Türk işadamları topluluğu en seçkin üyelerinden birini kaybetti. TÜSİAD Tarım Çalışma Grubu eşbaşkanı ve Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Güven Nil, 18 Şubat Pazar günü vefat etti.
Güven Nil ile tam 40 yıl önce, bir yolculukta tanıştık. O Avusturya Lisesi'nde öğrenciydi, ben Robert Lisesi'nde. Bir bursla ABD'de bir yıl okumaya gidiyorduk. Dönüşte, lise son sınıfı okumak üzere bizim okula geçti. O yıl boyunca içtiğimiz su ayrı gitmedi. Münir ve Mürüvvet ile kurduğu folk müziği üçlüsünü bizim kuşaktan birçokları hatırlayacaktır. Tiyatro kulübünde ise beraberdik. Shakespeare'in "Julius Ceasar" adlı oyunu sahnelendiğinde o Ceasar oldu, ben Brutus.
Sonra yollar ayrıldı. Ben diplomat olmak niyetiyle Mülkiye'ye gitmeye karar verdim, o mühendis olmak için Kolej'in yüksek kısmına devama... Bir süre mühendis ve idareci olarak çalıştı, ama daha büyük işler yapmak istiyordu. Esas heyecanı ticarette, dışa açılmakta, yatırımda ve globalleşmekte buldu. İş adamlığına sıfırdan başladı, çok başarılı oldu.
Hayatın hep farklı yollarında koştuk ama, bazen araya uzun yıllar girse de, dostluğumuz bıraktığımız yerden devam etti. Son 20 yıl ise hep yakın ve yoğun bir ilişki içinde olduk. Hayata çok farklı konumlardan bakıyorduk. Biraz da bu sayede, ondan çok şey öğrendim.
En belirgin özellikleri, parlak zekası, yoktan varetme azmi, uzak görüşlülüğü ve sarsılmaz iyimserliğiydi. Ölümünden birkaç gün önceki son telefon görüşmemizde bile, bugünkü geçici sıkıntılara bakarak karamsarlığa kapılmamamı, Türkiye'nin bütün zorlukları aşacak güçte bir toplum olduğunu, olayları değerlendirirken kısa değil uzun vadeli bakmamı, ağaçları değil ormanı görmeye çalışmamı telkin ediyordu. Bu öğüdünü tutacağım.
Ondan Ağustos 1999'da çıkan bir yazımda da söz etmiştim. "Kolej'de yatılı okurken aynı odayı paylaşan üç arkadaş, 36 yıl sonra Çanakkale'de buluştuk. Ahmet (Kutman), kendi haline kalsa, belki ünlü bir teorik fizikçi olacaktı. Kimya okuyup baba işini devraldı ve Türkiye'nin önde gelen şarap üreticilerinden biri oldu.
Güven, kendi haline kalsa, belki büyük bir müzisyen olacaktı. Ama hayat onu Türkiye'nin en yaratıcı, en girişimci işadamlarından biri yaptı. Çanakkale Savaşı'nın tarihine duyduğu büyük merak onu sonunda Sarafin Çiftliği'ni satın almaya ve Ahmet'le birlikte ülkenin en kaliteli şaraplarından bazılarını üretmeye götürdü" diye yazmıştım.
Güven, Türkiye'de pek az kimsenin yaptığını yaptı: Kazandığı parayı tarıma yatırdı. Elinden kitap düşmedi. Gidip görmediği yer kalmadı. Son gitarını birkaç gün önce satın aldı. Açık Radyo'nun kurucu ortaklarındandı. "Müzikli Şarap Sohbetleri"ni hazırlayıp sundu. Kalbi, her pazar yaptığı gibi basketbol oynarken durdu. Daha yapacağı çok şey vardı.