09 Şubat 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Demirel gitti, Polisan ayağa kalktı

     Güney Afrika Cumhuriyeti'nde adeta "birinci Türk safari çıkartmasını" belgeledik. Zannederim bu kadar kalabalık bir toplulukla; aslan, leopar, fil, gergedan ve filin yaşadığı Mabula'da safariye çıkan başka grup yoktur.
     Bitlis Holding Yönetim Kurulu Başkanı Necmettin Bitlis, geçen yıl yine böylesine kalabalık bir bayi ordusuyla; New York, Washington, Atlantic City seferi yapmış. Polisan bayileri seneye de Meksika yollarına düşecek. Ancak bu gezinin gerçekleşebilmesi için Süleyman Demirel'in yeniden iktidara gelmemesi gerekiyor.
     Bitlis'in Demirel döneminde başına gelenleri bilmeyenler, bu yorum da nereden çıktı diye düşünebilir.
     Holdingin 1992'den 1998'e kadar yaşadığı ekonomik krizin ardından, dünyaya turlar düzenleyecek noktaya nasıl geldiğini bırakalım Bitlis anlatsın:
     "Bizim 37 yıllık bir kuruluş, 6 yıl boyunca bankalardan 1 milyon dolar kredi alamadı. Süleyman Demirel'e yakınlığı ile bilinen DYO boyalarının sahibi Selçuk Yaşar bize karşı savaş açtı. İki dava kazandım, bu yıllarda. İkisi de ictiat oluştu. Birincisi DYO'nun reklamlarında kullandığı "boyada birinci" sözünü kaldırttım, ikincisi de Marshall'ın bize açtığı patent davasını kazanmamızdı."
     Bitlis öyle dolu ki, "Marshall - CBS - DYO bir olup, piyasada aşırı karlı bir ortam yarıtıyorlardı. Asıl işimiz, bunlara boya hammadesi satmaktı. 1985 yılında boya sanayine girdik. 1986 yılında dönemin Başbakanı Turgut Özal, Bitlis Sigara Fabrikası'nın açılışına giderken uçakta, "Selçuk Yaşar'a dikkat et" diye uyardı, haklıymış. 1991 yılında Demirel iktidara gelince, bankalar bir olup, yılda 35 milyon dolar ihracat yapan Polisan'ın, 12.5 milyon dolar banka kredisinin üzerine yürüdüler. Kapımıza hacize gelen banka avukatları bile, Gebze'de 200 dönüm arazi üzerindeki tesislerimizi görünce utandılar. Bunları geride bıraktık. Geçen yıl boya pazarında yüzde 35 büyüdük ve 90 milyon dolar ciro gerçekleştirdik. Politikayla bir ilgim olmadı. Özal'dan da tek bir şey istemedim. Bizimle rekabet etmek yerine, siyasetteki yakınlıklarından doğan güçlerini kullandılar."
     Bitlis, Turgut Özal'ın hemşerisi. Özal, Bitlis'in 1982, 1986 ve 1991 yılında fabrikasını törenlerle ziyaret etmiş bir siyasetçi. Siyasetçi - işadamı ilişkilerine, Selçuk Yaşar ve Necmettin Bitlis çok iyi birer örnek. Zira Özal da iktidara geldiğinde Selçuk Yaşar aynı darboğaza girmişti.
     Şöyle bir TV dizisi çekilse, bir tarafta Selçuk Yaşar, öbür tarafta Necmettin Bitlis. Yalnız dizide Demirel ve Özal döneminde kamu bankalarında genel mürdürlük yapan yöneticiler de (Kaçak durumda olan Emlak Bankası Genel Müdürü Şükrü Karahasanoğlu da gelebilse!) yerlerini almalı. O zaman köşkte çevrilen filmleri, İkinci Bahar dizisi gibi heyecanla izlerdik hiç şüphesiz. Ne var ki köşk dizisinde, Kasap Melahat rolünü oynayacak bir yürekli bulamazdık.
     
