Dili sivri, kişiliği esprili. Kendisine "Taşra politikacısı. Çoğu siyasetçiyi cebinden çıkartır" diyorlar. Elbette İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Mehmet Yıldırım’dan söz ediyoruz. Politikaya atılır mı? Bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz şu, politikayı sever.
Gönlü yıllarca Demir Kırat’taydı...
Bu, hiç şaşmadı!
Ve 300 bin üyeli İTO’nun üçüncü dönemdir başkanı.
Gözlükçüsü, patates - soğancısı, bilgisayarcısı, KOBİ niteliğindeki küçük ve orta ölçekli işletmecisi Mehmet Yıldırım’ın başkanlık yaptığı İTO çatısında. Tabii ki bu büyük çatıda dev holdinglerin temsilcileri olduğunu da hatırlatalım.
Sizin anlayacağınız İTO cephesi diyor ki;
"Arkadaş biz ekonomide çok ağırlıklı bir kesimi temsil eden bir odayız. O yüzden tabanın sesi çok önemli."
Ya Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) cephesi? Onlar ne diyor, çok açık:
"Türkiye genelindeki odaların nabzı bizde atar. Herkes haddini bilmeli."
Eh, ne diyelim ve hemen zirveye dönelim.
TOBB Başkanı Fuat Miras, İTO Başkanı Mehmet Yıldırım’ı davet etmedi.
Ve kızılca kıyamet koptu.
İTO Meclisi "acil zirveyle" Ankara’ya farklı seslendi.
Peki bu noktaya nasıl gelindi? Onu açıklayalım.
Biliyorsunuz, üç yıllık bir IMF programına imzayı bastık. TOBB ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), geçen yıl programın ana damarı olan "enflasyonla mücadele" için birlikte elele verip "Türkiye enflasyonu yeniyor" programına başladılar.
Diyorlar ki;
"O kampanya aynı zamanda iş dünyasının nabzını elinde tutan TOBB’un siyasi tercihi de ortaya koydu. TOBB, hükümetin yanında..."
İpler koptu
Öyle ya, bir dönem bu ülkede TOBB Başkanları konuştu mu gündem değişiveriyordu! İşte politikacılar her zaman TOBB’u kollamak, nabzın hangi yönde attığını bilmek zorunda hissettiler kendilerini.
TOBB ve TİM bu programla ilgili olarak tercihini yapmıştı;
"Ekonomik istikrar için programla beraber hareket şart..."
İTO ise ayrı bir kulvarda; "Üretim ve ihracat olmadan bu iş olmaz..." diyordu.
Yani çıkış yolu, bakış açısı farklıydı. Bir de üstüne üstlük İTO Başkanı Yıldırım, "TOBB Başkanı olacağım" diye ortaya çıkınca sinirler iyice gerildi. İpler koptu.
Ve sonuçta gelinen noktada yollar ayrıldı.
İhracatçı bağırıyor. Üretici ağlıyor. Çarşı pazar keyif vermiyor. Ve biz enflasyon canavarının belini kırmak için uğraşıyoruz.
Şimdi soracaksınız, "Sonuçta yanlış olan ne?"
Açık söyleyelim, artık kimse kişisel kavgalarıyla işleri götüremez. Dönem beraber çözüm üretme dönemi.
Zirveye TOBB bir öneri getirdi.
Mali piyasalar yurtdışından 10 milyar dolarlık bir kaynak bulunsun. Reel sektöre aktarılsın...
İTO ise diyor ki;
"Yurtdışından borç aramaya ne gerek var? Vergileri artırmayın, sınır ticaretini geliştiri. İthalatı zorlaştırın. Ama programdan taviz vermeyin..."
İşte yaklaşım farklılığı bu.
Ancak İTO ile TOBB böyle çekişirken TİM cephesinde neler oluyor derseniz. Taban yaklaşımdan memnun değil. Muhalefetin sesi gür çıkıyor.
Çünkü şubat sonunda İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nde seçim var. Ve başkan Nuri Artok’a karşı aday çıktı bile. Kayaalp Ciner...
Kolay gelsin!
Son sözümüz; Zirve devam ediyor.
Galiba hiç bitmeyecek!