Milliyet Sanat 15 Şubat sayısında, son aylarda toplumun her kesiminde hissedilen "can sıkıntısı" temasını işliyor
Milliyet Sanat, 15 Şubat sayısında da okurunun heyecanını, çarpıcı bir dosyayla buluşturuyor: "Canımız Sıkılıyor".
Türkiye’nin ekonomik ve sosyal anlamda yaşadığı darboğazın insanlar üzerinde yarattığı sıkıntıdan yola çıkarak hazırlanan dosyada "can sıkıntısı" bütün ayrıntılarıyla inceleniyor.
Kür ve Kızılok’tan...
İçeriğinden, mizanpajına, ele aldığı konulardan yazar kadrosuna kadar, iddialı bir değişim geçiren Milliyet Sanat, son sayısında, farklı ve özgün kalemlere yer veriyor. Galatasaray Üniversitesi öğretim üyelerinden Hülya Uğur Tanrıöver, CNN Türk’ten Başar Başarır, Psikiyatr Dr. Levent Küey birbirinden ilginç yazılarla can sıkıntısını anlatıyorlar. Uzun yıllardır hiçbir yayın organına yazmayan yazar Pınar Kür, ironik üslubu ve okuru tarafından vazgeçilmez olan kalemiyle Milliyet Sanat’ın 15 Şubat sayısında yer alıyor. Gençliğin son dönemlerde ilgiyle okuduğu iki isim, Ayşegül Sönmez ve Berrin Karakaş da can sıkıntısı dosyasını yazılarıyla genç ve farklı bir çizgiye taşıyorlar. Dosyadaki bir başka sürpriz ise besteleri, sözleri ve yorumculuğuyla yakından tanıdığımız özel bir müzik adamı: Fikret Kızılok. Milliyet Sanat’a can sıkıntısı temasında beş tane söz yazan Kızılok, müzikte can sıkıntısını müzikal bir dille ifade ediyor: "Sıkıntım, iki şekerli..."
Dosya kapsamında gençlere de söz veren Milliyet Sanat Dergisi’nde üniversite öğrencileri can sıkıntılarını anlatıyor. Dosyada can sıkıntısı çekenler için açılan mutluluk okullarıyla ilgili bir yazı da yer alıyor.
LEVENT KÜEY
Evrenİn içinde bir toz zerresi oluşunu sindirmeden, bireylerden bir birey olduğunu; yaşamına ne anlam kattıysa, yaşamının anlamının o olduğunu nasıl duyabilir ki insan. Varoluşumuzun sıkıntıları, çökkünlükleri, parçalanmışlıkları içinden güçlenerek çıkabilme olanağı var; üstelik harekete geçirilebilir bir olanak bu.
HÜLYA UĞUR TANRIÖVER
Eskİden, "Genç kızlar canım sıkılıyor demez; koca istiyor anlamına gelir" derlerdi! Çoğunlukla eve kapatılan genç kızların haklı sıkıntısı ve cinsel gereksinim sorunları bir yana, bu inanış bile kimlik sorunu ve değişimini ele verir: Eskilerde (Hoş ne yazık ki şimdi de önemli bir kısım için bu böyle !), bir genç kızın temel kimliği ailesinin (babası, annesinin) kızı olmasıdır ve bu alanda tek ve en temel değişim kocasının karısı olmasıyla gerçekleşecektir.
PINAR KÜR
(...)
Uyuyun, uyku güzeldir. Tehlikesizdir de. Kötü düşler görseniz bile, sabaha unutursunuz. Sabah kahvaltısından sonra kuşluk uykusu var. Öğlen yemeğinden sonra ise ikindi uykusu. Akşam yemeğinden sonraki deliksiz uyku var ya ertesi sabaha kadar... hangi çılgın sıkacakmış canınızı, şaşarım!