Süpermarketler şehir dışına çıkartılmalıymış! Çünkü efendim, bakkallar ve manavlar iş yapamıyorlarmış! Hiç başka sorunumuz kalmamış gibi Başbakan'a gidip böyle şikayet etmişler, yasa çıkartmasını istiyorlar. Kısacası, kıt kanaat geçinen, kuruşu hesaplamaya mecbur vatandaşın, ucuza alabildiği tüketim mallarını ille fazlasına sattıracaklar.
Serbest ticaret ortamında, işlerine gelmeyince böyle istek görülmüş şey değil! Ama zaten alışverişi pek sevmeyen, süpermarketleri Cumhurbaşkanımız gibi pek dolaşmayan Başbakanımız birden parlayıvermiş! Neredeyse rakiplerini yok etmek isteyen işadamlarına hak verecek!
Süpermarket uygarlıktır...
1970'lerde bir yudum kahvesini içemeyen insanlarımız artık süpermarketlerde sevdiği bilmem kaç numara kahveyi görüyor, buluyor. Yine bir zamanlar ota dönen çayların yerine şimdi binbir nefasette kaliteli çayı satın alıyor. Sağlıklı, temiz, güzel ambalajlanmış gıda maddelerinin fiyatları belli, gramları belli. Hilesi yok, hurdası yok!
Orta halli, orta hallin altında aileler Batı'da olduğu gibi çoluk çocuk alışverişe çıkıyorlar. Uygar toplumlarda ne yenilip, ne içildiğini görüyor, alıyorlar. Et, balık, tavuk, lahmacun, çiğköfte yanında peynirin yerli yabancı binbir çeşidi. Kesesi ile canın çektiğini dengeleyip herkes kendine göre alışverişini yapıyor.
Temizlik kağıtları, deterjanlar, şaraplar, kolalar, fasulye, pirinç ve yağlar, her şey marketlerde bakkallardan daha ucuza satılmıyor mu? Vatandaş keriz mi fazla para ödesin?
Ancaak durun bir dakika. Süpermarketlerin baş edemediği pek çok bakkal da var! Bebek'te, Anadoluhisarı'nda, Levent'te, Beşiktaş'ta, Güngören'de yüzlerce. Çünkü, oralarda satılan peyniri, zeytini ve bazı maddeleri marketlerde bulamıyorsunuz. Fiyatlarını da uygun tutunca o bakkallar süpermarketlerle rekabet ediyor, para kazanıyor.
Süpermarketler tiyatro gibi!
Şehirden 5 kilometre uzağa taşınmalıymış marketler! Bu isteğe karşı Koç Topluluğu'nun Tüketim Grup Başkanı Cengiz Solakoğlu çok güzel söylemiş: "İstanbul'un 5 kilometre uzağı nereden başlıyor? İstanbul İzmit, Tekirdağ'a kadar uzanıyor. Esnafın sıkıntısının kaynağı süpermarketler değil, mevcut ekonomik koşullar. Rekabetten yararlanan ucuz mal alan geniş halk kesimleri. Daha hijyenik, daha sağlıklı, daha ucuza mal satıyor süpermarketler. İstihdam yaratıyor, vergi veriyor..." Ben de diyorum ki; Başbakanımız, fırsatçıların şikayetlerine sakın kapılmamalı. Sorunu iyice araştırmalı. Süpermarketler sadece ucuz alışveriş mahalli değil, ayrı bir kültür meydanı, görgü, kurallar ve yaşam tarzının halka açılmış forumu. Hatta açık bir tiyatro gibi!