19 Şubat 2001 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Turancı dergisinde Bülent Ecevit şiiri

     Solcu Bülent Ecevit’in önce Mesut Yılmaz’la, sonra Devlet Bahçeli’yle bu kadar uyumlu çalışmasına en çok sosyal-demokratlar şaşıyor.
     Ne var şaşacak? Bülent Bey sosyal-demokrattır, ama milliyetçi duygularını asla kaybetmemiş, enternasyonalist olmamış bir Türk solcusudur. İşte (bir arkadaşımın internette keşfettiği) bir belge: Robert Kolej öğrencisi Bülent Bey’in 1 Şubat 1943 tarihinde (yaş 18) Gökbörü dergisinin 6. sayısında yayımlanan şiiri:
     Ben bilmiyordum, Gökbörü dergisi Turancılar’ın yayın organıymış. Kapak sayfasının altında bir Bozkurt amblemi, sayfanın üstündeyse, 2. Dünya Savaşı yıllarında Turancılar arasında çok moda olan bir slogan, "Her Irkın Üstünde Türk Irkı" yazılıymış.
     Gençlik coşkusuyla yazılmış bir şiirdir, mi dediniz? Herhalde!
     
Tuna
     Bir destanın yasları gibi yükselir
     Tuna kıyılarında Türk kaleleri
     
     Bu kalelere girme, belki ürkersin
     Taştan duvarlarında bu kalelerin
     Yarasaların kanat sesi parıldar
     Tarih içinde söndü artık kılıçlar
     
     Kalelere yaklaşma, belki korkarsın
     Baykuş seslerinde bir ağıt duyarsın
     Kale mazgallarının yüksekliğinde...
     
     Tuna kıyılarında Türk kaleleri
     Vidin, Silistre’den Mohaç’a kadar
     Tuna kıyılarında Türk Kaleleri
     
     Bayram sabahları bu burçlar üstünde
     Beyaz ay-yıldızlı albayrak çekilmez
     Ve Tuna’nın koyuca mavi göğsüne
     Sipahi akisleri bir bir dizilmez
     
     Bir yaslı günden beri güzel Tuna’ya
     Yabancı gelir bu aktığı toprak;
     Sabahları güneşin doğduğu yana
     Akar Tuna içinde hasret duyarak
     
     Sor Tuna’ya nedendir bir ağlayışı
     Kıyılardaki Türk kalelerinden
     Suyuna bir destan yazı vurunca!
     Sor Tuna’ya nedendir bu ağlayışı
     
     Baykuşun bütün gece öten sesinden
     Yüksek mazgallarda bir ağıt duyunca!
     
     Sor Tuna’ya nedendir bi ağlayışı
     Rüyasında bir TÜRK’ün aksi durunca
     
Yüce Meclis ve lahana turşusu
     "Hoppala! Bu ne biçim başlık" diyorsunuz, değil mi? Acele etmeyin, bana hak vereceksiniz!
     Geçenlerde Milliyet Yayın Koordinatörü Emre Oral, Yazı İşleri Müdürü Cenk Öz, yazar Serpil Yılmaz Ankara’daydılar. "Hazır Ankara’ya gelmişken, Meclis’e de uğrayalım" dediler. Tecrübeli muhabir Ayhan Aydemir uyardı: "Serpil Hanım, Genel Kurul Salonu’na pantolonla girmek yasak, biliyorsunuz..." Serpil, otele uğrayıp üzerindeki şık pantolon ceketi çıkardı, lacivert bir döpiyesle gitti Meclis’e.
     Dün, gazeteye uğradığımda bana Ankara’da çekilmiş fotoğraflarını gösterip, bu hikâyeyi anlattılar. Çimdiklenmiş gibi fırladım:
     – Bu ne perhiz, ne lahana turşusu, diye çığlığı basarak...
     – Gene ne var, neye kızdın?
     – Demek Serpil, "Meclis’e pantolonla girilmez" diye gidip etek giydi, öyle mi?
     
     – Evet!
     – Ee, Cenk’e kimse "Erkekler de Genel Kurul’a küpeyle giremez" demedi mi? Serpil’in pantolonu mu batmış o beylere?
     Haksız mıyım?
     
SİZ UNUTTUNUZ GALİBA, TÜRKİYE’NİN SEVGİLİSİDİR
     Türkân Şoray’la ilgili son haberleri, şimdi biri bir hoyratlık edecek diye içim titreyerek okuyordum. Şoray, bu sevimsiz tekerlemeyi hiç sevmem, ama "milletin gönlünde (sahiden) taht kurmuş" biridir, halkın bir sevgilisi...
     Buna layıktır, kalbinin kırılmasına benim de gönlüm razı değil.
     Bir aşk masalının simgesi olan Bebek sıtlarındaki villayı, çirkin miras kavgalarına konu eden delikanlıyı ayıplıyorum. Rüçhan Adlı’nın, masalımızın erkek kahramanının torunuymuş. Evden pay istemekle de kalmamış, lafı daha ötelere götürmüş:
     – Dedemin ölümünden Türkân Hanım sorumludur. Geçirdiği kalp krizlerinin sebebi, Türkân Hanım’ın onu terk etmesiydi, demiş.
     Ayıp etmiş, ama çok ayıp etmiş! O iki insanın ilişkileri üzerine ahkâm kesmek ona düşmez. Milyonların sevgilisi bu güzel kadının hiçbir erkek tarafından, adı Rüçhan Adlı da olsa, Cihan Ünal da olsa, bütünüyle sahiplenilemeyeceğini Mustafa Gökhan adlı delikanlı belki idrak edemez.
     Milyonlarca kadının gıpta, milyonlarca erkeğin arzu ettiği güzeller güzeli bir genç kadının, yaşça hayli büyük erkeğine olan sevgisini, sadakatini anlamasını Mustafa’dan beklemek de haksızlık olabilir. Hiç değilse saygıyla susabilirdi. Bu yaptığıyla başta Türkân Hanım olmak üzere hepimizi üzmekle kalmadı, bence dedesinin ruhuna da azap vermiş oldu.
     Şimdi Türkiye bu sevgilisine bakalım nasıl sahip çıkacak diye merakla bekliyorum. (Param olsa, istediklerini verir ve Türkân Şoray’a laf ettirmezdim.)
     
     bcankat@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Prof. İnalcık...

Fikret BİLA
Medeni...

Berrin Cankat
Turancı dergisinde Bülent Ecevit şiiri

Nilgün CERRAHOĞLU
Seks ve pasta...

Yılmaz ÇETİNER
Tüketici keriz değil!

Yasemin CONGAR
Saddam = 2, oğul Bush = 1...

Şükrü ELEKDAĞ
İngiltere özür dilesin

Yalım ERALP
Ermenistan'a açılım

Tuncay Özkan
Başlarken

Hasan PULUR
Polisi insan olarak anlatmak

Meral TAMER
Çılgın fotoğrafçı "hile yapın" diyor

Tamer HEPER
Bizim yasa iyi değil

Osman ULAGAY
Biz yaptık olmadı, moraller bozuldu

Güngör URAS
IMF'nin gerdiği ipi gevşettiğimiz gün dibe çakılırız

© 2001 Milliyet