23 Şubat 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Parola: Tek taşımı kaybettim!

agazinin usta kalemi Şenay Düdek, "Kafa koparan kadını çok sık tek taş yüzük kaybetmesinden tanırsınız" diyor

     Ahmet Tulgar

     Şenay Düdek, magazin basınının en usta, en renkli simalarından. Posta’daki yazılarında onu bazen ünlü bir şarkıcıyla dertleşirken bazen de dünyanın bir ucunda bir kulüpte eğlenirken buluyoruz. Bir Avrupa metropolündeki bir gay ya da lezbiyen kulübünü İstanbul’daki bir aile gazinosunu anlatırmışcasına doğal anlatması onun özelliklerinden biri.
     Posta, onun yazılarını "Her şeyi o duyar, ilk önce o yazar" sloganıyla sunuyor.
     O da bu slogana layık olmak için her gece sabahlara kadar dolaşıyor.
     İşte Posta yazarı ve Pasha’nın yayın yönetmeni Şenay Düdek ve magazin aleminden merak ettikleriniz:
     
Bu piyasadaki her şeyi önce Şenay Düdek duyar, ilk o mu yazar? Gazetenizin iddiası bu...
     Biraz megalomanlık gibi olacak ama çok samimi söylüyorum, evet. 17 yaşından beri insanlarla iç içeyim. Bugün magazinde iyi bir yerde olan kimse Gönül Yazar’ın veya Ahu Tuğba’nın kocalarını sayamaz. Nükhet Duru benim zamanımda uvertürdü. Biz birlikte büyüdük insanlarla.
     
Biraz da yetenek işi bu galiba...
     Yine megalomanlık gibi olacak ama ağzım iyi laf yapar. İkna edemeyeceğim kimse yok Türkiye’de. Bir de ben kimseyi incitmiyorum. Ancak elime haber geçti mi, anamı dinlemem, geçiririm haberi.
     
Birçok ünlü isimle dostluk ilişkisi içindesiniz. Güvenebiliyor musunuz sizi kullanmadıklarına?
     Yeni jenerasyona güvenmiyorum. Ama bir Muazzez Abacı’nın, bir Türkan Şoray’ın veya bir Sezen Aksu’nun benden ne çıkarı olabilir ki? Geçmişte olsa kullanabilirlerdi.
     
     Paraları çantayla taşıdı
Hisseder misiniz hemen kullanıldığınızı?
     Tabii. En yakın dostlarım, arkadaşlarım bile kullanıyorlar. Ama hayat zaten bir ticaret. Sevdiğimiz kadın veya erkeğe de birtakım şeyler vermezsek, bir şey de alamayız. Kullanılma ilişkileri bence insanın yapısında. Herkes kaseti çıktığında, unutulmaya yüz tuttuğunda arıyor.
     
Seda Sayan’ın manken Murat Parasayar’la olduğu yazıldı ama Kenan Erçetingöz sitesinde Parasayar’ın paravan olduğunu, Seda’nın bir işadamı ile olduğunu yazdı.
     Hayır işadamı filan değil, bir aşirette kuvvetli olan, Ankara’da siyaset hayatında da önemli bir yeri olan birisiyle beraber. Olabilir. Bu kadınların biraz gönlü zengindir. Bir tarafta genç bir sevgili olur, diğer tarafta sırtını dayayabileceği bir hamisi.
     
Gönülleri kadar banka hesapları da zengin galiba.
     Bu sahneye çıkmakla olacak bir şey değil. Kadınlar trilyoner.
     
Bu İhlas meselesinde de yazıldı. O Gülben (Ergen), Seda (Sayan) filan bu kadar yüksek paralar alıyorlar mıydı?
     Tabii. Bir milyon dolar filan aldılar. Sibel Can çantayla filan taşımıştı paraları. Bir buçuk milyon dolar almıştı. Beni aramış, "Bu parayı ben ne yapabilirim?" diye sormuştu. Sibel’i 13.5 yaşından beri tanırım. Bence adam (Enver Ören) bu paraları hovardaca sarfetti. Halkın parasını sarfetti ve bunun acısını çıkaracaklar.
     
     Yatakta amuda kalkmıyorlar
"Kafa koparmak" deyimini kullanıyor bu kadınlar, değil mi?
     Evet. Bir işadamımız sinemanın çok ünlü bir starına bir haftasonu için 100 bin dolar verdi.
     
Doğrudan para mı istiyorlar?
     Bazılarının çok sık tek taş yüzükleri kayboluyor. Evlerine çok sık hırsızlar giriyor. O arada yanlarındaki birisi, o kafası koparılacak ağabeylerini arıyor, "Çok üzgün, sizinle bugün Ayşe Hanım buluşamayacak. Evdeki hizmetçi tek taş yüzüğünü çaldı" diyorlar. Adamlar da anlıyor, aptal değiller.
     
O zaman bu kadınlar yatakta çok iyi olmalı...
     Biz onları dergilerde öyle bir veriyoruz ki, adamlar yatakta amuda kalktıklarını sanıyorlar. Onlarla beraber olan ağabeylerimse farklı konuşuyor.
     
