Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasındaki kriz, bir başka noktadan daha tartışılıyor. Başbakan’ın iddia ettiği gibi olsa dahi, Cumhurbaşkanı’nın üslubu karşısında Başbakan MGK toplantısını terketmekte haklı mı? Yoksa, kalıp bir çözüm arayışı içine girmesi daha doğru değil miydi? İşte değerlendirmeler...
Hüsamettin Cindoruk
Ben de terk ederdim
Meseleye Anayasa Hukuku sorunu olarak bakıyorum. Sayın Sezer’in bu toplantıda böyle bir konuyu gündeme getirmesi yanlıştı. MGK bir yazılı gündemle toplanır. Bu toplantıyla ilgili belgeler, en az bir gün önce kurul üyelerine yazılı olarak dağıtılır. Üyeler de çalışmalarını bu gündem ve belgeler üzerinde yoğunlaştırır. O nedenle gündemde yer almayan bir konunun açılması, Milli Güvenlik Yasası’na ve oluşmuş teammüllere aykırıdır. Üstelik üslup, anlatılan biçimde gelişince, sayın Ecevit’in tartışmaya girmemek için toplantıdan ayrılmak zorunda kalmasını haklı buluyorum. Ben olsaydım, ya çıkardım ya çıkarırdım.
Cumhurbaşkanı, kurul toplantısına bir tartışma konusu getirmiştir. Bu konuşma kurul toplantısında devam etseydi, ciddi atışma ve tartışmalara neden olacaktı.
Ecevit üslup kadar, bir gündem eklenmesini de tartışma konusu yapmak istememiş olabilir. Diğer taraftan, Sayın Cumhurbaşkanı’nın böyle bir konuyu gündeme getirmeden önce, kurulun askeri kanadına ve genel sekreterliğine danışmış olması kuşkusu ve olasılığı Ecevit’in dikkatinden kaçmamış olabilir.
Prof. Dr. İlter Turan
Ecevit yanlış yaptı
Devlet geleneğinde bir MKG toplantısının terk edilmesi daha önce şahit olduğumuz bir olay değil. Terk etmenin yadırgatıcı olduğu muhakkak. Başbakan, terk etmemesi halinde, daha vahim bir gerilimin doğacağı düşüncesini ileri sürüyor. Ama Başbakan’ın toplantıyı terk etmesinin, özellikle ekonomi üzerindeki maliyetine bakılmalı. Belki bir başka salonda bir süre istirahat edilmesinin, sinirlerin yatışmasını beklemenin yararı olacaktı. Ardından toplantıya devam edilebilirdi. Tarafların yanlış anlaşılmış olduklarını ifade etme fırsatı karşılıklı olarak verilmeliydi.
1982 Anayasası, Cumhurbaşkanı’na parlementer sistemin ötesinde yetki veriyor. Seçimle göreve gelmiş iktidarlar, bu tür bir yetki dağılımını kendileri açısından sınırlayıcı buluyorlar. Bundan pek memnun olmuyorlar.
Abdülkadir Aksu - FP Milletvekili
Devlette küslük olmaz
Ecevit toplantıyı terk etmemeliydi. Devlet adamına yakışan davranış, o toplantıda kalıp, itham ne olursa olsun, o ithama cevap vermekti. Devlet yönetiminde küslük, dargınlık olmaz. Fikre karşılık fikirle karşılık verilir. Orası çok üst bir kurul. Ülkenin çok önemli meselelerinin tartışıldığı, hükümete tavsiye kararlarının alındığı bir kurul. Toplantıda AB ile ilgili ev ödevi tartışılacaktı. Gecikmemesi gereken noktada, kriz nedeniyle gecikilmiştir. Sayın Başbakan kriz olduğu açıklamasını yaparken, "hükümet devam ediyor" demediği için, Merkez Bankası’ndan 5 milyar doları aşkın döviz çekilmiştir. Sadece bunun vebali bile bu hükümetin gitmesi için yeterli bir nedendir. Sayın Başbakan ve hükümet bunun hesabını vermelidir.