Dalgalı döviz kuru ya da diğer bir ifade ile yüzde 20 - 30 dolayındaki bir devalüasyon, çalışan kesimin satın alma gücünü iyice gerileteceği gibi işsizliğin daha da artmasına, bütçeden eğitim, sağlık gibi hizmetlere ayrılan sınırlı payın daha da düşmesine, su, elektrik, doğal gaz gibi ürünlerin fiyatlarının daha da yükselmesine yol açacak.
Hükümet, asgari ücretliye ve memura 2001 yılında hedeflenen enflasyona göre, yani yüzde 12 oranında zam yapılmasını öngördü. Asgari ücret, Ocak 2001’de yüzde 17 oranında artırıldı, bunun yüzde 10’u geçmiş kayıp, yüzde 7’si ise hedeflenen enflasyon oranının ilk dilimiydi. Bu ücret, Temmuz 2001’de de yüzde 5 artırılarak bu yıl için yüzde 12 oranında yükseltilmiş olacak. Halbuki devalüasyonla hedefler tamamen şaştı. Bu durumda Asgari Ücret Tesbit Komisyonu’nun yeniden toplanarak gerçekleşen enflasyonu dikkate alan bir saptama yapması gerekiyor.
2001 Bütçesi’nde memurlara ilk altı ay için yüzde 10 oranında zam verildi. Enflasyon hedefi tutmadığından bu oranın yeniden gözden geçirilmesi, IMF’nin itirazına rağmen Haziran 2001 sonu itibariyle gerçekleşen enflasyon oranında ya da aylık oranda zam yapılması gündeme gelebilir.
500 bin işçiyi ilgilendiren kamu sözleşmelerinde de hükümetin hedeflenen enflasyona göre zam talebi, gerçekçi değil. Burada sendikalar, hükümetin hedefi tutmadığı için pazarlık açısından güçlü bir konuma gelmişlerdir.
Aslında 14 aylık istikrar programının üç kez krize girmesi (Ekim 2000’de bankalar krizi, Kasım 2000’deki mali kriz ve son kriz), emek karşıtı IMF politikalarının iflas ettiğinin önemli bir göstergesidir. Nitekim Petrol - İş Sendikası, Aralık 2000 tarihli "Mali Kriz ve İflas Eden IMF Politikaları" başlıklı çalışmasında, bu süreci öngörmüştü...