En çapkın ünlü kadınlar ve erkekler kimler?
     Kadınlardan Deniz Akkaya, Ayşe Hatun Önal ve Başak Sayan. Erkeklerden ise Mehmet Ali Erbil, Stelyo Pipis, Kadir İnanır ve Yılmaz Erdoğan.
     
Her gece eğlence yerlerini dolaşmak zorundasınız, değil mi?
     Bazen sadece Beyoğlu’nda sekiz mekan dolaşıyorum. Üç mekandan sonra grup dağılıyor. Sırdaşım İsmail Akkaya veya İzzet Çapa ile geceyi tamamlıyorum. Aksi takdirde haber kaçırırım.
     
"Can arkadaşlarınız" İzzet Çapa, İsmail Akkaya, Ergin Tanca-Canan Yaka çifti...
     Cenk Eren, kardeşim gibi sevdiğim.
     
Peki, onlarla ilgili yazılarınızın nesnelliğinden kuşkulanmaz mı okurunuz?
     Hayır. Eğer onların mekanlarında yanlış bir şey olursa, bir aile benim tavsiyem üzerine gider kazık yerse, anında olaya müdahale ederim.
     
Yazılarınızda gündelik hayatınızı, mesela kiralık ev aradığınızı da yazıyorsunuz.
     Ev sahibem Marmaris’ten beni aradı. "Ben evimi sizin gibi delikanlı, temiz bir ruha sahip, yürekli bir insana vermek istiyorum" dedi.
     
New York ya da Londra’da bir lokanta yerine, oradaki gay, lezbiyen kulüplerini anlatıyorsunuz.
     Müzeleri de anlatıyorum.
     
     Serdar bir rahatlasa
Kumar ünlüler arasında çok yaygın, değil mi?
     Emel Müftüoğlu mesela sevdiğim isimlerdendir. Demet Sağıroğlu da. Ben Serdar Ortaç’ın Kuşadası Fantastic Otel’de VIP odasında tuvalete gitmek için rulet masasını durdurduğunu bilirim. Serdar Ortaç cinsel kimliğini bir ortaya atsa, rahatlasa, ben cinsel kimliğiyle ilgili bir şey ima etmiyorum, ama bir rahatlaması lazım Serdar’ın. Rahatladığı takdirde Serdar kumar da oynamaz.
     
Bunca yıldır bu iştesiniz. Yeni birisi çıktığında başarılı olup olmayacağını kestirebiliyor musunuz?
     Tabii. Kayahan bile kaseti çıkacağı zaman önce bana gönderir, dinletir, fikrimi alır. Nadide Sultan da kaseti çıkmadan önce bana geldi mesela.
     
Pasha Dergisi’nin konseptini niye değiştirdiniz?
     Çünkü artık insanlar et görmekten bıktı. Artık gizemlilik insanları cezbediyor.
     
     "Ünlüler benim yazılarıma bakarak Londra’da marjinal kulüp ararken çarpışıyor"
Yurtdışında gittiğiniz kulüplerde Türkler’e rastlıyor musunuz?
     Seren Serengil’in kayınpederi, Erol Atar ve Emrah benim yazılarımla Londra’da yer ararken çarpışmışlar. Bir seferinde Fransa’daki eş değiştirme kulübünü yazdım. Birçok işadamı telefon açtı, "Şenay, bizi yaktın, gidemeyeceğiz artık" dediler. Hiç ummadığın işadamları gidiyorlar oraya eşleriyle ama o işi yapmıyorlar. Sadece seyretmek için gidiyorlar. Seyirci kalıyorlar.
     
Ufuk Güldemir ve Kenan Erçetingöz’ün internet haber sitelerinde gay ve lezbiyen sayfaları görüyoruz. Neden?
     Bir şey gizliyse, daha çok ilgi çekiyor. Ayrıca sanat ve sahne dünyasının yüzde 70’e yakını gay ve lezbiyen. Ama bunlar hep gizlenmiş, bastırılmış. Çok büyük starlar da bu şekilde.
     
Ama Fatih Ürek, Aydın filan bir kadınla evleneceklerini söylüyorlar hep...
     Çok komik oluyorlar. Bence insanlar cinsel kimliklerini dejenere etmeden korumalılar.
     


 PAZAR


‘Rol kesmeye’ hazırlar
KİM NE OKUYOR?..
Kimler geldi kimler geçti
Kitap dünyasında neler oluyor?
Başarıya yelken bastı
taksilazimmiabi.com?
Yesek mi yemesek mi?
Bu elektrik beni besliyor
Yuvarlak dünyanın Köşebaşı
Deli danalı soykırım
Parola: Tek taşımı kaybettim!
Ufaklık, çok mu ufak?
Kayıp kalpler için göbekli dua ilmihali
Yapayalnız
"Hammond Dede" hâlâ zıpkın gibi
Senem Betil’in pastaları
Narmanlı Han’ın başına gelecekler
Akvaryumdaki çocuklar
Yusuf Atılgan’ın kitapları


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet