15 Şubat 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Susurluk kararının anlamı

     Susurluk davasını sonuçlandıran İstanbul 6 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin verdiği kararın sanıkları mahkum etmesinin ötesinde mesajlar taşıdığını dün vurgulamıştık.
     İşlenen suçun ve ona isabet eden cezanın hüküm haline getirilmesi dışında, "hukuken gerekmediği halde" karar metnine konulan "değerlendirme" niteliğindeki ifadeler Susurluk konusunda yapılması gerekenler açısından yol gösteriyor.
     Mahkeme Başkanı Metin Çetinbaş ve üyeler Raşit Ergin Şeran ile Ali Tamer Targan'ın oybirliğiyle verdikleri karar ve Susurluk davasının savcılığını yılladır yürüten ve şu anda Başsavcı olan Aykut Cengiz Engin'in esas hakkındaki mütalaası birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin karar metniyle "Susurluk davası"nın burada bitmediğini söylemeye çalıştıkları anlaşılıyor.
     Örneğin kararda "ek eylemler" olarak tanımlanan suçların sayılmış olması, verilen mesajlardan biri. Ek eylemler şöyle sıralanıyor:
     "Halk arasında korku, endişe, panik yaratacak, adam öldürme, adam kaldırma, yağma, ruhsatsız silah taşıma, suikast silahları taşıma, sahte kimlik belgesi kullanma - kullandırma, firari cinayet sanıklarını ve kumarhane işletmecilerini kullanma, saklama ve çetesel faaliyetlere iştirak ettirme şeklinde gayri muayyen suçların işlenmesi amacının güdüldüğü..."
     
Özenle seçilmiş bu "ek eylemler" Susurluk davasıyla birlikte kamuoyuna yansıyan ve tartışmalara neden cinayet, adam kaçırma, kumarhane faaliyetleri, tefecilik olaylarıyla örtüşen eylemler. Mahkeme, bu davayla ulaşılamamış bu eylemlerin soruşturulmasına devam edilmesi anlamını yükleyerek kaleme aldığı kararında, bunun nasıl yapılacağını söylüyor. Diyor ki:
     "Unvanı, sıfatı, siyasi ya da sosyal konumu ne olursa olsun, suç işleyenler yargı önüne çıkarılıp hesap sorulmalıdır. Suç işleyip de siyasi, sosyal, idari, yasal koruma kalkanlarının arkasına sığınan, kalkanları muhafaza eden ve kaldırmayanlar unutmasınlar ki, adalet onlara da lazım olacak."
     
Kararda yer alan bu yöndeki ifadeler, soruşturmaların, yargının nerede tıkandığını da açıkça ortaya koyuyor.
     DGM bu anlamlı kararıyla dokunulmazlıkların kaldırılmasını talep ediyor. Susurluk zincirinin son halkasına kadar gidebilmesi için alınması gereken önlemleri tek tek sıralamış oluyor.
     Mahkeme yargıçları ve savcısıyla, oybirliği içinde Susurluk davasının önündeki engellerin kaldırılmasını istiyor.
     
     fbila@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
CHP?

Şahin ALPAY
İcazet

Melih AŞIK
Dostlara selam

Fikret BİLA
Susurluk kararının anlamı

Berrin Cankat
Aşka dönüşen böbrek acısı

Hasan CEMAL
CHP'li yazı yazmanın dayanılmaz ağırlığı...

Nilgün CERRAHOĞLU
Bir kent, iki çehre

Yılmaz ÇETİNER
SSK'lı hastalanınca ne yapsın?

Güneri CIVAOĞLU
Sevgili ve GS

Yalçın DOĞAN
Hatay'da kuşlar uçak düşürecek!..

Abbas GÜÇLÜ
MEB'den Çankaya'ya 52 gün sonra cevap

Doğan HEPER
Çok komşu çok dert...

Sami KOHEN
İran ile yeni bir başlangıç

Meliha OKUR
"Oynanan oyunları" açıklamaktan korkmayın!

Hasan PULUR
Kaçak işçiler

Derya SAZAK
Truva uyarısı

Meral TAMER
80 milyarlık Seda Hanım’ın vergisi nerede?

Tamer HEPER
Kapkaççılık önlenemez

Güngör URAS
Deli dana

© 2001 Milliyet