Her birinin acısı ve anlamı ortak ve farklı yönleriyle derin olan ölümleri art arda yaşadık. Geçen hafta İslam Çupi, Yılmaz Gümüşbaş, Vural Saygılı, Ahmet Kabaklı peş peşe, bu hafta Nezih Demirkent ve Kemal Diyarbekir.
Demirkent, basına damgasını vurmuş yarım asırlık dev bir çınar, bir büyük usta...
Büyük ustasını uğurlarken yaşamını yitiren Kemal Diyarbekir'in gidişi ise, basının bir başka gerçeğini vurgulayan bir "muhabir ölümü"...
Nezih Demirkent için - bizimkiler de dahil - neredeyse söylenmedik - yazılmadık söz kalmadı. Biz burada onun ardından yazmayı değil, onun yazıp ardına bıraktıklarından - yerimiz elverdiğince - alıntılar aktarmaya çalışacağız. Meral Tamer'in tanımlamasıyla basının "ombudsmanı"nın "Salı Yazıları"ndan kısa seçmeler:
* "Her gün topluma hizmet arzusuyla yayın yapanların meslek ilkelerine sahip çıkmaları beklenirken olmadık depremlerin yaşanması, gelecek yönünden önem kazandı. Mesleğin kuralları şimdi daha fazla önemsenir oldu. İletişimi sağlamak isteyenler, kendi işi dışında başka kaynaklardan destek aramamalıdır. Maksatlı yayıncılığın sonu yoktur, haberde manipülasyon yapmak sürekli hale gelirse tepki alacaktır ve medya önündeki yıllarda kendine yön aramayı sürdürecektir. Bu yolda birbirimize destek vermemiz gerekiyor. Her işin para kazanmak için yapılmadığını unutmaksızın haklı kazanç peşinde koşarak toplumu bilgilendirmeyi sürdürmeliyiz. Bizim işimiz bu kadar sıradan iş." (2 Ocak 2001) * "Gazeteler veya medya kuruluşları ortak bir yapıdır. Üretilen malda pek çok kişinin emeği bulunmaktadır. İsimleri bilinmeyen sayfa yöneticileri çok kere olay yaratan insanlardır, onları ve benzerlerini yok sayanlar kendilerini aldatmış olurlar. Değişimden söz edilirken olayın bütününe bakmakta fayda vardır. Doğruyu söylemek gerekiyorsa gazetecilik tükenmektedir ve yerini showmenler almaktadır. Halkın bundan mutlu olduğunu söyleyenler çıkabilir, ama gerçek böyle. Gazetecilik sahibinden muhabirine kadar değişiyor ve bizler hiçbir şey yapamıyoruz. Çünkü dünyada pek çok kavramın anlamı kalmadı." (16 Ocak 2001) Ve "son yazısı"ndan (6 Şubat 2001) birkaç cümle:
* "Saygın medya herkese gerekli. Güçlü medya gücünü devlete verdiği destekten veya ekonomik güçten değil, halktan alır. Çalışanların bunları bilmesinde yarar var. Kaldı ki; bu düzenin uzun ömürlü olmayacağı görüldü. Mesleği kendi çıkarları doğrultusunda sonuna kadar kullanmak isteyenler kaybetti. Mutluluğu bankacılıkta görenler sanık oldu, koca kurumlar sallanmaya başladı ve arınma dönemi henüz bitmedi. Mesleğin kurallarına saygı duyulursa meslekte başarılı işlere imza atılır, ondan ötesi kısa ömürlü olur. Bunu her gün görüyoruz. İsterseniz internet sitelerini izlemeye devam ediniz. Çünkü her şeyi yazmak mümkün olmuyor."
Bir şiir
Başkaca ölüm acılarını yaşamamak dileğiyle, Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Ölümden Sonra" şiirinden dizelerle noktalıyoruz haftayı: "Öldük, ölümden bir şeyler umarak, / Bir büyük boşlukta bozuldu büyü. / Nasıl hatırlamazsın o türküyü, / Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü, / Alıştığımız bir şeydi yaşamak."