
|


Nouma ve alkol
Ters Köşe / ERCAN GÜVEN
İki hafta önce "Şu Nouma’ya ısınamadım" diye yazdım; en bayağı elektronik postalardan, en büyük otoritelerin saygın kritiklerine kadar bir dizi protestoya katlanmak zorunda kaldım.
Neden?.. Çünkü, Nouma o hafta sonu iyi oynadı. Gol attı. Takımı sırtladı.
Basında "Bir deli 10 akıllıdan iyidir" yorumlarına bile rastlandı.
"Sömürge valisi gibi..." demiştim... Acemi foto muhabirinin şahsında dayak yiyen, tükürülen, küfür edilen, kafasına su dökülen ve orta parmak işareti ile bilgilendirilen medyamızın, adama ve gollerine tapınmasını görünce, eksik yazdığımı hissettim...
Neyse... Terbiyesiz Fransız yine rahat durmadı da, bu popülist yüceltme kesildi bari. Şimdi sağda solda okuyorum; Nouma psikolojik sorunluymuş... Ne yapalım burası tımarhane mi?..
Artık deli mi, terbiyesiz mi bilemem ama, yazılanlar arasında şu "Alkol" işine takıldım doğrusu.
Efendim, "İçki sorunu varmış" Nouma’nın...
Ne yani, soyunma odasında çilingir sofrası mı kuruyor bu adam?.. Ona, buna kafa atıp tükürürken sarhoş muydu yoksa?..
Lütfen bu vakada da içkinin "günahını" almayın. Biz ne içki içen insanlar gördük bu güne kadar. İçtikçe tatlı dilli ve cana yakın olan, en güzel besteleri, ışıklı tabloları yapan, güler yüzlü, iyi kalpli, duygulu, akıllı insanlar.
Mümkün olsa da, elleriyle yaptığı kanunda Dede Efendi geçmekle, şovalesinin başında dünyanın en güzel atlarını boyamaya başlamak arasındaki kadehlerine, doyulmaz sohbetlerini meze eden Erol Abi ile tanıştırabilsem sizleri.
25 yıl evvel, Beşiktaş fanatiği Şükrü Baba ile eküri olup, Beşiktaş Çarşısı’nda başlayan, Park Lokantası’nda Baba Hakkı’lı, Çengel Hüseyin’li masaya uzanan günlerimde gördüğüm, "içkiyi filozofluk dopingi" olarak kullanan muhteşem Beşiktaşlıları anlattırmayın bana lütfen...
O sevimsizlikler, içince sapıtanların içinde var. Ayrıca, hiç içki içmeden de yeteri kadar sevimsiz olanlarımıza ne demeli?..
Nouma’nınki ise; bir üçüncü dünya ülkesine tayin olan genç Fransız valinin şımarıklığı...
Tepki tabandan gelmedikçe valiler değişse de terbiyesizlik yolu daima açık kalacaktır.
N’oldu Trabzon’a En, öz, hakiki Trabzonsporlular’dan biri Doç Dr. Hakan Kulaçoğlu. Atadan, amcadan, doğuştan.
Kimileri durumu düzeltmek için neşter ararken, o, kulübünün sorunlarına kalem ile yaklaşmış. Bununla da yetinmemiş; yerel ve ulusal basında çıkan yazılarını kitaplaştırmış.
Adı; "Ameliyat masası"... Ama, narkoz yok, neşter yok.
Fikirlerin, analizlere sırt verdiği, eleştirinin zeka sosuyla lezzetlendiği kültürel ve sosyolojik açılımlı son dönem bir Trabzonspor tarihi sanki.
Daha bitiremedim, tadını çıkara çıkara okuyorum.
Şu minik alıntıyı ise, "n’oldu bu Trabzonspor’a" sorusunu sakız yapanların dikkatlerine sunuyorum:
