ABD Başkanı George W. Bush'un görevde daha bir ayını doldurmadan Irak'ta uçuşa yasak bölgenin dışına taşan bir bombardımana onay vermesi, Türkiye'de ilginç yorumlara yol açtı. "Tamam, Saddam gidiyor" diyenler de var, "ABD, bu bombardımanla hem Bağdat'ı, hem de Bağdat ile flört edenleri uyardı" diyenler de... Başbakan Bülent Ecevit'in açıklamasından anlaşılıyor ki, Ankara, haberi olmaksızın böyle bir operasyon yapılmasından rahatsız. Öte yandan, birçok değerlendirme, Washington'daki yönetimin Irak konusunda ne yapacağını çok iyi bildiğini peşinen kabul ediyor ve son saldırının da, "ayrıntıları belli bir planın ilk aşaması" olduğunu vurguluyor.
Senaryo üretmenin cazibesi sonsuz ama, sözü edilen "gizli" planların sırrına sahip olmadıkça "iki artı iki" ile yetinmeyi tercih eden biri olarak, Washington'da doğrusu biraz daha farklı bir manzara görüyorum.
Bu manzarada, "ne yapacağını bilen, son bombardımanla da, bu yönde ilk ciddi adımını atmış bir yönetim" yerine, "Irak politikasının ayrıntılarını henüz belirlememiş, bu konuda hem bölgede, hem dünyada yalnız kaldığının farkında ve son bombardımanla kazandıkları kadar kaybettikleri de olan bir yönetim" var.
Gelin basit sorulara basit yanıtlar vererek ilerleyelim. * Bombardımanın ABD açısından somut bir askeri gerekçesi ve kazanımı var mıydı? Türkiye'de pek çok yoruma bakarak, saldırının askeri gerekçesinin ve sonuçlarının hiç de önemli olmadığı sonucuna varabilirsiniz. Ben katılmıyorum.
Kanımca, son bombardıman ciddi bir siyasi mesaj içermekle birlikte, somut bir askeri gerekçeye dayanıyordu ve Washington'a güvenlik bakımından önemli kazanım sağladı. Pentagon yetkilileri, Irak'ın uçuşa yasak bölgeyi denetleyen müttefik uçaklarını artan ölçüde tehdit ettiğini, son altı haftadır Irak radarlarının tacizine uğrayan uçak sayısının, 2000 yılındaki toplam sayıyı aştığını söylüyorlar. Yine aynı yetkililere göre toplam 20 radar sistemi içeren beş komuta kontrol merkezine hasar verilmesi, şimdi müttefik uçaklarının daha güvenli denetim uçuşu yapmalarını sağlayacak. * Bush yönetimi, bu bombardımandan siyasi kazanım sağladı mı? Evet. İlk yanıtta belirttiğim gibi, ABD'deki yönetim değişikliği, Saddam Hüseyin'in müttefik uçaklarını daha fazla tehdit ederek bir anlamda yeni ekibi denemesine yol açmıştı. Washington (ve Londra) bu tehditlere sessiz kalmayarak, uçuşa yasak bölge uygulamasından geri adım atma niyeti olmadığını, bu uygulamayı güvenli biçimde sürdürebilmek için askeri güç kullanmaktan çekinmeyeceğini gösterdi ve Saddam'a bir anlamda "gözdağı" verdi.
Ayrıca Bush yönetiminin, bu harekatla kazandığı en önemli şey belki de "zaman" oldu. Bombardıman, Bush ve ekibinin Irak konusunda önceden verdiği "şahin" mesajların içinin boş olmadığını düşündürttü ve ABD'yi dünyanın Irak ile ilişkilerini normalleştirmesini "eli kolu bağlı" biçimde izleyen taraf görünümünden bir süre için kurtardı. Operasyona ABD içinde her cepheden verilen destek, Bush yönetiminin, Irak konusunda sağlam bir politika geliştirme zorluğunu aşmak için süre ve ortam kazandırdı. * Bombardıman, Ankara ve diğer bölge başkentlerine yönelik "bir uyarı mesajı" mıydı? Türkiye'deki bazı yorumlar, Irak'ın vurulmasının, hani neredeyse sadece Ankara'yı hizaya getirmek amacıyla yapıldığını bile düşündürtebilir. Bence madalyonun iki yüzü var.
