Bu sizi, rahatlatmasa bile teselli edecekse hemen söyleyeyim ki "Yolsuzluklar" diye bilinen "Nüfuz ticareti" ve "Rüşvet" bütün dünyaya yaygın felakettir. Bu konuda Kuzey/Güney, Gelişmiş/Gelişmekte olan/Gelişmemiş farkları artık "işin esası"nda az anlam taşır haldedir.
* * *
Şu anda Bayramınızı bir tatil yöresinde geçiriyorsanız kimin yerli, kimin yabancı turist olduğunu anlamanız güç değildir: Elinde ne bulunduğuna bakmanız yeterlidir. Kitapsa, yabancı turisttir; başka her hangi bir şeyse yerli. Ora garlarında mutlak okuyacak şeyler satan bir dükkan vardır. Hepsi, hafif eserlerdir. Belki 9 günlük maraton benim hayatımda değişiklik yapmadığından - bir yere gitmedim - okuduğum kitap cinsi aynı kaldı: Sıkıcı görünüşlü bir yayın. Kitabı çıkaran OECD (Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) bunu bir mektupla duyurdu. İtiraf ederim ki adı çok günceldi: "Nüfuz ticareti: Sistemin sonu/Yolsuzluklara nasıl karşı koyulmalı?" Tam bize göre.
Yolsuzluklar kader mi?
Araştırma, OECD'nin ilgi alanı dolayısıyla daha ziyade milletlerarası iş ilişkilerindeki nüfuz ticareti ve rüşvetten oluşan yolsuzluk olayını pertavsız altına sokuyor. Tabii bunun temelinde yatan, ülkelerin kendi yolsuzluk boyutları. Yaygınlık şuradadır ki yolsuzluk olmayan devlet yok. Fark, oralarda bunun "kolaylığı" veya "zorluğu"ndadır. Yolsuzluk boyutu itibariyle pek az toplum, ismen ele alınıyor. Bunların içinde Türkiye bulunmuyor. - İtalya'daki Temiz Eller Operasyonunun adı geçiyor -. Fakat sayfalar boyunca Türkiye için "İşte, doğru bir teşhis!" diye düşünmemek mümkün değil.
Bizim de listesinde yer aldığımız "demokrasiyle yönetilen oldukça gelişmiş ülkeler"de yolsuzluğa en elverişli ekonomik sistem "karma ekonomi" olarak görülüyor. Zenginliklerin kullanımında, dağılımında, özelleştirilmesinde devletin - yani onun adına yetki sahibi olanların - elindeki güç ile bundan yarar sağlayacakların "izdivaç"ı her zaman meşru nikah masalarında gerçekleştirilmemektedir. Nerelerde ki demokrasi, onun gelenekleri, onun kontrol mekanizmaları "nahif" nitelik taşımaktadır; nerelerde ki halkın oyunu alanlar kendilerini veya partilerini zenginleştirmek için bu oya ihanette fazla fütur tanımamaktadırlar.. oralarda yolsuzluklar - yani büyük rüşvet - kolay önlenememektedir. Hele sendikacılığın ve medyanın kontrolü kısırlaştırılmışsa..
Bunun yanında bir de, küçük rüşvetler vardır: Nerede ki kamu çalışanlarına ödenen ücretler onları geçindirmeye yetmemektedir, orada bu küçük rüşvetler yaygın hatta geneldir.
Araştırmada, tıpkı bizim anketlerdeki gibi trafik polisleri ile gümrükçüler bunun başını çekmiyorlar mı?
Araştırma değil, sanki Türkiye'nin üstüne dikilmiş ısmarlama elbise. Bulursanız, okuyunuz. (*)
(*) Fransızcası: "Affairisme: La fin du systeme" - İngilizcesi: "No longer business as usual" / OECD Yayınları - Paris