"Borsanın yüzde 10’u gitti." Takasbank’taki açık hesap sayısı 2 milyon kişi... Sizin anlayacağınız açık hesap sayısını baz aldığımızda 200 bin kişi mağdur...
Öyle ya bürokratlar ve siyasetçiler konuşuyor: "T. Telekom satılamazsa THY, Tüpraş ve diğer şirketler var?" Şirketler var da, alıcı kim olacak? Yatırımcı mı kaldı sanki piyasada... Yanlış anlaşılmasın ama siz, gidin BDDK’yı kurun. Fakat sermaye piyasası ile ilgili düzenleme ayağını unutun. Olacak iş mi? Gelelim İhlas Finans cephesine:
Sayısı 6 olan özel finans kurumlarından (ÖFK) birisi, İhlas Finans, üç aydır incelendi, izlendi ve faaliyet izni durduruldu. Ne oldu da bu sürece gelindi?
Önce şu soruları soralım, sonra perde gerisindeki gelişmelere dönelim. İlk sorumuz SPK’ya; 2000 Mart’ından bu yana İhlas Finans’ta yoğun olarak yapılan satışlar kime aitti? Ayrıca büyük manipülatörlerin çok sevdiği İhlas Holding ve bağlı şirketleriyle ilgili inceleme yapılıyor mu? Bildiğiniz üzere işlem sırası kapanan şirket sayısı 15. Bunun arkasının gelmesi ihtimaline karşı, siz nasıl bir yol izleyeceksiniz?
2. sorumuz İMKB yönetimine:
Murad Kuran Menkul Değerler’in işlemleri takip edildi mi? Ve yatırımcılar cephesinden özel bir durumla karşı karşıya olunduğuna göre BDDK, gerek SPK ile bir koordinasyon kuruldu mu?
3. sorumuz BDDK’ya: ÖFK’lar "Bankalar Kanunu’nun" çatısı altında. Ve Mevduatı Sigorta Fonu kapsamında değil. Ancak halka açık şirketlerle ilgili tabloda düzenleme yapma işi size düşüyor. Bu konuda ne yapıyorsunuz?
Yatırımcılara gelince: Soğukkanlı olacaklar, sonra tasfiye masasına gidip isim yazdıracaklar. Ve en önemlisi olayın perde gerisi...
Tarikat - cemaat savaşı
İhlas Holding’in temelleri 1972‘de elden ele dağıtım sistemiyle ve mütevazı bir yapıyı kurmak üzere atıldı. Hüseyin Hilmi Işık’ın damadı olan Enver Ören, yurtdışında çalışan Türkler’den sağladığı kaynağı yurtiçindeki gönüldaşlarının gücüyle birleştirince büyüme kendiliğinden geldi. İkinci ayakta sisteme entegre olmak arzusu yatıyordu. Bankalarla yakın ilişki, siyasetçilerle sıcak diyalog, altın dönemi başlattı. Üçüncü ayakta ise halka açılmanın gücü keşfedildi. Ve kaynak için İMKB’de şirketler işlem görmeye başladı. Dördüncü kavşakta ABD’li danışmanlık devi McKinsey vardı. McKinsey, "Küçülün, şirketleri kapatın, riski azaltın" dedi. İşin çehresi değişti.
İhlas Finans’a gelince, ağırlıklı olarak inşaat ve enerji konusunda çalışıyordu. Enerjide işler karışınca sıkıntı da başladı. Ama bir farkla. Bu arada Kasırga Operasyonu başlamıştı. ihlas Finans’ın tepesindeki bir isim Ayhan Apak gözaltına alınmıştı. İşte rakipler bu noktada boş durmadı. Çünkü İhlas’ın çizgisi onları rahatsız ediyordu. Kimler mi? Al - Baraka Türk, Asya Finans, Kuveyt Türk, Anadolu Finans ve Faisal Finans... Ne mi yaptılar? Para çekilişinin hızlandığı bir dönemde önce 15 kişi şirketten ayrıldı. İhlas Finans’ın Bursa başta olmak üzere şubelerinde 10 milyon liraya karşılık çığırtkanlık yapanlar ortaya çıktı. Müşterilerin bir bölümü rakiplere transfer edildi. Ve İhlas Holding yönetimi duruma el koydu. Bu kişilerle ilgili soruşturma açılması için harekete geçti. Bu arada Türkiye’nin en büyük bankaları ve kurumlarıyla şirketleri satmak için görüşmeler sürdü. Sonuç alınamadı. Ancak SPK’ya yapılan kayıtlı sermaye tavanını yükseltme kararına izin çıktı. Ve nakit krizi büyüdükçe sıkıntı büyüdü...
Sonuç gördüğünüz gibi. Tarikat - cemaat kavgası da büyüdü. Sessiz ve derinden. Burada saptamayı biz değil İslamcı kesimden birisi yapıyor, ismi saklı: "İslami sermayeyi temsil edenler de kapitalist olma yolunda ilerliyorlar. Rekabetin kurallarını doğru yanlış öğreniyorlar."
Diyeceğimiz o ki; kurumlar kesin yaşamalı. Yatırımcılar, çalışanlar unutulmamalı...