Eve karne getirdiğiniz günleri ne çabuk unuttunuz?
Notlar pekiyi oldu mu, içi içine sığmaz insanın, bir an önce göstermek ister karneyi. Kötü oldu mu, keyfi kaçar. Hele hele, karne spor toto gibiyse, boğazına bir düğüm çöker, günler öncesinden.
Çocukları şiddete mi alıştırdık, yoksa iletişim gelişti de eskiden duymadıklarımızı duyar mı olduk, nedir? Dayak korkusuyla evden kaçanlar, intihara kalkışanlar, iki kırık not için, 12 - 13 yaşında kendini ağaca asanlar...
*
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na bağlı bir İstanbul Çocuk Meclisi var, biliyorsunuz. "Çocukların karne sonrası yaşadığı, bazen sonu intihara kadar gidebilen bunalımları önlemek için" bu meclis bir "Alo Karne Sendromu Hattı" açtı. 30 Ocak son gündü ama görevlilerin dediği gibi "artçı şoklar hala sürüyor", yani tek tük arayanlar oluyor.
Mevlana İdris, Alo Karne Sendromu Hattı’nın sorumlusu. Bir haftada 500 müracaata cevap veren Mevlana Bey’in, işini ne kadar sabırla ve güleryüzle yaptığını, aşağıdaki müracaat örneklerinden anlayacaksınız:
Beykoz’dan bir veli, kızının 9 kırığı olduğundan şikayet etti. Lise 1’de okuyan öğrenciyi telefona çağırıp derdini dinledik. Biraz konuşturunca anlaşıldı ki, sınıftaki erkek öğrencilerle kavgalı. "Senin çalışmana mani mi oluyorlar?" diye sorduk, "Çocukları dövmekten, ders çalışmaya vakit kalmıyor ki!" dedi. İki çocuk aradı. "İntihar edeceğiz!" diye. Biraz konuşunca şüphelendim, rollerini çok iyi ezberlemişler... "Siz tiyatrocu musunuz?" deyince gülmeye başladılar. Bir özel radyodan arıyorlarmış, canlı yayında beni işletiyorlar. Aydın’dan bir çocuk aradı. Derdini dinledim biraz. Telefonu kapatmadan önce "Bir istek yapabilir miyim?" dedi. Ve benden... Kalehisar Kalesi türküsünü çalmamı istedi. Neyse ki, bildiğim bir türküdür. Ben söyledim telefonda çocuğa. Hoşuna gitti. Sadece masal, mani dinlemek için arayanlar oldu. Biz de anlattık. Bize akıl danışan ana babalar da oldu, tebrik eden eğitimciler de... Bu sene internet şikayetleri çok arttı. Bir kız çocuğu aradı "Kırığım var ama görme özürlüyüm de ondan..." diye bize mazeret bildirdi. Müsaadenizle, en güzel ve en masum telefonu sona sakladım: "Karnem kötü. İki gündür babannemde saklanıyorum, eve gidemiyorum. Bana yardım edin, ne olur!" "Notum kırık, asıl kalbim kırık!" diyormuş çocuklar. Dert etmeyiiin, düzelir. Haydi, rastgele!
Asıl imtihan
Üniversitede, yılın son imtihanı, felsefe. Yüzmüş yüzmüş, kuyruğuna gelmişler, ama canları da çıkmış. İki arkadaş bir haytalık yapıp, gece çok geç yatmışlar. Tabii sabah da kalkamamışlar. İçlerinden uyanık olanı, atladığı gibi fakülteye gitmiş:
- Hocam, arkadaşımla birlikte, ameliyat olan babaannemi görmeye gittik, pazar günü. Bu sabah erkenden yola çıktık ama yolda arabanın lastiği patladı, felsefe finaline yetişemedik.
- Peki, demiş tecrübeli hoca. Yarın sabah ikiniz için özel bir imtihan yaparım. Gelmemezlik etmeyin ha!
O gece, üç ayrı çalar saat kurarak yatmışlar.
Sabah erkenden fakülteye gitmişler.
Hoca onları iki ayrı imtihan salonuna oturtmuş.
Ve önlerine, tek sorudan oluşan imtihan kağıtlarını uzatmış:
- HANGİ LASTİKTİ?