21 Şubat 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Başbakan Ecevit, Cumhurbaşkanı Sezer'i planlı ve kasıtlı olmakla suçladı
Yüzümüze Anayasa'yı atması kabul edilemez

Köşk'teki tartışma sırasında Sezer'in üslubunun tahrik ve taciz edici olduğunu vurgulayan Ecevit, 'Olan bitenler devlet işlerini aksatma nedeni olamaz' dedi

     Tarihinde ilk kez Başbakanı, Milli Güvenlik Kurulu gibi bir toplantıyı terk ettirecek noktaya getiren kriz nasıl gelişti?
     Başbakan Ecevit, Cumhurbaşkanı Sezer'in hangi sözlerinden ve tavrından etkilendi ve dışarı çıktı? Başbakan Ecevit'le dün Başbakanlık'taki makamında MGK krizini konuşma olanağı bulduk ve sorduk:
     
     * Milli Güvenlik Kurulu'nu terk etmeniz ve olayı açıklamanız eleştiriliyor. Krizi bu tavrınızın büyüttüğü ve ekonomiyi etkilediği eleştirisi yapılıyor. Cumhurbaşkanı'yla yaşanan sorun MGK içinde çözülemez miydi?
     
'Basına sızacağı belliydi'
     Hayır, buna olanak yoktu. Sayın Sezer planlı ve kasıtlı davrandı. Böyle bir krizin doğmasını ve kamuoyuna yansımasını istediği anlaşılıyor. Yoksa Milli Güvenlik Kurulu gibi bir toplantıyı seçmezdi. Özellikle bu kurulda konuşmayı tercih ettiği belli. Belli ki Sayın Sezer, bunların kamuoyuna yansımasını hesaplamış. Düşünün, askerlerin, bürokratların önünde giderek dozu artan şekilde hakaret niteliğinde konuşuyor. Hadi askerlerden sızmaz, diyelim. Ama o kadar kalabalık bir kuruldan bunun basına sızacağı belli, ama nasıl sızacağı belli değil.
     
'Askerin önünde olmazdı'
     * Milli Güvenlik Kurulu'nu terk etme dışında yapabileceğiniz bir şey yok muydu?
     Yoktu. Öyle devam edemezdim. Sayın Sezer'in üslubu tahrik ve taciz ediciydi. Çok sinirliydi. Yüzümüze Anayasa kitapçığını fırlattı. Böyle bir hareketi kabullenmem mümkün değildi. Ben, 'Bitti mi' diye sordum, sert bir tonla 'Bitmedi' diye yanıt verdi. O zaman ya askerlerin önünde tartışmaya, polemiğe girecektim ya da dışarı çıkacaktım. Milli Güvenlik Kurulu gibi bir toplantıda öyle bir tartışmaya girmektense çıkmamın daha uygun olacağını düşündüm.
     
     * MGK'ya girmeden önce Sayın Sezer'le siz ve yardımcılarınız ön görüşme yaptınız. O görüşmede Cumhurbaşkanı bu konulara girdi mi?
     Hayır, girmedi. MGK toplantıları öncesinde katılımcılar tamamlanıncaya kadar bir çalışma odasında beklenir, sohbet edilir. Başbakan, parti liderleri ve başbakan yardımcıları o odada konuşurlar. Ama bu kez öyle bir şey olmadı. Sayın Sezer hiç konuşmadı. Bir sohbet açılmadı. Doğrudan toplantı salonuna geçildi. Sayın Cumhurbaşkanı hemen konuşmaya başladı ve bu konuya girdi. Ben konuşma fırsatı bulamadım. Bir şey söylemedim. Ama giderek konuşmasının dozunu artırdı.
     
'Korkacak birşeyim yok'
     * Size nasıl bir eleştiri yöneltti?
     İşte korttuğunuz bir şey mi var, gibi bir yaklaşım gösterdi.
     
     * Var mı?
     Neden olsun, efendim. Hiçbir şeyden korkum yok.
     
     * Cumhurbaşkanı bazı bakanları kastederek, yolsuzluklar konusunda hükümetin yeterli çabayı göstermediğini mi söyledi?
     Bu konuda bir ima bile yersiz olur. Bu hükümet yolsuzluklarla nasıl mücadele ettiğini gösterdi. Hala da gösteriyor. Ama bunun da bir usulü var. Bu usuller uygulanıyor. Ama Sayın Sezer, o toplantıya planlı gelmiş. Bu kesin. Bunun belgeleri var. Kendisi uzun uzun Anayasa yorumu yaptı. Savcı Sayın Şalk'ın IMF'den, Dünya Bankası'ndan, Avrupa Birliği'nden belge istemesinin Anayasal yetkisi olduğunu söyledi. Sayın Sezer, Anayasa uzmanı olabilir ama Adalet Bakanı da yetkili kişi olarak Sayın Savcı'nın izlediği yolun yanlış olduğunu resmi olarak açıkladı. Dışişleri ve Adalet bakanlıkları üzerinden bu işlemi yapabileceğini söyledi. Bunu söyleyen de hukukçu Adalet Bakanı. Her şeyin bir usulü var.
     
