10 Şubat 2001 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Büyükelçi, bakan ve güzel kadın

     Emekli ve çok renkli bir büyükelçiyle konuşuyorduk. (Yeni ve gözde köşe yazarlarından biri değil.) Söze orta yerinden girdi:
     – Eskiden, sefaretler yerli personel konusunda imsak ile hareket eder, titiz davranırlardı.
     (Merak etmeyin, tercüme ederek özetleyeceğim.) Dikkatli davranırlar, burada yerleşmiş yabancılardan, levantenlerden faydalanmayı tercih ederlerdi, diyor. Elçilik kadrolarına istihbaratçılar karışmasın, diye...
     Zamanla, elçiliklerdeki yerli elemanlar da çok değişti. Bu yüzden, bırakın büyükelçileri, başbakanların bile başına neler geldi. Kadın danışmanları, sekreterleri yüzünden istifa etmek zorunda kalan şansölyeler oldu Almanya’da.
     Bakın (büyükelçi anlatıyor) bu işler nasıl gelişir...
     Mesela yeni bir büyükelçi gelmiştir bir başkente. O ülkenin dilini de bilen, tecrübeli eski basın danışmanını görevden alır, yerine genç ve güzel bir hanımı getirir. Onun bir özelliği de, o başkentte çevre sahibi olmasıdır. Devlet ileri gelenleriyle, hatta bakanlarla arası iyidir. Çünkü o ülkenin insanıdır.
     Büyükelçi memnun, yeni danışmanıyla resmî davetlerde bile birlikte görünmeye başlar. Hanım danışmanın, diyelim bir bakanla, gizli-açık yakın ilişkisine de itirazı yoktur. Taa, bu ilişki duyulup, bir skandala dönüşünceye kadar.
     Yaşlı başlı büyükelçinin kıskançlık krizleri geçirdiği söylentileri tam bu sırada yayılır. Sonra bu söylentiler, fokur fokur kaynayan dedikodulara dönüşür.
     Derler ki, ekselans, danışmanına âşık olduğunu, onun bir bakanla dedikodusu çıkınca fark etmiş. Deliye dönmüş. Kadın aslında, hem elçiye hem bakana mavi boncuk dağıtmaktaymış.
     Elçi, personelinin bakanla ilişkisi haberini yalanlamayı da ihmal etmez. İnanmayın, diyor bizim tecrübeli diplomat. Bunlar, gerçeği saklamak için yayılan haberlerdir. Çapkın bakanın "Yarın bu elçi gider, kadın benim başıma kalır" diye telaşa kapıldığı haberleri de aynı kaynaktan çıkar.
     Bütün bunlar, akıl karıştırmak içindir. Kim kimin adamıdır, anlaşılamaz hale gelir.
     Emekli ve tonton büyükelçi sustu, gülerek bana döndü:
     – Ne demek istediğimi bilmem anlatabildim mi, efendim?
     – Doğrusunu isterseniz... diye kekelemeye başladım.
     Keyifli keyifli güldü:
     – Gazetecilikte yeniyim, demiştiniz. Bunları yaşlı bir meslektaşınıza nakledin, bakalım ne diyecek.
     Dediğini yaptım. Aldığım cevap şu oldu:
     "Bana anlattığın gibi yaz. Korkma, sen anlamasan da, okurların anlayacaktır".
     
