Başbakan Bülent Ecevit'i, yolsuzluk yapmak veya yolsuzlukları kapatmakla suçlamak, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in çok sevdiği hukuk diliyle, "şahısta hata"dır.
45 yıldır Türk halkının önünde siyaset yapan Bülent Ecevit'e bu tür bir imada bulunmak bile hata olur. Bu bakımdan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Bülent Ecevit'i böyle bir konuda MGK gibi bir toplantıyı terk edecek biçimde rencide eden bir üslupla eleştirmesi hatadır.
Türk siyasi yaşamına "sayın" sözcüğünü sokan ve yerleştiren lider, Bülent Ecevit'tir. Liderlerin birbirlerine "hükümetin başı", "muhalefetin bilmem nesi" diye hitap ettiği, hakaretin tek siyaset üslubu olduğu bir dönemde Ecevit, hasımlarına da, düşmanlarına da, kendisine hakaret edenlere de "sayın" diye hitap ederek, siyasete "nezaket" kurallarını getirmiş bir liderdir. Bugün mikrofonu eline alan, sözlerine "sayın" diye başlıyorsa, bunda Bülent Ecevit'in büyük katkısı vardır.
Nezaket kuralları açısından da Başbakan Bülent Ecevit'in "kırılması" Çankaya açısından "üslupta hata"dır.
Gelelim zemine...
Cumhurbaşkanı ile Başbakan her hafta görüşürler. Kamuoyunun "haftalık olağan görüşme" olarak bildiği bu temas, devlet işleri için yapılır. Bu görüşmede Cumhurbaşkanı ve Başbakan, gündemdeki konuları devlet açısından ele alırlar. Cumhurbaşkanı, düşüncelerini, önerilerini, eleştirilerini bu görüşmelerde Başbakan'a aktarır. Özellikle tüm ülkeyi ilgilendiren önemli konuları rahatça konuşurlar. Böyle bir olanak varken Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Milli Güvenlik Kurulu gibi bir toplantıda Başbakan'ı ağır sözlerle eleştirmesi "zeminde hata"dır.
Konu, yolsuzluk, para - pul, rüşvet, hırsızlık olduğu zaman Bülent Ecevit'i herkes özenle bir kenara ayırır. Şahsının bu konuların dışında olduğu herkes tarafından bilinir. Bunu Cumhurbaşkanı'nın da bildiğinden kimsenin kuşkusu yoktur.
Eğer Cumhurbaşkanı, Başbakan'ın bilmediği bilgilere ve belgelere sahipse, bakanların yolsuzluk yaptığını ortaya çıkarmışsa, bunu güvenle paylaşabileceği ilk kişi Başbakan Bülent Ecevit'tir. Gereğini yapacağından da kuşku duymaması gerekir.
Hükümetin en başarılı olduğu alanların başında yolsuzluklarla mücadele geliyor. Bankacılık Üst Kurulu'nun, İçişleri Bakanlığı'nın ortaya çıkardığı yolsuzluk zincirleri ve bunların sorumluları gözler önünde. Bankalardan başlayarak devleti soyanların adalete teslim edilmesinde inkar edilemeyecek bir dürüst çalışma sergileyen Bankacılık Üst Kurulu Başkanı Zekeriya Temizel'i bile denetleme ihtiyacı duyması, ister istemez Çankaya'nın ne amaçladığı sorusunu akla getiriyor.
Acaba yolsuzlukla mücadelenin kamuoyunda getirdiği puanın kimin hanesine yazılacağı konusunda Çankaya, hükümetle ve Temizel'le örtülü bir yarış mı yürütüyor?