Ankara'da bir manavda taze üzümün kilosu 7.7 milyon liraymış. Geçen akşam TV'de ibretle seyrettik, elma, armut, muz gibi artık modası geçmiş meyvelerin yanında afralı tafralı uzanmış! O da kendisine bakanları seyrediyordu!..
Haspam, transparan lüks bir kağıt torba içinde iki veya üç salkım dipdiri, yemyeşil, üzeri buğulu gösterişli nefis bir üzümdü işte. Hepsi hepsi üç - beş kilodan ibaretti. Önce, başı kırmızı bereli orta yaşlı bir hanımın elleri uzandı, sonra kalın ve kıllı parmaklarıyla bir erkek, üzümleri yoklamaya başladı. Neyi anlamak istiyorsa, hafifçe okşadı, üzümün tanelerini herhalde beğendi bir yakınlık hisseti ki manava sordu: - Nerenin malları bunlar? Manavın siyah bıyıkları gülümserken kulaklarına doğru uzandı, arkadaki altın dişleri göründü: - Fransa'dan beyim, Fransa'dan geldi... Adam biraz daha okşadı üzümleri, sanki güzel bir mankeni okşar gibi. Sonra dalgın bakışla fiyatını sordu. - Yedi buçuk milyon!.. Öte yandan; 600 binlik elma ile 700 binlik armut, bir milyonluk muz... Hüzün içinde mi desem yoksa kıskançlıkla mı, üzüm tanelerini okşayan parmakların sahibine bizi niçin ellemiyorsun der gibi küskün bekleşiyorlardı! Dipdiri, yemyeşil Fransız mallarının ayrı bir çekiciliği vardı demek?..
Aşerenler çoğaldı mı?
Taa Ankara'ya kadar karda kışta gelen Fransız üzümünün macerasını öğrenmek istedim. Sordum soruşturdum. Şubat ayında bu Fransız mankenleri gibi güzel üzümler nasıl geldi diye? Meğer kolaymış, uçağa binmişler, gelmişler!..
Fransa'nın Alsas bölgesinde binbir ihtimam ile yetiştirilen bu mallar, dünyanın dört bir tarafına zengin veya fakir ülkelere ayırt edilmeden gönderiliyormuş, çünkü alıcısı varmış. Türkiye'nin kısmetine de 3 - 5 bin ton kadar düşüyormuş, yani tadımlık! Alıcı buluyor mu diye sordum, satılmasa hiç getirilir mi dediler.
Peki diye devam ettim, bırakın Fransızların şu bize Ermeni kıyımından dolayı oynadıkları oyunu. 7.5 milyon liradan üzüm alıp satmaya gönlünüz razı mı?..
Bir dostum araya girdi: - Yahu dedi siz viski, sigara, neskafe canınız ne çekiyorsa alırsınız da, birtakım kişiler üzüm istiyorlar niçin almasınlar? İstanbul'a git bak manavlara oralarda da Fransız elmaları, armutları var, kivi var, hurma var...
Baktım iş büyüyor, hiç kimse üç - beş ay sabredip üzüm vakti üzüm, çilek vakti çilek, karpuz vakti karpuz yemek istemiyor. Hani neredeyse aşerenler çoğaldı diyeceğim. Hayırlısı!..