişemezken yaşanandı asıl aşk.
* * *
Şimdi de bir "tanıklık" aktaralım izninizle.
1960'lı yılların Akşam gazetesindeyiz. Maaşlar 15 - 20 gün, bazen bir aydan fazla gecikmeyle bölük pörçük ödeniyor. Sonuçta duruma sendika müdahale ediyor; Akşam'daki üyelerle konuşulup anlaşılıyor. O zaman uygulanmakta olan 212 sayılı yasaya göre, çalışanların maaş ödenmesindeki gecikme için gün başına yüzde 5 zam isteme hakkı var. Bunu uygulamak için, maaşların verildiği gün herkesin bordroya tarih yazarak imzalaması kararlaştırılıyor.
Ücretlerin gecikmeli olarak verileceği gün geliyor. Paralar alınırken imzanın yanına tarih de yazılacak.
Sendikanın Akşam'da - yanlış anımsamıyorsak - 54 üyesi var.
Heyecanla sonucu bekliyoruz.
Sonuçta bakıyoruz ki, bordroya sadece dört kişi tarih yazmış.
Tarih yazanlardan biri İslam Çupi. Aynı İslam Çupi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin son ödülünü kazanan bir yazı yazdı.
O yazıyı cemiyetin çıkardığı Bizim Gazete dün yeniden yayımladı. O "İslam Çupi yazısı"nı bulup bir kez daha okumalısınız. İslam Çupi orada da tarih yazdı.
Bir şiir
Güzel Yazılar dergisinin son sayısından Hüseyin Dilmen'in dizeleriyle noktalıyoruz haftayı: "Yağmur yağıyor / Sen yağıyorsun ardından / Islanıyor içevimizde bir şeyler / Islanıyoruz ufaklık. // Özlüyorum / Al beni küçük düşlerine / Oyuncak bebekler yap oyna / Sonra at isterse kalbinin bir köşesine."