'Üslubu çok ağır geldi'
     * Size en çok Sayın Sezer'in hangi sözü ve davranışı ağır geldi?
     Üslubu. Askerlerin, bürokratların önünde giderek ağırlaşan biçimde konuşması ve yüzümüze kitap fırlatması.
     
     * Sorunun Cumhurbaşkanı'nın Devlet Denetleme Kurulu'nu devreye sokmasından kaynaklandığı öne sürülüyor...
     Bizim hükümet olarak denetime ne kadar önem verdiğimiz ortada. Sayın Zekeriya Temizel'in başında bulunduğu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun görevini başarıyla yürüttüğü, tıkır tıkır işlediği biliniyor. Sonuçları ortada. Sayın Temizel'in nasıl çalıştığını halk da biliyor. Ama fiilen bu kurulun yetkilerini ve işlevini ortadan kaldırıyor. Eğer bu kurul çalışmasa, denetimde eksiklik, yetersizlik olsa o zaman Devlet Denetleme Kurulu'nun devreye sokulmasını Sayın Cumhurbaşkanı'ndan bizzat ben rica ederdim. Ama ortada öyle bir durum yok.
     
'Başka zaman söyleseydi'
     * Sayın Sezer'in nasıl davranmasını beklerdiniz?
     Efendim, bir şikayeti veya önerisi varsa bunu bana iletmenin birçok başka yolu var. İkili görüşmelerimiz var. Ne zaman gereksinim duyarsa benimle görüşme olanağı var. Bakanlar Kurulu'nu toplama yetkisi var. Bu yollar dururken gündem maddesinde olmayan, asıl gündemiyle igili olmayan bir konuyu bu üslupla Milli Güvenlik Kurulu'nda açması kasıtlı bir davranıştır.
     
'MGK bence yarım kaldı'
     * Krizle sonuçlanan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı yapılmış oldu mu?
     Benim düşünceme göre yarım kaldı. Tamamlanması gerekir. Ama bazıları da yapıldı sayıyorlar. Sonradan bazı imzalar tamallandı ama farklı görüşler var.
     
     * Bundan sonra Çankaya'ya karşı nasıl bir tavrınız olacak? Bir kararınız var mı?
     Hayır. Onu henüz düşünmedik. Ama şunu söyleyebilirim ki, devlet işlerini aksatmayız. Devlet işleri bunun dışındadır. Onun gereklerini yaparız. Şimdi sinirlerin yatışması gerekiyor.
     Başbakan Ecevit, Türkiye'nin gündemindeki en önemli konunun ekonomi olduğunu vurgulayarak, herkesin ekonomik sorunların aşılması için çaba göstermesi gerektiğini belirtiyor ve bu konuda çağrıda bulunuyor:
     "Türkiye, ekonomik sorunlarını aşacak dinamizme sahip. Çok hassas bir kamuoyumuz ve spekülatif bir mali yapımız var. Bu nedenle bu tür olayların ekonomik ve mali kararları etkilemesine izin verilmemeli. Karar mekanizmaları daha sakin ve paniğe kapılmadan çalışmalı. Buna herkes özen göstermeli."
     
     fbila@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Komplo ve sistem

Melih AŞIK
Doğru söyleyeni

Fikret BİLA
Yüzümüze Anayasa'yı atması kabul edilemez

Berrin Cankat
Koruma görevli devlet bakanı

Hasan CEMAL
Bu böyle gitmez! Ama nasıl gider?

Güneri CIVAOĞLU
İki gerçek

Yalçın DOĞAN
Fransa 1924, Türkiye 2001

Yalım ERALP
Devlet krizi

Abbas GÜÇLÜ
Genç işsizler

Doğan HEPER
Kazanan yok, kaybeden ülke

Sami KOHEN
Balkan ayarı

Gani MÜJDE
Kriz var kriz var, bunalım vaaaaaar... Ekonomi tıkırında...

Meliha OKUR
Kimse ‘bana ne!’ demesin

Tuncay Özkan
Kriz nasıl aşıldı

Hasan PULUR
Krizin kerizleri ya da halkın hali

Derya SAZAK
Enkazdan yükselen umutlar

Umur TALU
Ve gülümsedi

Meral TAMER
Bırakın Sezer'i nankör kalsın!

Tamer HEPER
Proje esastır

Metin TOKER
Zeytinyağı, sirke ve Ecevit

Güngör URAS
Faiz yükseldikçe "fakir" eziliyor

Serpil YILMAZ
Halk Bankası yanık kokuyor

© 2001 Milliyet