Demokrat Parti iktidarını bir darbe ile alaşağı eden cuntanın en önemli isimlerinden biriydi rahmetli Alparslan Türkeş. 27 Mayıs sabahı onun tok sesi ile uyanmıştık. Bu ses uzun yıllar unutulmamıştı. Seçimle gelen 10 yıllık bir iktidar, Yassıada'da kurulan ihtilal mahkemesine sevk edilirken Alparslan Türkeş önemli bir görevdeydi, Başbakanlık Müsteşarlığı'na o el koymuştu. Ayrıca da ihtilal komitesinin genel sekreteriydi. "Düşükler" diye adlandırılan Demokrat Parti mensuplarının tek umudu Türkeş'ti. Çünkü Türkeş, CHP'ye karşıydı, özellikle İnönü'ye. Söylentilere göre, Alparslan Türkeş, 1944'lerde ırkçılık, turancılık davaları sırasında Emniyet Müdürlüğü'nün tabutluklarında işkence görmüştü.
250 bin dolar ne oldu?
Başbakanlık Müsteşarı'nın kasasından neler çıkmamıştı ki! Güya bir kadın külotu, cımbız faturaları filan, ama bunların sonradan oraya konulduğu anlaşıldı. Asıl önemlisi kasada örtülü ödeneğe ait 250 bin dolar olması gerekiyordu ki, o yoktu! Günlerce yıllarca dedikodusu yapıldı bu dolarların. Rahmetli Türkeş'e karşı olan grup, onu 13 arkadaşıyla beraber bir darbe ile görevden aldı. 14 ihtilalci subay dış ülkelere gönderildi, Türkeş de Hindistan'a yollandı.
Birkaç yıl sonra ülkesine dönen Alparslan Türkeş kendi fikriyatı etrafında Milliyetçi Parti'yi kurdu. İktidarlara ortak oldu; kapandı, açıldı, hep yeni kurduğu partilerin Başbuğu kaldı Türkeş. Bu kez Almanya'da onun adına bankalarda hesap açıldığı söylentileri çıktı. Parti eğer kapanırsa parasız kalmasın! Türkeş nasıl olsa bu paranın üzerine oturmaz, diye düşünüldü!
Ve nihayet her fani gibi Türkeş de vefat etti. Fakat resmi mal bildiriminin dışında hiçbir varlığı çıkmadı Başbuğ'un. Bunca yıl çalışmış önemli görevlerde bulunmuş herkeste olabilecek bir kısım emlak ve bir miktar para. Ancak, şimdi bakıyoruz anneleri ayrı, üç kızı arasında çıkan anlaşmazlık İngiltere'de bir bankada 1 trilyon 200 milyar Türk lirası karşılığı bir servetin yattığını ortaya koydu. İşin eğrisi doğrusu yakında anlaşılır.
Ben şimdi sadece 40 yıllık söylentileri anlattım...