TOBB Başkanı Fuat Miras'a göre, son kriz reel sektöre "30 milyar dolar yük" getirmiş. Başka bir deyişle milli gelirimiz bir gecede 30 milyar dolar kayba uğramış!
Bu kaçıncı?
Yıllardan beri enflasyonu indiremediğimiz bir yana... Bizimki kadar sık "ekonomik kriz" yaşayan ülke dünyada kalmadı artık: 1994 krizi... Ardından Kasım 2000 krizi, ardından Şubat 2001 krizi...
Sistemiyle birlikte çökmüş olan Rusya ise, krizi çoktan atlattığı gibi, sağlam bir siyasi istikrara da kavuştu. Dev otomotiv şirketi General Motors Rusya'da yatırıma hazırlanıyor! Türkiye'de yabancı sermaye dışarıya kaçıyor!
* * * HALBUKİ ne hayallerimiz vardı. Üç kıtanın ortasındaki Türkiye'ye en cazip yatırım ülkesiydi! Türkiye'den Rusya'ya, Avrupa'ya, Asya'ya ihracat yapılacaktı! Hele Turgut Özal "21. yüzyıl Türk asrı olacak!" diye de uçmuştu!
Ama işte, General Motors Türkiye'ye değil, Rusya'ya yatırım yapıyor!
Türkiye'deki Toyota, ülkemizi "ihracat merkezi" haline getirmeye karar vermişti, ama kısa sürede "bu ülkede siyasi istikrar yok" diyerek Fransa'ya gitmişti!
Türkiye'de devleti yönetenler kavgalı, hükümetler istikrarsızdı. Yargı organları "devletçilik" geleneğinin etkisiyle, yabancı sermayeyi çekecek çeşitli yasaları ve kararları iptal ediyordu.
MGK'nın bazı asker üyeleri "Türkiye'de İran türü ayaklanmalar olacak" diye dünya aleme ilanat yapıyordu!
Bu ülkeye yatırım yapılır mıydı?
Ve işte biriken ekonomik sorunlar, birkaç yılda bir krizlerle patlıyor!
* * * KALKINMA, yatırım falan çok iyi de... Pek farkında olmadığımız husus, bütün bunların istikrarlı bir demokrasi, güçlü bir hükümet, oturmuş bir hukuk düzeni ve asli sınırlarına çekilmiş 'minimal' bir devlet yapısını gerektirdiğidir. Yani KOB kriterleri!
Mafyaların şerrinden, devletin hukuksuzluğundan, hukukun darlığından, aktörlerin yolsuzluğundan güvencede değilseniz yatırım yapar mısınız?
İşte General Motors Rusya'ya yatırım yapıyor! Rusya "Yarı Başkanlık" sistemi ile istikrarını sağladı, güçleniyor. Fransa da aynı şekilde toparlanmıştı.
Bizde ise, darbelerle parçalanmış, güçsüz bir siyaset var; "yönetemeyen demokrasi" denetim de yapamıyor, yozlaşıyor...
Ve, sadece siyasetin çözebileceği sorunlar için "siyaset dışı çözüm" umutları artıyor! MGK'nın artan etkisi... Cumhurbaşkanı'ndan "alternatif hükümet" gibi işlevler beklenmesi... Yargıdan siyasi işlevler umulması...
Halbuki, yönetme için gerekli olan siyasi gücü "seçilmişler"e veren ve onları denetleyebilen bir "yöneten demokrasi"den başka çıkış yolu yoktur.
Türkiye "yöneten demokrasi" sistemlerinden birini gerçekleştirirse, herkes görecektir ki, Özal'ın "21. yüzyıl Türk asrı olacak" vizyonu boş hayal değildir...