Cumhurbaşkanı'ndan "alınan" Başbakan, IMF'nin direktiflerinin ardından, "piyasalara umut veren" bir çehreyle hepimize gülümsedi.
İçimiz ısındı.
Merkez Bankası'ndan 5 milyar dolar uçmuştu.
Günlük faizler yüzde 2000'e vurmuştu.
Devlet yüzde 140'a varan faizlerle borçlanmıştı.
Başbakan gülümsedi!
. . .
Aklından hiç geçmiş miydi acaba?..
Bütün bir gün, sağkolumun dizayn ettiği dezenformasyon bombardımanıyla haberler yapıldı...
Sağkolumun elinin altındakiler kamuoyu oluşturmak için seferber oldu...
Bizim tüm gün dedikodu üretimimize karşılık Cumhurbaşkanı akşam üstü öyle ayrıntılara bile girmeyen kuru bir açıklamayla neredeyse sessiz kaldı...
Şurda burda manşetleri filan belirledik...
Ama, ama, ama...
Ancak, ancak, ancak...
Fakat, fakat, fakat...
Ne oluyor bu halka?
Neden bize inanmıyorlar, neden gözyaşlarıma hüzünlenmiyorlar, neden Hüsamettin'i sevmiyorlar, neden dürüstlüğümden kuşkulular, neden Çankaya'ya Anayasa fırlatmıyorlar...
Neden, neden, neden...
Ama niçin, niçin, niçin?
Ne oluyor bu halka?
Neden bu Sezer'e güvenip duruyorlar?
. . .
Başbakan Bülent Ecevit'in kendisine sorup sormadığını bilmediğim bu soruların cevaplarını dün o kadar çok dinleyip gelen mesajlardan okuduk ki.
Keşke, gazeteler "Bu da halkın tavrı" diye onları yayımlayabilseydi.
DSP lideri Sayın Bülent Ecevit'in kendisine sorup sormadığını bilmediğim bu soruların cevaplarını dün o kadar çok sayıda DSP'liden duydum ki...
İstikrar programıyla fedakarlığa davet edilen...
Ekmeğinin, gelirinin, işinin küçülmesine katlanan...
Kapının önüne konulabilen milyonlarca insana, çığlık çığlığa bir kriz daha armağan edip sonra da dün "piyasalar yatışsın" diye gülümseyen Başbakan aslında gerçekten ağlamalıydı. "Halkçı Ecevit"ten "Halkçı Özkan"a bu hazin yuvarlanışın matemini tutmalıydı. "Seni ben listeye koydum" denilen milletvekillerinden oluşan grubuna... "Seni ben tayin ettim" dedikleri parti teşkilatına... "Seni ben görevlendirdim" diye başına kakılan bürokratlara... "Seni ben kollarım" denilen medya allamelerine...
Bir de "Seni biz seçtik" diye Cumhurbaşkanı'nı ilave edip "diyet" listesini her yere yaymaya çalışırken...
Halkın, "Bizi de mi siz seçtiniz" diye başkaldırışından utanmalıydı.
Gülümsedi!
. . .
Cumhurbaşkanı MGK'da "sivil hükümet"i uyardı diye, kimse bundan siyasi alanın daraltılması sonucunu çıkarmamalı.
Ortada, Meclis'in, yani halkın oylarının yansıdığı temel kurumun çalıştırılmasından, siyasetin orada katledilmemesinden, şeffaflığın sağlanmasından söz eden, "yolsuzlukla mücadele" paravanı ardında kayırmacılığın, ayrımcılığın, nüfuz ticaretinin azdırılmasına işaret eden bir Cumhurbaşkanı var.
Bu doğrudan, sivil, demokratik ve hukuk kültürünü haiz bir siyaset alanına işarettir.
Başbakan bu işareti aldı; önce sağkoluna yaslanıp iki damla ağladı, sonra karşımıza çıkıp bağırıp çağırdı.
Sonunda da, IMF'ye "Yes, please" diyerek, 5 milyar dolarını kaçırmış, yüzde 140'larla sermayeye borçlanmış bir "lider" olarak gülümsedi.
Keşke işareti doğru alıp açtığı boşluğu duldurabilseydi.
Hep birlikte gülümseyebilseydik.