19 Şubat 2001 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Yılmaz Erdoğan: İyi bir aşığımdır

Yılmaz Erdoğan, ‘Koşuyorum diye olimpiyata katılmam gerekmez’ diyor ancak pek çok konuda iddialı konuşuyor.

     BULAŞMALAR / AHMET TULGAR

     Magazin yazarı Şenay Düdek, en çapkın 4 erkek arasında Yılmaz Erdoğan’ı da saydı. Ama Erdoğan, magazin dünyasındaki yeri kadar politik kimliği ile de dikkat çekiyor. Ve Yılmaz Güney ve Sezen Aksu’dan sonra ilk kez o, hem geniş kesimlerin hem de sol elitlerin ilgi alanına bir popüler kültür figürü olarak giriyor.
     
     ‘En iyisi benimki’
Vizontele’ye kadar neden hiçbir filmde oynamadınız?
     Son dönemde bütün filmlerden teklif aldım. Ama benimki kadar iyi bir senaryoyla da karşılaşmadım açıkcası. Aslında salt oyuncu olarak da bir filmde yer alabilirim tabii ki. Fakat bu film benimkinden iyi olacak.
     
Filmin maliyetini çıkardınız mı?
     Bu film maliyetini çıkarır. Şimdi bu kadar konuşulan, bu kadar gürültülü koparmış bir film... Seyirci bizim ekibimizi seviyor. Bu hem çok iyi bir şey hem de çok tehlikeli bir şey. Herhangi bir ekipten beklediğinden daha çok şey bekliyor bizim ekipten. Ama ektiğini biçiyor insanlar tabii.
     
Bir kısım seyirci bölgedeki politik gerilimin filme pek yansımadığı yolunda itirazlarda bulundular.
     Meselenin politik boyutu çok önemli. Ancak ben bunu anlatmak istemedim. Bunu anlatmak istediğim başka bir hikaye yazdım çünkü. Ve bu Ankara’da geçiyor. 78, 79 ve 80’i kapsayan bir hikaye.
     
Ankara’daki Yılmaz Erdoğan politik olayların içinde miydi?
     Her zaman bağımsız bir duruşum oldu hayata karşı, çok politik akışların içine çok küçük yaşta girdim. 80’de cunta geldiğinde ben orta 2’ye geçtim. Ama bu fırtınanın içindeydim. Kimse beni ciddiye almıyordu ama ben kendimi çok ciddiye alıyordum. Taş atıyordum falan. Kaldırabildiğim taşların büyüklüğü çok ciddiye alınacak ölçüde değildi ama şimdi daha büyüklerini kaldırmaya çalışıyorum. Ama ben hep politikanın hem içinde hem dışında kalmaya çalıştım. Şimdi de öyleyim aslında. Ve çok sağlam bir Türkiyeli’yim. Kürt kimliğinden de Türk kimliğinden de eşit oranda beslendim. Sait Faik’in Yaşar Kemal için söylediği, "Türkler’in en Kürt’ü, Kürtler’in en Türk’ü" lafına yakın bir laf belki benim için de söylenebilir.
     
     ‘Eleştiri sevmem’
Filminize ilişkin övgülerin yanı sıra sert eleştiriler de aldınız.
     Biz ekip olarak çok yoğun övgüler aldık. Bu grafik bir yere kadar gider, sonra insanların canını da sıkmaya başlar. Bu genel olarak başarılı insanların kaderidir. Ama eleştiri bu işin bir parçası, yapılacak. Hiç kimse hoşlanmaz eleştiriden. Niye hoşlanayım ki eleştiriden? Haklı bile olsa... Boyunuz kısaysa ve bu sizi rahatsız ediyorsa, biri size "Boyunuz kısa" derse bu sizi mutlu etmez.
     
Bu boylara filan girdik. Bari...
     Girmeyelim boylara. (Gülüyor)
     
Boyla ilgili değil herhalde sizin kadınlar arasındaki popülerliğiniz.
     Hayır, "medium" bir insanım. Ne alsam, "medium" alıyorum.
     
Bir yere girdiğinizde kadınların size bakması hoşunuza gidiyor mu?
     Ya, şimdi ben bir yere girdiğimde kadın erkek hepsi bakıyor. Ama kimin nasıl, niye baktığını anlıyorum.
     
Sizin romantik şiirlerinizi okuyup size melankoliyle bağlanan kızlar magazin programlarında yaptıklarınızı görünce yaralanıyorlardır.
     Benimle derin bir şair ilişkisi kuran birinin daha da kırılgan olduğunu biliyorum. Gazetede bir haber çıkıyor, bana bir mesaj geliyor, "O şiirleri senin yazdığına inanmıyorum artık" diye. Hayranlık ilişkisi çok kırılgınlığa müsaittir. Hayran hemen vazgeçebilir, çünkü her onun her şeyini izler ve ona göre yaptığı ilk falsoda harcar.
     
     ‘Şiirde iddialı değilim’
Ama yine de sizin iyi bir aşık olduğunuzu farkedip, umutlanıyorlardır.
     İyi bir aşığım. Ve bir hayranın benimle kurduğu ilişki gibi bir ilişki de kurarım. Aşkın gereklerini karşı taraf da yerine getirmeli ama.
     
Kitaplarınız çok sattığı halde şairliğiniz eleştirmenler tarafından tartışmalı bulunuyor. Kızıyor musunuz?
     Şiirim doğaçlamadır. Ben şiirin mühendislik kısmına büyük mesai harcamış birisi değilim. Dolayısıyla, beni şair sayarlar, saymazlar, bu üstünde durduğum bir konu değil. "Umurumda değil" deyip hiçbir kesimi de reddetmek istemiyorum ama insanlar onları okumaktan çok zevk alıyorlar, o zaman da bir mesele yok. Koşuyorum diye, olimpiyatlara katılmam gerekmez.
     


 MAGAZİN


Yılmaz Erdoğan: İyi bir aşığımdır
‘Hemşo’lar birbirine düştü
‘Etek giymem GİYDİRİRİM’
Emel, Işılay Saygın’a 10 milyar ödeyecek
Üç gün bile boş kalmadı
Çikolata düşkünü
Taksim Maksim Gazinosu Emral Avşar'a teslim


 SAYFA BAŞI 








NEREDE YİYELİM
NEREDE İÇELİM
NEREDE EĞLENELİM



© 2001 Milliyet