15 Şubat 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




İcazet

     Ölen Nakşibendi tarikatı İskenderpaşa Cemaati lideri Prof. Dr. Esad Coşan'ın yerine oğlu Nureddin Coşan'ın getirilmesi, cemaat içinde tartışmalara neden oluyormuş. Oğul Coşan'ın ne babasının icazetine (onayına), ne de ehliyetine (cemaat lideri olmak için yeterli vasıflara) sahip olduğu, üstelik hanedan kurmanın cemaat geleneğinde olmadığı söyleniyormuş.
     Bunlar tabii cemaatin kendi bileceği şeyler... Hepimizi ilgilendiren konu ise, Coşan'ın Süleymaniye avlusuna gömülmesine ilişkin hükümet kararnamesiydi. Bu kararnamenin gerekçesi, elbette ki, bir demokrasinin en doğal unsurlarından olan, oy hesapları.
     Ama bir demokraside oy hesabı kadar, yalnızca hukuku uygulayan kurumlara da gereksinim var. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in kararnameyi imzalamayı reddetmesi, hiç şüphe yok ki, yurttaşlar arasında eşitlik ilkesinin korunması açısından son derece yerindeydi. (Tabii, iki defa seçilme olasılığı bulunsa, yani 5 + 5 formülü kabul edilmiş olsaydı Sayın Cumhurbaşkanı nasıl davranırdı, onu bilemeyiz.)
     Yine de Başbakan Bülent Ecevit'in sorusu yerinde: Nasıl oldu da aynı Sezer, İskenderpaşa Cemaati'nden rahmetli Yusuf Bozkurt Özal'ın Süleymaniye'ye gömülmesini öngören (ve öteki 5) kararnameye icazet verdi? Bunu da Sayın Sezer'in tutarsız davranışları hanesine yazabileceğimiz anlaşılıyor.
     Coşan'ın vefatı, gömüleceği yer, cenazesinin topladığı kalabalık, yerini alacak kişi ile ilgili tartışmalar, vs. şunları düşündürüyor olmalı: Nüfusun yüzde 99'u Müslümandır diyoruz, ama Türkiye'de İslam'ın olağanüstü çoğulcu bir yapısı var. Müslümanların büyük çoğunluğu Sünni . Önemli bir bölümünün de Alevi olduğu ancak son yıllarda kabul edildi. Sünniliğin de, Aleviliğin de çok farklı yorumları var.
     Sünniliği ele alalım. Bir yanda Sünni İslam'ın devletçe kayırılan, Diyanet İşleri Başkanlığı'nca temsil edilen resmi yorumu, öte yanda kökleri 9 ve 10. yüzyıllara uzanan, tasavvuf kökenli, halk yorumları olan tarikatlar... Bunların her birinin kendi içinde farklılaşan yorumları, ayrı cemaatleri var. Yalnızca Nakşibendi kökenli Nurculuğun Fethullahçılardan Aczımendilere kadar uzanan 10 farklı kolu bulunduğu ileri sürülüyor.
     Cumhuriyet'in kuruluş döneminin olağanüstü koşullarında tarikatlar laik rejime tehdit olarak görüldü ve yasaklandı. Demokrasiye geçişle birlikte, yasaklar devam etmekle beraber, tarikatlara karşı genellikle hoşgörülü bir tutum takınıldı. Çeşitli cemaatler de kendilerini yasaklara ve günün koşullarına göre yeniden yorumlayarak büyük bir değişim geçirmekte ve canlılıklarını korumakta.
     Ne yazık ki, elli yıllık demokrasiye rağmen devam eden yasaklar yüzünden İslam'ın halk yorumları olan tarikatları ve cemmatları ne yeterince tanıyor, ne de araştırabiliyoruz. Bunların 28 Şubatçıların iddia ettiği gibi laik rejime tehdit olup olmadıkları dahi anlaşılamıyor.
     
     s.alpay@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
CHP?

Şahin ALPAY
İcazet

Melih AŞIK
Dostlara selam

Fikret BİLA
Susurluk kararının anlamı

Berrin Cankat
Aşka dönüşen böbrek acısı

Hasan CEMAL
CHP'li yazı yazmanın dayanılmaz ağırlığı...

Nilgün CERRAHOĞLU
Bir kent, iki çehre

Yılmaz ÇETİNER
SSK'lı hastalanınca ne yapsın?

Güneri CIVAOĞLU
Sevgili ve GS

Yalçın DOĞAN
Hatay'da kuşlar uçak düşürecek!..

Abbas GÜÇLÜ
MEB'den Çankaya'ya 52 gün sonra cevap

Doğan HEPER
Çok komşu çok dert...

Sami KOHEN
İran ile yeni bir başlangıç

Meliha OKUR
"Oynanan oyunları" açıklamaktan korkmayın!

Hasan PULUR
Kaçak işçiler

Derya SAZAK
Truva uyarısı

Meral TAMER
80 milyarlık Seda Hanım’ın vergisi nerede?

Tamer HEPER
Kapkaççılık önlenemez

Güngör URAS
Deli dana

© 2001 Milliyet