Spekülatör her yerde...
Borsada, bankacılıkta, mal piyasasında.
Ne fark eder, onlar her yerde...
Kabul edelim ki spekülatör sağlıklı bir piyasa için aslında önemli bir gösterge. Eh, borsada spekülatör deyince aklınıza üç beş tane isim geliyor ya yanılmayın öyle...
Oysa bir de bankalara bakın siz.
Faiz, döviz...
Herkes hesap kitap yapıyor.
Kolay değil işin ucunda para var para... O yüzden çoğu banka devalüasyon riskine, açık pozisyon riskine karşı taarruza geçmiş. Spekülasyona soyunmuş.
İşin doğrusu eğrisi, bankalar bu kez spekülasyona soyunmakta haklı.
Çünkü bir ülkenin Başbakanı çıkıp, "Ey ahali işte tam da krizin ortasındayız" derse siz olsanız ne yaparsınız sanki?
Üstelik bankacı iseniz ve üç ay önce yaşadığınız kriz, belleğinizde sapasağlam yer etmişse... Her zaman kafanızın bir köşesinde çakılı duran devalüasyon korkusu tüm bedeninizi sarmaya başlamışsa ne olur? Elbette panik halinde döviz almaya kalkışmaz mısınız?
İşte bizim Reuters ekranından okuyup gördüğümüz banka sayfalarında yer alan 5 milyar dolar, Merkez Bankası kaynaklarına göre 7.5 milyar dolarlık döviz alımı için sonuçta "sopa" gösterildi.
Doğrusu yapıldı, Hazine ve Merkez Bankası kilitlendi, "Programdan taviz yok, yüksek faize geçit yok, devalüasyon yapılmayacak" denildi.
Biliyorsunuz ki, Türkiye 3 yıllık bir program uyguluyor. Siyasetçilerin bol katkısıyla program ikinci yılında yamalı bohçaya dönmüş.
Başlangıçta, "programın adresi biziz" diyen siyasetçi çıkamamıştı ya ortaya, bürokratlar "bol çabalı" mönüyü sürdürmek için bol bol terlemişler.
Sonuçta yine onlar terledi ve işin rengi dün sabah saatlerinde belli oldu.
Hazine, 7 ve 12 aylık iki ihale yerine, 1 ay vadeli ve 4 ay vadeli yıllık faizi yüzde 12 olan dolar endeksli bono ihalesi açtı. Piyasa oyuncuları derin bir soluk aldı. Önlerinde iki seçenek vardı. Ya yüksek faizle risk alacaklar, ya da döviz satacaklar...
Tercih döviz satışı yönünde oldu. Burada küçük ama önemli bir ayrıntı, Merkez Bankası piyasayı fonlamayıp bankaları döviz satışına zorladı. Merkez Bankası’na 4.5 milyar dolar satıldı. Ve her ne kadar bankalararası piyasada gecelik faizler yüzde 2000’leri görse de, İMKB tahvil ve repo piyasasında oranlar yüzde 3000’lere ulaşsa da bize göre korkuya kapılmaya gerek kalmadı.
Bu kez de kriz atlatıldı gibi görünüyor. Piyasalar temkinli, tedbiri elden bırakmıyor. Ve bugün yapılacak olan 3.9 katrilyonluk itfa için para tamam... İşte dünkü ihalelerden toplam 2 katrilyon 188 trilyon lira alındı. Yani itfanın yüzde 60’ı karşılanmış oldu. Geriye kalan para mı? Öncelikle 500 trilyon liraya yakın vergi taksitlerinden para geliyor. 3’üncüsü GSM’den gelen para, 1 katrilyon 366 trilyon lira. Bir de yurtdışı borçlanmadan gelen 500 milyon euro var. Hesaplara girmiş. Şimdi biz soruyoruz, sorun var mı?
Dün gecelik faizlerdeki fırlamaya gelince, piyasa 5 katrilyon liraya yakın eksi ile açılmış.
Merkez Bankası piyasaya para vermemiş. İşte sıkışıklığın nedeni.
Şimdi bu yazıyı okuyan yatırımcı diyecek ki:
"Bunlardan bana ne? Yahu, ben paramı nasıl değerlendireceğim?"
İnanın ki kimsenin "bana ne" diyebilme şansı yok.
Çünkü "finansal krizler" herkesi yaralıyor.
Yine darbe alındı. Hasarsız bir biçimde atlatılması için çaba harcanıyor.
Ve borsa cephesi de faizdeki gelişmeyi izliyor. O yüzden "ilk üç ayı yakından izleyin" derken boşuna söylemiyoruz.
Son sözümüz belli.
Siyasetçiler, lütfen sağduyu...