Mesut Yılmaz’ın çifte acılı gecesi
     68 kuşağı Sadık Gürbüz’ün türküsünü hatırlar. Davudî sesiyle "Ağzımda un ufak oldu dişlerim / Sıkmaktan / Tutmaktan soluğum tıkandı" deyişini...
     "Felaket gecesi"nde yanında olanlardan biri, "Mesut Yılmaz’ın halini görünce, Sadık Gürbüz’ün bu sözleri aklıma geldi" diyordu.
     Mesut Bey, çarşamba gecesini çok kötü geçirdi. Nene Hatun Caddesi’ndeki konutunda, birkaç kurmayıyla birlikteydi. Dişine yeni dolgu yaptırmış, doktoru "birkaç saat üstüne fazla basmayın!" demişti.
     Başta işler iyi gidiyordu, keyfi yerinde, gülümsüyordu Mesut Bey.
     Derken, darbe üstüne darbe yemeye başladı. Sinirinden dişini sıktıkça, dolgu yerinin acısını beyninde hissetmeye başladı.
     Bir ara, sinirleri yine gevşedi, biraz toparlanır gibi oldu...
     Ama öldürücü darbeyle yıkıldı: Galatasaray’ın ezeli rakibi Fener’e penaltı farkıyla yenilerek kupadan elenmesinin acısı, dişini bile unutturdu.
     (Üzülmeyin Mesut Bey! Ben Mahmut’tan bilirim. Bizim gazetedekiler de dahil, Galatasaray’yı yendiler ya, şimdi bütün Fenerliler buldumcuk olurlar. Sanırsınız ki Türkiye Kupası’nda finale kalmak, Süper Kupa’yı almaktan bile önemli!..)
     
İç çamaşırı reklamı
     Bir kere, "Konu sıkıntısı çeken senaryo yazarlarına işte bir teklif!" demiş bulundum. Şimdi:
     – Aman Berrin Hanım bana bir konu, diyen reklamcı arkadaşı geri mi çevireyim!
     Demek reklamın konusu, erkek ve kadın çamaşırları...
     Bu bir kaçamak hikâyesi olsun. Evin beyi, eşinin şehir dışında oluşundan faydalanmaya kalkmış, diyelim. Kime benzesin?.. Çapkınlığı hiç yakıştıramayacağmız birine... Ben, bir politikacı derim. Ufak tefek, ama canlı ve sevimli bir adam olsun. Karadeniz uşağı, diyelim.
     Eşi apansız eve dönünce, bir de ne görsün... Hem de salonda, sehpa bir kenara çekilmiş, orada halının üstünde... Kocasıyla alt alta üst üste olan kadını görünce büsbütün çileden çıkacaktır... Aman Yarabbi, insan bile bile, hem de canı ciğeri, en yakını... (Belli ki kadın yabancı biri değil.)
     Eline geçirdiği bir süpürgeyle, şaşkın ikiliyi bahçeye kadar kovalar... (Üzerlerindeki iç çamaşırın markasını artık nasıl gösterecekseniz...) Öfkeli kadın bir yandan da:
     – Hikmetinden sual olunmayan Tanrım, ben buna layık mıyım? diye dertlenmektedir.
     Beğenmediğinizi umarım! Bir daha mı, senaryo yazmaya tövbe! Benim işim değil bu.
     
MECLİS GEYİĞİ
     – Milletvekili maaşı yetmiyor artık. Akşamları ikinci bir iş yapıyoruz...
     – Sahi mi, nerede çalışıyorsunuz?
     – Torpil bulduk; Mudurnu Tavukçuluk’ta bir iş ayarladık.
     – Mudurnu mu? İyi de ne iş yapıyorsunuz?
     – Geceleri 10’la 12 arasında piliç yoluyoruz abi!..
     
     bcankat@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Eşitlik, laiklik

Şahin ALPAY
Haklı uyarı

Melih AŞIK
Piyano zamanı (2)

Fikret BİLA
Ekonomiye ince ayar

Berrin Cankat
Büyükelçi, bakan ve güzel kadın

Hasan CEMAL
Ramallah'ta bir cuma: Şiddetle barış...

Güneri CIVAOĞLU
Gölgeler

Serdar DEVRİM
Alo karne sendromu

Yalçın DOĞAN
"Kara Kasım" rüşveti

Abbas GÜÇLÜ
Öğretmenin feryadı

Doğan HEPER
İktidar pahalı "çözüm"e teslim

Sami KOHEN
Ortadoğu'da belirsizlik

Meliha OKUR
Gündemin adını siz koyun!

Hasan PULUR
Kılavuzu Fransız olanın...

Derya SAZAK
Çankaya

Umur TALU
Maruzatımız var

Meral TAMER
ABD üzerinden borç tasfiyesi

Güngör URAS
"Porgy ile Bess" İstanbul'da

© 2001 Milliyet