Geçen hafta, İngiltere Lordlar Kamarası'nda, Lord Ahmed'in ev sahipliği yaptığı ve tanınmış işadamımız Remzi Gür'ün organize ettiği yemekli bir toplantıya katılan İngiliz davetlilere, tarihlerinin pek gurur duyamayacakları bir döneminde Türklere karşı yürüttükleri iftira ve aşağılama kampanyasının dayandığı sahte belge ve uydurma iddiaları içeren bir yayının geçersiz ilan edilmesini ve İngiltere'nin Türkiye'den özür dilemesi gerektiğini dile getirdim.
Sözünü ettiğim yayın, "Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermenilere Yapılan Muamele, 1915 - 1916" adlı, 1916 yılında İngiliz hükümeti tarafından Avam Kamarası'nın da onayı alınarak yayımlanan hacimli bir kitaptır. Ermeni soykırımı iddiasının altyapısını oluşturan bu kitap, Türkleri, dünyaya, insanlıktan nasibini almamış, her türlü kötülüğe meyyal, kana susamış, onur, vicdan ve merhamet duyguları körlenmiş yaratıklar olarak tanıtıyor. Tarihçi Justin McCarthy'ye göre, Türkiye'nin Batı'daki imajında en müthiş tahribatı yapan kitap bu...
Anadolu'nun Türk ve Müslüman ahalisiyle Ermeniler arasında iç savaş ortamında cereyan eden çatışmaları ve karşılıklı misillemeleri tek taraflı bir yaklaşımla ele alan "Mavi Kitap" adıyla anılan bu yayın, olayları, Osmanlı hükümeti tarafından tasarlanan bir etnik imha planı uyarınca Ermenilere karşı uygulanan vahşet, zulüm ve katliamlar şeklinde aktaran sahte belgeler ve uydurma raporlar içeriyor. İngiliz hükümetinin, Wellington House'daki Propaganda Bürosu'na bu asılsız belgeleri hazırlatmakla amaçladığı ana hedeflerden biri, Amerikan kamuoyunun Ermenilere acıma duygusunu sömürerek Washington'un savaşa mümkün olduğu kadar erken girmesini sağlamaktı. Yayının, bu açıdan başarılı olduğu bir gerçek. Nitekim, kitabın, Başkan Wilson'un savaşa katılma kararını almasında başta gelen bir etken olduğunu zamanın İngiliz hükümeti üyeleri açıklamışlardır. (Mosa Anderson, Noel Buxton, A Life, London, 1952, s: 81) Lordlar Kamarası'ndaki konuşmamda, dinleyicilere, İngilizlerin, İstanbul'u işgalleri sırasında Ermeni katliamıyla suçladıkları, aralarında bakan, politikacı, yüksek rütbeli asker ve üst düzey bürokratlar bulunan 144 Türk'ü Malta'ya sürdüklerini, ancak iki yıl sonra aleyhlerinde hiçbir kanıt bulunmaması nedeniyle serbest bırakmak zorunda kaldıklarını da anımsattım ve şu soruyu sordum. "Malta sürgünlerini mahkum etmek için neden Mavi Kitap kullanılmadı?" Çünkü, Mavi Kitap, tamamen sahte ve uydurma belgelerden oluşuyordu... Bu gerçek artık tamamen ortaya çıkmıştır. Buna rağmen, bugün hala İngiliz medyası Türkiye'yi soykırımı iddiasıyla suçlamak için sürekli olarak Mavi Kitap'a atıfta bulunuyor.
Milletlerin fikirlerini zehirlemek, onları birbirlerinin can düşmanı haline getirmek, kin, nefret ve intikam saplantısının nesilden nesle geçmesine yol açmak, bir insanlık suçudur, bir cinayettir...
Bu bakımdan, İngiliz hükümetinden ve parlamentosundan Mavi Kitap'ın asılsızlığını ilan etmelerini ve Türkiye'den özür dilemelerini beklememiz en doğal hakkımızdır.