Eğer yazı başlıklarına ilave yapmak adet olsaydı, yukardakine "özellikle onun Asker kanadında.." lafını eklerdim.
Ama, durunuz: Bunu geçen hafta patlayan "devlet krizi"nin bu toplantıda nasıl hale/yola sokulacağını ve bunda Asker kanadın ne rol oynayacağını merak ettiğim anlamında söylemiyorum. Böyle, bedeli ağır da olsa geçici krizler hep çıkmıştır, çıkacaktır; hep bir çaresi bulunmuştur, bulunacaktır. Bu Hükümet "kazık kakıcı" değil ya.. "Burası Türkiye; Türkiye'de Türkler yaşar.. ve Türkler böyle yaşarlar? MGK'nın - Milli Güvenlik Kurulu - gündeminde bulunduğu söylenen çok daha uzun vadeli bir madde, Ulusal Programdır. Bunun biraz fazla uzadığı bilinmektedir. Koalisyonun MHP kanadı değişik görüşlere sahiptir. Üç lider, mutabakat olmasa bile kabataslak bir uzlaşmaya varmışlardır. MGK'da görüşülmesi beklenen odur.
Bununla "Askerin görüşü"nün ne olduğunun belirlenmesinin amaçlandığı açıktır. O, çok etkili olacaktır.
İleri çeken troyka
Türk toplumu son 150 yıldır bir troyka tarafından ileri çekildi - yahut, ileri çekilmeye çalışıldı -. Bu, Harbiye/Tıbbiye/Mülkiye üçlüsüdür. Atatürk Samsun'a çıkarken bile yanında onlardan temsilci vardı. Geçen zamanın sonunda hala Askerdir ki, müessese olarak ağırlığını sürdürmektedir.
Bir başka büyük askerin, İsmet Paşanın deyimiyle "insan aklının en ileri bir girişimi" olan AB'ye "Türkiye'nin katılması" konusunda Asker bugün o tarihsel niteliğine tam uyan bir yaklaşım içinde midir? Yoksa bu katılıma kökünden karşı dış ve iç odakların, biraz da ötekilerin varlığını tanık göstererek vargüçleriyle işlettikleri havaya "lüzumundan fazla" mı kapılmaktadır? Dışarda bizi gerçekten istemeyenler gibi AB'yi "milleti bölmek ve ülkenin bütünlüğünü yok etmek" için tuzak diye kullanabileceklerini hesaplayanlar vardır; içerde Avrupa kriterlerini benimsemeyen, hatta hazmedemeyen bir kütle bulunmaktadır. - Ama bu kütle devrimleri de hiç benimsememiş, hatta hazmetmemiştir -. Görünüm, Askerde bir takım tereddütlerin sürdüğüdür. Kriterlerin demokratikleşme, özgürlüklerin yayılıp güven altına alınma fasıllarında değil.. Ama "vatandaşların bireysel hakları" - ana dillerini "özel imkanları" ile öğrenme, kendi kültürlerini "özel imkanları" ile geliştirme, ama dilde "özel imkanları" ile TV dahil, yayın yapabilmeleri gibi - ve "süregelen dış anlaşmazlıkları çözme" - Kıbrıs sorunu gibi - konularda..
Aslında bunlar kısmen doğru bilgi eksikliğinden - zira AB'de zorlama yoktur, her şey mutabakata bağlıdır -, biraz da perspektiflere daha çok güven ve daha fazla geniş yürekle bakmama alışkanlığından doğmaktadır.
Bir belli siyasi görüşe sahip kimselerin partisinde doğal sayılabilecek direnişlerin bazı benzerlerinin Türk toplumunun en dinamik - halen en iyi yetiştirilen - güçünde bertaraf edildiğini ve onun daha gerçekçi bir görüşü benimsediğini görmek memleketin diğer sağlam kuvvetlerini rahatlatacaktır.