12 Şubat 2001 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Beni karım giydirmedi
‘Esin’in dövmesi bedenimde’

‘Mesaj kaygılı’ sözleri ve şovlarını yıllarca seyredip, bir anda unuttuğumuz Cem Özer yine ‘sahnede’.. Hem de hayatın bıraktığı her türlü izi yüreğine sindirmiş halde...

     BULUŞMALAR / AHMET TULGAR

     Cem Özer’i 90’lı yılların büyük bir bölümünde nasıl bıkmadan seyrettiysek, ortadan kaybolduğunda da o denli çabuk unuttuk. Politik çıkıntılıkları, dayatmacı misyonerliği, programlarının sonuna eklediği kıssadan hisseli uzun öyküleri, uzun ceketleri, yani bütün gürültüsüyle çekip gittiğinde, bir diş ağrısını nasıl hatırlamak istemezsek, öyle unuttuk onu.
     Oysa şimdi televizyonun başına her geçtiğimizde böğrümüze yediğimiz tekmeler, göğsümüze basan ayaklardan öyle bir hale geldik ki o diş ağrısını bile özler olduk. O da zaten çok anlaşılır inadıyla ekranlara geri döndü. Üstelik şimdi pek de fena değil...
     
     O bir Formula 1 pilotu!
Şimdi yeniden televizyonda boy göstermenizi bir ‘come back’ olarak, dönüşünüz olarak mı görelim?
     Mesleğini uzun soluklu yapmak isteyen her sanatçıda zaman zaman dinlenme ihtiyacı olur. Yani pit stop; Formula 1 yarışlarında da öyle değil mi? Pit stop’a giriyor araç. Orada tabii kalış süresini ihtiyaca göre ayarlamak lazım. Mümkün olan en kısa zamanda yenilenip tekrar piste çıkmak lazım. Biz de lastikleri değiştirdik, yakıt tazeledik...
     
l Co-pilotu da değiştirdiniz...
     Co-pilot değişmedi. Çünkü Formula 1’de co-pilot yok ki, tek başınasın. Bir tek Allah’a güveniyorsun, onu da değiştiremezsin.
     
     ‘Beni yeni yeni anlıyorlar’
Bu dinlenme ama bilinçli bir seçiminiz değildi, mecbur kaldınız, değil mi?
     Benim isteğimle kader denk geldi ve iyi oldu. Aksi takdirde kaza yapacaktık.
     
Sizi televizyon seyircisi ya çok sevdi ya da nefret etti. Televizyonda reyting almak için biraz bu gerekiyor galiba...
     Tabii. Bu işini doğru dürüst yapan herkes için böyle. Beni daha önce antipatik bulan birçok kişiden şimdi çok olumlu tepki geliyor. "Abi ya, kusara bakma, biz galiba fark etmemişiz..." diyorlar.
     
Daha beterlerini gördüler çünkü...
     Benim söylediklerim zaman içinde hep çıkıyor. Ben hiçbir klik içinde yer almadım.
     
O sosyeteyi, kendilerini elit addeden insanları toplayıp, yakalarına rozetler takıp, toplantılar yapmanız bana biraz itici gelmişti. Bu belki toplumda bir tepkiye bile yol açabilirdi savunduklarınıza.
     Onların kaybedecek şeyleri çok olduğu için tehlikeyi daha çabuk fark ettiler.
     
     ‘Esin baskıcı bir kadındır’
Bence çok zengin birisi şeriat rejiminde de işini yürütür.
     Ben o zaman bir tehlikeye işaret ettim. 1994 yılında İstanbul belediye seçimleri sırasında bu tehlikeyi ortaya koydum. O zaman benim işaret ettiğim tehlike bugün ciddi anlamda tehlike olarak kabul ediliyor. O tehlikeye ilk defa ben işaret ettim.
     
Kıyafetleriniz ilgi görmesine rağmen Show - off, yani eski eşiniz Esin Maraşlıoğlu’nun firması zor durumda.
     Bilemiyorum neden kötü gittiğini, oraya sormak lazım.
     
Neden ayrıldınız Esin Hanım’dan?
     İşimi biraz daha özgür yapabilmek için.
     
Dominant, baskıcı bir kadın mıdır Esin Hanım?
     Dominant. Ben de dominantım.
     
     O hep duracak...
Esin Hanım’ın adını dövme yaptırmıştınız. O dövme hala duruyor mu?
     Duruyor tabii.
     
Ne yapacaksınız?
     Duracak.
     
Rahatsız etmiyor mu sizi bu dövmeyi görmek?
     Her seferinde "Ne yazıyordu burada" diye bakmıyorum ki.
     
     Hayatın izi kalıyor
Sonraki sevgilileriniz için pek hoş olmamıştır. Neyse, hayatın izlerini taşımaktan çekinmiyorsunuz.
     Dövme olmasa o izi taşımayacak mısın? Hangimiz hayatın izlerini taşımıyoruz ki.
     
Bir gün bu dövmeyi taşımak istemeyebileceğinizi düşünmediniz mi yaptırırken?
     Hayır, hatta dövmeyi yaptırırken, şöyle dedi dövmeci: "Abi, sormayacak mısın? İsim yazdıranlar genellikle ‘Çıkar mı?’ diye sorarlar." Çıkartmak istedikten sonra niye yapasın ki?
     
Erkek giyim tarzıyla oynamanız, o kıyafetler sizin fikriniz miydi? Çünkü Türkiye’de bazı kadınlar beraber oldukları erkekleri değiştirmeye, süslemeye bayılıyorlar.
     Tamamen benim seçimimdi. Farklı olmam gerekiyordu.
     
Beğeniliyor muydu o kıyafetleriniz, kat kat gömlekler, ayak bileklerine kadar ceketler, hadi tünik diyelim...
     Tabii. Çok büyük bir sermaye grubu benim açtığım bu kapıdan aldı başını gidiyor.
     
Siz mi çiziyordunuz o kıyafetleri?
     Mesleki sırları asla vermedim, vermiyorum.
     
Peki, esin veriyor muydunuz Esin Hanım’a?
     Herhalde yani.
     


 MAGAZİN


‘Esin’in dövmesi bedenimde’
Nouma Sergen’in tırnağı olamaz
‘Bizim asker’ Nispet’e indi
Cruise’dan Kidman’a 100 trilyonluk kazık
Ağabey -kardeş arasına kara kedi girdi


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet