İlk bakışta bire bir. Mekan - yani "Ev" - için bile aynı denebilir. Genç, hafif, renkli, neşeli. Orada da bol bol "şamata" yapıyordu gençler. Aynı minval günlük işler - temizlik - yemek - ütü - sporla zaman geçiriyor, incir çekirdeğini doldurmayan sohbetlerle oyalanıyorlardı. Pilav yerine "pasta" oluyordu tabii ki mönüde. Ve burada henüz tanık olmadığımız türden "flörtler" doğuyor, yaşanıyordu.
"Show TV"de yayına giren "Biri Bizi Gözetliyor" adlı programdan söz ediyorum. Yayımlandığı ülkeler arasında topladığı "rekor izleyici" sayısı (10 milyon) ile İtalya'da doruğa çıkan programın kopardığı gürültüyü yakından izlediğim için pazar gecesi "Show"da ekrana gelen bölümden gözümü alamadım. Programın bizde ne ölçüde tutacağı, içerdiği "macera öğesi"nin gelişmesine ne oranda izin verileceğine bağlı. "Big Brother"ın Batı'daki örnekleri üzerinde asla bir "RTÜK kılıcı" olmadı çünkü.
Programın "saf" ve "sansürsüz" hali - İtalyan örneğinde - izleyicileri ekrana yapıştıran en önemli unsur alabildiğince "özgür bir cinsellikti".
"Ne olacak?" sorusunun yanıtını arıyordu seyirci. "Big Brother" (Büyük Birader)'in kızları tek tek "Napoli maçosu" Taricone'nin kucağına düşecek mi? Programın rakipsiz kazanovası gönlünü kaptıracak mı? Ekran başındaki tüm erkeklerin aklını başından alan seksi - kedi - kız Marina "Ev"de kimi tavlayacak?
Canlı yayında aşık olan, canlı yayında sevişen, canlı yayında terk edilen ve salya - sümük canlı yayın gözyaşları döken Brescialı Christina intikam alacak mı? Evli tek yarışmacı - "pizacı Salvo" (Sicilyalı) - milyonların önünde karısını aldatacak mı?
"Big Brother"daki "uhu" buydu özünde. Gerisini biliyorsunuz. Yüzlerce genç arasından birbirini tanımayan 7 kız, 7 erkek seçiliyor. Yüz gün aynı evde yaşıyorlar. Kendilerine önden verilen bir senaryo, bir öykü olmuyor.
Öngörülemeyen ve zamanla aralarında kendiliğinden oluşan o garip kimya spontan bir öykü çıkartıyor ortaya. Eşit şartlarda programa katılan gençlerden kimi "başrole" yükseliyor, kimi "figüran" kalıp, eleniyor. Ancak ne olursa olsun "Ev"e girmiş olmak hepsine ün katıyor. Durduk yerde "star" oluyorlar.
Programın "büyüsü" çok tartışıldı İtalya'da. Kimi "sosyolojik bir olguyla" açıkladı meseleyi. İtalya'da Bilinçli bir seçimle kuzeyden güneye farklı yöreleri temsil eden gençler bir araya getirilmişti. Yerel karakter özelliklerine matrak bir ayna tutuyordu bu.
En çok konuşulan boyut, programın "interaktif özelliği" oldu. "Big Brother"ın TV'cilikte "çığır açtığını", magazin TV'sini snobe eden baba entelektüeller bile kabul etti. Kitlelere hitap eden ilk "multi - medya" ve "interaktif TV yayıncılığı" oldu çünkü bu. Oylama yoluyla programın kaderini izleyiciler belirliyor sonuçta. Belli saatlerde TV'den izlenen program, 24 saat internette "röntgene açık" oluyor.
Rakip kanalların aynı saatte yayımlanan programlarını altüst eden Büyük Birader için herkes apayrı teşhisler koydu. "Avrupa'yı eurodan çok birleştiren program" diyenler gibi "televizyon striptiz yapıyor" diyenler oldu. En kestirme tanım, "Büyük Birader"i "gladyatör oyunlarına" benzeten Umberto Eco'dan geldi. "İnsanlar gladyatör kanı görmekten daima hoşlanmıştır!" dedi Eco. Bakalım biz "kan" görecek miyiz?