Kamu bankalarına soruşturma açan Cumhurbaşkanı Sezer’e, 1997 yılında hazırlanan Halk Bankası denetim raporlarının bulunduğu hukuk bölümünün yandığı iletildi
Birbiri ardına gelen haberlerin önemi, kare tamamlandığında ortaya çıkıyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer geçtiğimiz günlerde, Bayındır Grubu’nun Vakıfbank’a devrettiği üç termik santralı incelemek için başvurmuştu. Peşinden BDDK’ya geçen 11 kamu bankası denetimi gündeme geldi. Ardından Vakıfbank, Halk Bankası gibi kamu bankalarında, Sezer’e bağlı Devlet Düzenleme Kurulu’nun inceleme başlattığı duyuldu.
Denetimin denetimi olmaya başlayınca, gözler BDDK’ya çevrildi. Operasyonların düzenlenmesinde İçişleri Bakanlığı’nın kararlığı ortada. Ancak BDDK’nın incelediği dosyalar savcılığa gelmiyor. Oysa BDDK Başkanı Zerekiya Temizel kimseden emir almıyor. Özerk ve yetkiyle donatılmış...
Odadan Tantan çıkarıyor
Devletin zirvesinde birşeyler oluyor.
Bize gelen bilgiler herkesin görevini gereği gibi yapmadığı yönünde odaklanıyor. Sonunda da Cumhurbaşkanı Sezer, MGK toplantısında halkın içinden geçenleri, masaya vuruyor... Yöntem "terbiyeli mi, değil mi" tartışması tümüyle siyasi. Sezer’in üslubu, Başbakan Ecevit’in dürüstlüğü pencersinden bakanlarca yadınganıyor. MGK salonunda neler olduğunu henüz tam olarak öğrenmiş değiliz...
Ankara’ya yakın kaynaklar, olayın kahramanı Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’ın tavrını "Sezer’i Başbakan Ecevit’e Cumhurbaşkanı adayı olarak öneren kendisi. Bunun sorumluluğunu duyduğu için patlamıştır" yorumunu yapıyorlar.
MGK toplantısını en son İçişleri Bakanı Sadettin Tantan terkediyor. Tantan, Sezer ile tartışmayı noktalamak için salondan Özkan’ı uzaklaştırıyor. Bu arada Tantan’ın Sezer’e gazetelerde çıktığı gibi "1402’likleri yanınıza aldınız" yolunda bir söz sarfetmediği de belirtiliyor.
Düz de söylemişti
Sezer’in isyanı denetim raporlarının savcılıklara intikal etmemesi ve mahkemelerde sümenaltı edilmesi...
Enerji Bakanı Cumhur Ersümer’in Meclis koltuğunda güvenle oturması.
Kamu bankalarının, batık bankalara verdiği krediler raporlarla belgelenirken, sorumlu bakanlara ve bürokratlara fatura çıkmaması.
Haklarında soruşturma yürütülen bazı "aile şirketlerinin" üzerine gidilmemesi.
Katrilyonluk naylon fatura soygunun yapıldığı Maliye’de ilgili bakanın ‘Ben nereden bileyim’ tavrının kabul görmesi.
Geçtiğimiz ayın ortalarına gidelim ve DSP İstanbul Milletvekili Mustafa Düz’ün Halkbankası ve Emlak Bankası ile ilgili iddialarına kulak verelim. Düz, kamu bankalarının en son düzenlenen 1997’deki denetim raporlarının KİT Komisyonun’da sunulan belgeleriyle, partisini suçlamıştı.
Peki bu belgeler suçlama için yeterli kanıt oluşturmuyor mu?
Halk Bankası ve Vakıflar Bankası ile ilgili genel müdür ve yardımcılarını kapsayan bir soruşturmaya neden gidilmiyor?
Yangının kokusu
Bu sorular sorulurken, farklı noktalardan aynı duyumu aldım. Halk Bankası Murat Demirel şirketlerine tek imza ile kredi vermiş ve belgeler 1998 yılında hukuk müşavirliğinde çıkartılan bir yangınla kül olmuş. Bu yangın da yakın zamana kadar bir sır olarak saklanmış. Bundan yaklaşık üç hafta önce yangından Sezer’in bilgisi olmuş.
Emlak Konut ile ilgili de Sezer’in ekibinden DDK Üyesi Süreyya Turgut’un bir araştırma talebi oluyor. Müfettiş kökenli Emlak Konut Genel Müdürü Süleyman Şahin, kendilerine yardımcı olacakları söyledi. Şahin bugün de kesin kabulü yapılmayan 38 milyon dolarlık Meclis koltukları meselesinde, TBMM yetkilileri ve Mesa - Nurol şirketleriyle pazarlığa yeniden oturacak.
Sezer’in icraatları gösteriyor ki, asla hükümetle, cumhurbaşkanlığı arasında "Verdimse ben verdim" diyaloğu yaşanamayacak.
Yahya Murat Demirel ve Şevket Demirel’e ait 4 firmaya açılan 96 milyon dolar, ayrıca 10 milyon dolar kredi geri dönmedi. (Demirel ailesi Egebank’ı satın almadan önce Vakıflar Bankası’ndan da 35 milyon dolar kredi kullanmıştı.) Yine Kahramanmaraş’ta faaliyet gösteren Uncular Grubu’na bağlı 4 firmaya da 10 milyon mark kredi verilmiş. Yapılan istihbarat raporunda; firmaların sermayelerinin yüzde 90’nını borçlanarak finanse ettiği ortaya çıkmış ve kredi verilmemesi uyarılarına rağmen bu gruba tekrar 22 milyon mark kredi verilmişti.