Parlamentoyu kutlamak gerekiyor; Ahmet Necdet Sezer'i Cumhurbaşkanı seçmekle ne denli isabetli davrandıkları gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor.
Halkının çoğunluğunun Sezer'e duyduğu güven de boşuna değilmiş.
Çankaya'dan dönen, "defin kararnamesi"nden söz ediyoruz.
Avustralya'da bir trafik kazasında damadıyla birlikte yaşamını yitiren Prof. Mahmut Esat Coşan'ın Süleymaniye Camii Haziresi'ne defnine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı Cumhurbaşkanı'nca imzalanmadı.
Sezer'in veto gerekçesi, her şeyden önce Anayasa'nın 10'uncu maddesindeki "Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" hükmüne dayandırılmış. Ayrıca kültür varlıklarının korunmasından, mezarlıklar ve Hıfzıssıhha yasalarına dek başka uygulamalara da gönderme yapılıyor.
Kamuoyu birkaç gündür Mimar Sinan'ın bile Kanuni'den uzakta gömüldüğü Süleymaniye Camii'nin niye Nakşibendi tarikatının özel mezarlığına dönüştürüldüğünü sorguluyordu. Siyasilerin oy hesabı bir yana, buradaki asıl günahın 12 Eylül sonrasında askeri rejime meşruiyet kazandırma çabasıyla Evren'e ait olduğu ortadadır. Nitekim, bugün nereye gömüleceği tartışılan Esat Coşan'ın kayınpederi Mehmet Zahit Kotku'nun Süleymaniye'ye defniyle ilgili izin Kenan Paşa tarafından verilmiştir.
Anayasa'da devrim yasalarının korunması bağlamında "tekke, zaviye ve türbedarlıklar ile tarikat ve cemaat unvanları" yasaklanırken 2000'lerin Türkiyesi'nde Laik Cumhuriyet'in tarihe gömdüğü kavramlar yeniden canlandırılıyor.
Erbakan'ın, tarikat şeyhlerine Başbakanlık'ta verdiği yemek 28 Şubat sürecinin başlıca gerekçelerinden biri olmamış mıydı?
Ecevit hükümetinin imzaladığı son kararname, Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerine bağlılığıyla bilinen DSP Grubu'nda derin bir düş kırıklığına yol açmış olmalı ki, Uluç Gürkan, tepkisini "Beni de Anıtkabir'e gömün" diye gösterdi.
Sahi o grup, Meclis'e başörtüsü ile giren Merve Kavakçı'ya karşı ayaklanan milletvekillerinden oluşmuyor mu? Ne değişti de Ecevit iki yıl sonra bu tür ödünlere ses çıkarmaz oldu?
Laik Cumhuriyet'i koruma görevi en başta hükümetin değil mi?
Başbakanlık'ta bu kararlar hazırlanırken, toplumun genel nabzı tutulmuyor mu? Ecevit adının, Evren'den, Özal'dan, Demirel'den bir farkı yok mu?
Kabinede Başbakan'a sürekli hata yaptıran kimlerdir?
Yusuf Bozkurt Özal da Süleymaniye'ye defnedilmişti savunusu, 28 Şubat sonrası daha rahat hareket edebilmek amacıyla yurtdışına çıkan tarikat liderlerine "devlet imtiyazı" tanımayı gerektirir mi? Fethullah Gülen de yarın aynı şeyi vasiyet ederse ne olacak?
Sezer de olmasa, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ayırımı gözetilmeksizin eşitliği ilkesini unutacaktık. Hukukçu Cumhurbaşkanı'nın farkı görülüyor!