ABD, Ankara'nın Irak'ta büyükelçi bulundurmasından, Bağdat'a direkt uçak seferleriyle ticari heyetler göndermesinden, yaptırımlar rejimini ithal eden kaçak petrol alışverişi ile Saddam'ın cebine para gitmesine yardımcı olmasından son derece rahatsız; bundan hiç kuşku olmasın. Son bombardıman, Ankara ve Bağdat'la flört eden diğer başkentlere, ABD'nin dolaylı olarak "Fazla ileri gitmeyin, bizim yumuşama niyetimiz yok" şeklinde bir mesaj göndermesini sağladığına da katılıyorum.
Ancak gerek Ankara, gerek Avrupa ve Arap başkentleri Washington'a "karşı mesaj" iletmekte gecikmediler. Bu açıdan, perşembe günkü operasyon, dünyaya Bush yönetiminin kararlılığını gösterdiği kadar, Bush yönetimine de, dünyanın yanında olmadığını, Irak'a karşı kuvvet kullanılmasına kolay kolay temenna etmeyeceğini gösterdi. * ABD, bu operasyondan diplomatik yarar sağladı mı? Türkiye'deki değerlendirmelerde, "avantaj" yine ABD hanesine yazılıyor ve bu hafta Ortadoğu'ya giderek Irak meselesini görüşecek, bu arada İsmail Cem'le de Brüksel'deki NATO toplantısında bir araya gelecek olan Dışişleri Bakanı Colin Powell'in işinin son operasyonla kolaylaştığı, zira ABD'nin "Biz kararlıyız, vururuz, deviririz. Siz de ayağınızı denk alın" demekle elini güçlendirdiği söyleniyor.
Ben yine tam katılamıyorum. Başta Kahire olmak üzere Arap Birliği başkentlerinin, Paris'in, Ankara'nın tepkilerini görünce, bombardıman Powell'ın işini zorlaştırdığına daha fazla inanıyorum. Hatta Saddam'ın bir kez daha "ABD ve dünya gündeminin bir numaralı konusu" haline gelmekten, dünyanın da ABD'nin yanında yer almadığını açıkça görmekten pek memnun olduğunu düşünüyorum. Filistin - İsrail yarasını da artan ölçüde kaşıyan Irak liderinin, bombardımandan siyasi kazanç sağladığı izlenimindeyim. * Bush yönetimi Irak konusunda bundan sonra ne yapmayı planlıyor? Başta da dediğim gibi, Washington'un Irak'a karşı neyi, nasıl yapabileceğini tam olarak bildiği kanısında değilim. Bush yönetiminin net bir planla ortaya çıkmasını, hem on yıllık yaptırımlar politikasının çökmeye yüz tutması ve Saddam'a karşı ittifakın gevşemesi, hem de bu konuda, kendi bünyesinde iki farklı görüşün çekişmesi zorlaştırıyor. Daha önce birkaç kez yazdım; Washington'da halen, "Saddam'ı devirmek için askeri, ekonomik ve siyasi kaynakları seferber etmek isteyen" ekip ile "Böyle bir girişimin sonuçsuz kalacağına inananlar" arasında tam bir uzlaşma sağlanmış değil.
Ancak hangi kanatta olursa olsun, hiçbir ABD yetkilisinin hiçbir zaman "Saddam'lı bir Irak ile normalleşmeden yana" olmayacağı kesin.
Şimdi Bush yönetimi, propaganda savaşını lehine çevirebilecek ve diğer ülkeleri yeniden yanına çekebilecek bir formül arıyor. Bu formülün, Irak halkını doğrudan etkileyen yaptırımların gevşetilmesini, ancak Saddam rejiminin parasal yarar sağlayıp diplomatik kabul gördüğü her türlü muameleye son verilmesini ve boynundaki askeri tasmanın da sıkılaştırılmasını içermesi mümkün. Powell'ın bu hafta bölgede ve Brüksel'de yapacağı temaslar, Ankara dahil, ilgili başkentlerin formüle katkı yapmaları için önemli bir zemin.