Gazeteci Cüneyt Arcayürek, "Etekli Demokrasi" isimli kitabında, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başta olmak üzere bazı siyasetçilerle ilgili anılarına yer veriyor. Gazeteci Emin Çölaşan pazar günkü yazısını Arcayürek’in kitabına ayırdı ve "... Arcayürek bu konuşmaları yazmak için mi yapmıştı? Karşı taraf yazılacağını biliyor muydu? Yoksa bunlar yazılmaması gereken özel sohbetler miydi? Ya da bazı siyasetçilerin iddia ettiği gibi aslında hiç yapılmamış konuşmalar mıydı? Yani ortada gazetecilik ahlakına ve ilkelerine aykırı bir durum var mı?" sorularını sordu. Biz de bu soruların yanıtlarını almaya çalıştık...
Tuğrul Eryılmaz - Radikal Ek Yayınlar Yönetmeni
Güven suistimali
Bence gazetecinin hiç yapmaması gereken bir şey. Gazetecilikte önemli kurallar vardır. Okullarda okuturlar... Karşı taraf sana güvenerek söylemişse, yazılmayacağını biliyorsa, yayınlamak doğru değildir. Sıcağı sıcağına, sanki teybe almış gibi diyaloglar yazılmış. Hiç hoş değil. Çünkü bir şekilde, sana güvenerek danışmanlık yaptırmış. O zaman, "Orada ne işin var?" diye insana sorarlar. O kadar süre bunları bilerek nasıl kaldın? Ne yaptın?
Şimdi, "kamu yararı vardır, halk bilgilenmek zorunda" diyebilirler. Bunun için de zaman geçmesini beklersin. İlerde anılarını yazarken belki kullanabilirsin. "Demirel söyledi mi, söylemedi mi? Cindoruk yaptı mı, yapmadı mı?" Bunlar çok manasız hale geliyor. Yapılan temelinden yanlış ve güven suistimali.
Yapılan şey, ne bir gazetecilik harikası, ne de muhteşem bir hizmet! Herhalde reyting olduğunu düşündü ve bunu çıkardı. Etik değil. Zaten Cumhurbaşkanı’nın danışmanı olduğu zaman bence gazeteciliği noktalamıştı. İleride gazeteci olarak değil de, cumhurbaşkanının danışmanı olarak söyleyeceğini söyle.
Yavuz Baydar - Milliyet Gazetesi Okur Temsilcisi
Kamu yararı var
Siyasetçi veya bürokratlarımız arasında dürüstçe anılarını yazana pek rastlamadım. Örneğin, Erdal İnönü’nün anılarını ancak 10 sayfa okuyabildim. Arcayürek’in kitabıyla ilgili tartışmaya bu açıdan bakıyorum. Tespitlerim şu:
Birçok ülkede gazeteci, haber vermeden telefon görüşmelerini kaydedebilir. Notlar da alabilir. Bir sakıncası yok. Bu açıdan Arcayürek’in yanlış yapmadığı kanısındayım.
Kitaptaki konuşmaların diyalog formatında verilmesi bence doğru değil. Bence yazar, bu "ham madde"yi çok daha iyi işleyip, sadece can alıcı bölümlerini kitaba almalıydı. Okuru gereksiz detaya boğmuş. İtirazım biçimle ilgili. İçerikle değil.
Türkiye gibi kapalı bir toplumda, siyasilerinin bu kapalılık içinde binbir türlü entrika çevirdiği bir ülkede, içinde bir yığın bilgi bulunan bu kitabı yayımlamak, "kamu yararı" adına doğrudur. Kaldı ki, bir gerçek de var: Demirel, göreve aldığı kişinin nihayetinde mesleğe ihanet etmeyecek bir gazeteci olduğunu pekala biliyordu. Çok önemli idiyse, onun bunları yazmasını baştan engelleyecek bir önlem almalıydı.
Ayrıca, bir bürokrat da pekala anılarını yazabilir. Keşke bizim "büyüklerimiz" de hiç değilse yaşlılıklarında bir nebze dürüstlük ve özeleştiriyi içlerine sindirip, tarihe doğru bilgileri bırakabilseler. "Hatıra" geleneğine ihanet etmeseler.
Prof. Dr. Suat Gezgin
Gazetecilik değil
Samimiyetinize inanarak, düşüncelerimi aktarıyorsam, gizlice sesimi teybe alıp, söylediklerimi yayımlamanız doğru değil. Bu basın etiğine uymaz. Arcayürek, cumhurbaşkanının resmi danışmanıydı. Meslek etiği gereği dışarıya sızdırılmaması gereken konular vardır. Ben sizin danışmanınız olarak 5 - 6 yıl görev yapıyorum, sizden aldığım bulgularla kitap yazıyorum. Bu hiçbir etiğe sığmaz.
Gazetecilik tanımlamasının şemsiyesi altında yeralmayı da haketmediği çok açık. Hem mesleki etik, hem de toplumda geçerli olan genel ahlak kuralları açısından bu böyle...
Prof. Dr. Ünsal Oskay
Arcayürek izan sahibi
Arcayürek basının en bilgili, istihbarat bakımından da en geniş ufuklu kalemlerinden biri. Bütün bir ömrü genelkurmay, hariciye, başbakanlıkta etkileşim içinde geçmiştir. Ülkenin çıkarlarıyla ilgili bilgi ve izan sahibidir. Cüneyt Bey’in yazdıklarına anlayışlı olmak gerekir. Kaldı ki, birçok önemli şeyin, yıllarca kamuoyundan saklı kalmasından daha çok etiğe aykırı birşey de olabileceğini de sanmıyorum. Siyasal yaşamımızın yıllarca saklı kalmış yanlarının açıklanması yararlıdır. Demirel’in Arcayürek’in kitabındaki "Of the record" uyarısıyla söyledikleri, kitapta çıkınca rahatsız olduğu sözleri fazlasıyla şahsi şeyler.