Erdal İnönü müstesna bir insandır. Hani insanın, aynı şehirde, aynı çağda yaşamaktan gurur duyacağı bir insan, bir aydın.
Erdal Bey ve Sevinç Hanım, Yayla Sanat Merkezi’ne, pazar matinesinde Bir Kış Öyküsü oyununu seyretmeye gittiler. Ön sırada oturdular ve oyunu başından sonuna kadar, (sanatçılar anlatıyor) "o kadar candan alkışladılar, keyiflendiklerini öyle bir incelikle belli ettiler ki", bu halleriyle sahnedeki tecrübeli tiyatrocuların bir kere daha gönlünü fethettiler.
Pazar gecesi, Ateşböceği Yalçın (oyunda önemli bir rolü var, biliyorsunuz), Ateşböceği Ercan’a bu sahneyi anlatırken, iki eski dost geçmiş günleri hatırladılar:
"1950’li senelerde, Ateşböcekleri olarak sahneye çıktığımız günler aklımıza geldi. Erdal Bey’in annesiyle babası, rahmetli İsmet Paşa ve Mevhibe Hanım, Ankara Palas’ta bizi seyretmeye gelirlerdi. Böyle, Erdal Bey ve eşi gibi, en önde orta sıraya otururlardı. Bir espri yapılır da seyirci gülerse, kulağı iyi duymayan Paşa Mevhibe Hanım’a eğilip "Ne dedi?" diye sorar, herkesten 3-5 saniye sonra, patlatırdı kahkahayı. Biz sahnede, ne dedi diyen Paşa’nın taklidini yapardık; herkesten çok yine kendisi gülerdi".
Sahne sanatçılarının, müzisyenlerin değerini bilen siyaset ve devlet adamları ne kadar uzaklarda kaldı. Günümüzde, varlıklarından haberdar olana rastlamak bile çok zor.
Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi
Pazartesi bir şiir aktardım size, Bülent Ecevit’in Gök-Börü adlı bir turancı dergide, 1943 yılında yayımlanmış Tuna adlı şiirini... Şiiri, internet gezgini bir arkadaşım bulup getirmişti, "hangi site" diye sormamışım, demek ki.
Mehmet Demir imzalı bir e-posta geldi. "O şiir, Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi’nde yayımlanmıştır. Kaynak gösterseydiniz, emeğimize ve bize duyduğunuz saygıdan dolayı kendimizi mutlu hissedecektik" diyor, Mehmet Bey, yerden göğe kadar da haklı. (Adresi www.sosyal.cc.st)
Emeğin değerini bilirim!
DSP’li tarafsızlar
Dün Hüsamettin Özkan hakkında yazdım ya, Sezer-Ecevit-Özkan tartışmasında ben de taraf oldum. (Şikâyetim yok. Gönlümün de aklımın da kimden yana olduğunu saklamıyorum.) Bir sürü faks ve e-posta geldi. Hemen tamamı "Cumhurbaşkanımıza hakaret ettirmeyiz" diyor. Ahmetler, Ayşeler, belli ki sesini duyurmak isteyen herkes kaleme sarılmış. Cumhurbaşkanı’nın aleyhinde tek bir faks geldi. "Başbakan Ecevit’le girdiğiniz bu tartışmayı VATANDAŞ OLARAK kınıyorum" diyen, sekiz imzalı bir faks. Üstünde, gönderildiği yer yazılı: DSP Çiğli İlçe Başkanlığı.
Allah iyiliğinizi versin!
Ya hesap bilmiyorlar
Bor madeni tartışması sürüyor. Hani Fransızlar sordu: "Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel Türkiye’nin bor madenini işleyecek bir sanayi tesisi kurabilsek diyor... Koskoca Cam Elyaf Sanayii AŞ var ya?" Taa Fransa’dan bunun sorulması tuhafıma gitmişti. Fransız işadamı ayrıca "Bakan, işlersek borun değeri yüzde yüz artar, diyor. Böyle bir teknoloji bizde yok" diyordu. Gürel "özelleştirtmem" derken, Özelleştirmeden Sorumlu Devlet Bakanı Yüksel Yalova da, (yoğun "özel işlerinin" arasında) bor madenini özelleştirme derdindeydi. Dün, Ege Cansen, Hürriyet’te beni hasetten çatlatan bir yazı yazdı. Yalova, televizyonda "500 milyar dolarlık bor rezervini satsak, kişi başına millî gelirimiz 3 bin dolardan 33 bin dolara çıkar" diye uçmuş. Ege Bey matematik dersi verirken "Biraz hesap lütfen" diye başlık atmış. Efendi insan tabii ki.
Yalova’nın bu lafını önce ben fark edecektim ki...
KOYUN CAN DERDİNDE
MGK Krizi patlamış, Ankara toz duman. TBMM’de kriz ertesi ilk oturum açılmış, sinirler gergin.
Başkanvekili Nejat Arseven, gündem dışı konuşmak üzere sözü DYP Hakkâri milletvekili Hakkı Töre’ye verdi. Töre kürsüye geldi:
"Sayın Başkan, sayın milletvekillleri; ilimizde yapılan sınır ticaretiyle ilgili sorunlar hakkında söz almış bulunuyorum...".
Yemin Töreni’nden beri ilk kez kürsüye çıkan Töre, elindeki yazılı metni, güçlükle de olsa okuyacak, ama tam bu sırada, salonda görevli kavas, elinde bir bardak suyla yanaştı kürsüye ve su dolu bardağı Töre’nin önüne bıraktı. Töre, konuşmasını kesip kavasa seslendi:
"Şurayı topla biraz, fotoğraf çektiriğik..."
Kavas, bardağa çeki-düzen verdikten sonra gitti. Derken, Meclis’in fotoğrafçısı geldi, Töre’nin nutuk atar pozda 15-20 kare fotoğrafını çekti.
Hakkı Töre hayvancıdır. Kasap et derdinde desem anlar, herhalde!