"Koca bir kent maça dalıp karaya oturmuş. Ne Trabzon’un Trabzonspor’u, ne de Trabzonspor’un Trabzon’u kurtaracak hali kalmamış.... Bu kafayla gidersek, sıradan bir kulüp, sıradan bir kent olacağız. İki önemli varlığımızı sıradanlıktan kurtarmak için yapmamız gereken şey ise önce birey olarak kendimizi sıradanlıktan kurtarmak..." (Bir Şehir Maça Dalınca / 30 Eylül 2000)
Bilgi’li Genç, enerjik, özgüven sahibi ve otoriter... Bu meziyetler, genlerine "kulöluk şifresi çentilmiş tribünlerce "Osmanlı torunu" tarafından baştacı edilmek için yeter de artar bile.
Fakat bir "ulufe" az gelir, "fetih" gerçekleşmez, rüzgar tersine dönerse, 77 yıllık cumhuriyetçiliğimiz derhal baskın çıkar ve tüm bunlar, aleyhine delil olarak kullanılır kişinin...
Genç ve tecrübesiz... Enerjik ve acul... Özgüven sahibi bir ukala... Otoriter despot oluverir insan; Sn. Serdar Bilgili gibi...
Beşiktaş Başkanı ile, "İnönü Stadı’nda asılmak" hadisesinin mecazi anlamda gerçekleşmesi arasında, ya bir "Fenerbahçe Zaferi" var şimdi; ya da Başvezir Scala’nın "kellesi"...
Çünkü, bizim insanımızın "isyanı" da "itaat’i kadar kesin ve sorgusuzdur. Saygı ile nefret, hürmet ve kızgınlık, daima kol koladır.
"Teşbihöler yüzünden kimse bize kızmasın. Bu format, bizzat genç, enerjik, özgüven sahibi ve otoriter başkanındır.
Son sürat Galatasaraylı Fatih’in ehliyetine polis tarafından el konuldu. Her ne kadar gerekçe, "emniyet şeridinde seyir" olsa da Fatih’in zaman zaman alçaktan uçtuğunu medya mensupları iyi biliyor. Mesela, Galatasaray’ın genç futbolcusuna göre kendisini transfer etmek isteyen birçok kulüp arasında, tarihinde hiç yabancı futbolcu almayan Athletic Bilbao da bulunuyor.
Şekspir Komser Şekspir... Yönetmen Napolyon...
"Para, para, para" diyen Sinan Çetin, horlanan, dövülen, hakaretlere uğrayan kameramanları "hırsız" yerine koyarak bir "ilk"e daha imza attı.
Meslek kuruluşları "ahbap çavuş" hoşgörüsünden sıyrılıp yaptırım uygulamazsa, yakında spor medyası da antrenmanlardan Afrika’daki elmas madenlerinin zenci işcileri gibi sıkı bir aramadan sonra çıkarılırsa şaşırmayın.
Provokasyon Türkiye Kupası maçının nerede oynanacağı konusu tam bir provokasyona dönüştü. Fenerbahçe cephesinden "Diyarbakır’da oynayalım" teklifine Gençlerbirliği başkanı İlhan Cavcav’ın "ret" yanıtı, durduk yerde Güneydoğu insanının canını sıktı. Görüyorsunuz, işin içine para girince ne ilke kalıyor ne ülke...
İçişleri Bakanı Saadettin Tantan da diyordu ki, "Hasılatı da Diyarbakırspor’a bırakın"
Tantan nerede, onlar nerede?..
SPOR


SÖKTÜK ALDIK: 1 - 0
Haftanın Analizi
At yarışları
Avrupa Ligleri
Potada bugün
Play - Off'da puan durumu
Hidayet sessiz
Arçelik dondu: 3 - 0
BEŞİKTAŞ İNZİVADA
Denizli’den son uyarı
EMRE INTER’DE
Almanlar’a büyük özlem
M.United berabere
Hasan Özer soyuldu
Nora’dan rekor
Fiorentina’da iki eksik
Tunus’un ayıbı
Gençlerbirliği, Konya’yı istiyor
Bravo Cim-Bom
Koş Jardel koş
Uğurlu hakem
Dokuz savaşçı
Nouma ve alkol
SAYFA BAŞI

|
|
|