Afrika'da insanlık onuru kazanıyor
     Nelson Mandela'nın 1994 yılında barışa izmza attığı, 43 milyon insanın yaşadığı Güney Afrika Cumhuriyeti'nden geliyoruz. Yanımda oturan yolcunun adı, Güneş Yılmaz.
     Bundan 20 yıl önce eşiyle, Güney Afrika'ya gitmiş. Kıbrıs kökenli. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, İç Mimarlık Bölümü mezunu. Güney Afrika'da bir inşaat şirketinde iç mimar olarak 10 yıl çalışmış. Mandela yönetimi şirketlere belirli oranda siyah çalıştırma zorunluluğu getirince, Yılmaz da işinden çıkarılan beyazlar arasında yerini alıyor.
     Şirket, Yılmaz'ı işten çıkartırken bir yıllık ek çalışma sözleşmesi imzalıyor. "1980'de Güney Afriya'ya geldiğimizde, (Trafikte bir siyah ezerseniz, korkmayın) derlerdi. O yıllarda siyahların şoförlük bile yapmasına izin vermezlerdi. Nerede pis iş var orada çalıştırırlardı" diyor Yılmaz. Güney Afrika halkının yüzde 75'inin siyah olduğunu da hatırlatayım.
     Bir başarı öyküsü gibi aktarıyor işinden çıkarışını: "Siyahlar arasında 10 yılda başırılı yönetici modelleri çıkmaya başladı."
     Yılmaz, şimdi uluslararası bir şirkettin pazarlama zincirinde yer alıyor. Zinciri, Türkiye'ye getirmek için de araştırma yapıyor.
     Mandela'nın ülkesinde çöp evler duruyor. Gelir düzeyi yüksek kesimden alınan yüksek oranlı vergilerle, (gelir vergisi yüzde 45'lerde) yoksullara kaynak aktarılıp, gelir ucurumu giderilmeye çalışılıyor.
     Yılmaz, son 7 yıldır demokrasiyle yönetilen bu ülkede, 20 yıllık maaş geliriyle 300 bin dolarlık bir ev sahibi oluyor, Türkiye'de yatırım yapmayı düşünüyor. Türkiye'de nitelikli eleman statüsünde çalışan binlerce insan ise, 300 bin dolarlık bir yatırımın hayalini bile kuramıyor.
     Ve bu ülkede çalışanlar, işten çıkartıldığını yemek fişi kesilince öğreniyor.
     
Çörtük raporu yolda
     Antalya Hava Limanı Yeni Dış Hatlar Terminal Binası ihalesi, 1996'da hazırlanan Başbakanlık Teftiş Kurulu (BTK) raporu mahkemelerden çıkan, "takipsizlik kararları" na itiraz eden, Başbakanlık Teftiş Kurulu (BTK) tarafından yeniden mercek altına alındı.
     Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 1997'de verdiği "Takipsizlik Kararı", ne hikmetse, Başbakanlığa, Ulaştırma Bakanlığı'na ve diğer idari birimlere 3 yıl sonra tebliğ ediliyor. Yazıklar olsun!.. Bakanlık itirazlarını sürdürüyor, sorumlularla ilgili olarak idari ve cezai işlemleri başlatıyor, raporun Başbakanlığı ilgilendiren bölümünü de BTK'ya havale ediyor.
     BTK'ın 4 müfettişinin konuyu bir yıldır araştırdığını, Kamuran Çörtük'ün Başkanı olduğu Bayındır ve Vakıfbank eski Genel Müdürü Fehmi Gültekin'den gelen açıklamaları yazmıştım.
     BTK'dan da açıklama geldi: "Müfettişlerden alınan bilgilere göre çalışmaların kısa sürede bitirilmesi planlanmıştır."
     BTK'nın açıklamasından bir önemli nokta daha var. BTK, ihalenin usülsüzlüğüne ilişkin iddialarına itiraz eden mahkeme kararlarının üzerine gidiyor ve 12 Ocak 2001'de davanın "yeniden görülmesi" için Adalet Bakanlığı'ndan "yazılı emir" çıkartılmasını istiyor.
     Adalet Bakanlığı'ndan ses yok!..
     
     syilmaz@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Din ve toplum

Melih AŞIK
Piyano zamanı

Fikret BİLA
Sezer'in kararı

Berrin Cankat
Metin Toker’in şubatları

Hasan CEMAL
Kudüs'ten: Barış için milli birlik hükümeti...

Güneri CIVAOĞLU
Acil servise...

Yalçın DOĞAN
CHP'de kendini aşma zamanı

Yalım ERALP
Büyüklük kompleksi

Abbas GÜÇLÜ
Meslek liseleri katlediliyor

Nail GÜRELİ
Tarih yazan Çupi

Doğan HEPER
Coşan'a karşı Nazım Hikmet

Sami KOHEN
Zaman daralıyor

Meliha OKUR
Kişisel kavga zamanı değil...

Hasan PULUR
Ecevit, o sözlerini tutanaktan çıkarmalı

Derya SAZAK
Sezer de olmasa

Umur TALU
N'apıyor bu cumhurbaşkanı?

Meral TAMER
Türk Dil Kurumu kusur kalırdı!

Tamer HEPER
Tazminat istenebilir

Güngör URAS
Piyasanın açılması "mümkün değil"

Serpil YILMAZ
Demirel gitti, Polisan ayağa kalktı

© 2001 Milliyet