Ankara’dakilere bir hal oluyor. Son hovarda, anlı şanlı bir eski hâkim. Yüce makamlara çıkmış biri.
Böbrekleri sancılandı. Tedavi gördüğü hastanedeki güzel hemşireye yakınlık duydu. Ben haberi onun bir arkadaşından aldım.
– Böbrek sancısı masajla geçer mi, diye soruyordu. Biraz kurcaladım. Ankara’da bir Karanfil Sokağı varmış, ben hatırlayamadım. Hani MHP Genel Merkezi’nin bulunduğu sokak, dediler. Bir de otel varmış orada. Eski hâkim, yanında güzel hemşireyle birlikte bu otele dadanmış.
– Yok canım, o hemşireye kendi şiirlerini okuyordur, dedimse de arkadaşını inandıramadım.
Başbakan’ın topuğunu çiğnemenin cezası: zona
Ben, Rahşan Hanım’ın şikâyetini işitmiş, hak da vermiştim. Bülent Bey’in ayakkabıları perişanmış. arkadan topukları eziliyormuş, hani otomobil kullananların ayakkabıları da yamulur ya bu yüzden...
– Ne yapıyor, eğri mi basıyormuş yere?
– Yok efendim, Hüsamettin Özkan peşinden giderken, ha bire Başbakan’ın topuğuna bastığı için.
Derken, Hüsamettin Bey’in evinden bir haber çalındı kulağıma; onun eşi de şikâyetçi. Kocası, Başbakan’ın topuğuna basmayacağım diye seke seke yürümekten zona olmuş, sağ bacağının baldırı yara bere içindeymiş; üç aydır geçirememişler.
Devlet adamlarının ne akla gelmedik dertleri oluyor, değil mi?
Bakan mı doğru bilir, Fransız mı?
Türkiye’deki bor madenlerinin özelleştirilmesi tartışması gözünüzden kaçmış olabilir. (Özelleştirilsin köşesinde Devlet Bakanı Yüksel Yalova, özelleştirilmesin köşesinde Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel vardı. Sayıyla Gürel kazandı). Ama, konuyu çok dikkatle izleyenler vardı.
Saint-Gobain Fransa’nın en büyüğü, dünyanın da sayılı cam üreticilerinden. Cam elyafı sanayiinde de iddialı bir kuruluş. Dün, alelacele, Türkiye’de tanıdıkları bir işadamını aradılar.
Bunları niye mi anlatıyorum? Söyleyeceğim.
Saint-Gobain yöneticileri bu işadamına:
– Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in basına verdiği bir mülakatı duyduk. Sayın Bakan, bor madenini daha iyi değerlendirmek için "Bir cam elyaf tesisi kurabilsek, bor madenine yaklaşık yüz kat daha değer kazandırarak satmış olacağız. Bunu özel sektörle birlikte yapabiliriz" diyor. Bizim bilgilerimiz yanlışmış demek ki; bizi bilgilendirin lütfen, dediler.
Eski bilgileri neymiş?
Türkiye’de dev bir cam elyaf tesisi zaten var. Cam Elyaf Sanayii AŞ. 1973’te üretime geçmiş, o günden bugüne kapasitesini 20 katına çıkarmış küçük bir dev. Şişe-Cam Grubu’nun bir şirketi. Bu şirket, yılda 6 bin ton bor işliyor. Üretiminin % 80’ini ihraç ediyor.
Bir de "Bakan Bey’in, boru işleyerek yüz kat değerlendirme sırrı nedir? Dünyada böyle bir teknoloji yok..." diye soruyorlarmış.
Türk işadamı cevabı yapıştırmış:
– Ben sizin adınıza sanayi casusluğu yapacak değilim ya! Ticaret ataşeniz ne güne duruyor, açsın bakana sorsun!
Bizim işadamının tepesi atmış:
– Eti Holding AŞ’nin bağlı olduğu koskoca bir Devlet Bakanı’nın doğrusunu yanlışını araştırmak, Fransızlara mı kaldı?
Tosss!
ANAP ve DYP’deki "Eski MHP’liler" dava arkadaşlarına takılıyorlar:
– Sizin el işaretinin anlamı nedir? Nereden gelir?
– Simgemiz olan bozkurttan gelir, sanki bilmiyordun...
– Peki selamlaşırken kafa tokuşturmak nereden kalma?
– Kafa tokuşturmak diye bir şey yok...
– Tereciye tere satma da... Söyle bakalım, kafa tokuşturmak nerden çıkmış?
– Ne bileyim ben?
– Keçilikten oğlum, keçilikten!..