
|


Büyükelçi gidiyor köpeği ne olacak?
İsrail’deki görev süresi dolan büyükelçi, Ankara’ya yazdığı 1.5 sayfalık mektubunda İsrail’deki köpeğine methiyeler dizip, üç seçenek sunuyor:
ÖTEKİ DİPLOMASİ
Diplomasiyi hiç bu açıdan izlemediniz!
Uluslararası ilişkiler, anlaşmalar, görüşmeler ve temsiller... "Barışı, zorbalık ve güce dayalı çözümlere üstün kılmayı" amaçlayan "diplomasi"nin hareket alanı bunlarla özetleniyor.
Bir de "ustalık" var ki, diplomasiyi "zor bir görüşmeyi incelikle yürütmek ve sorunu çözmek" anlamına kavuşturuyor.
Ve günlük yaşamın uzağında akan bu dünyanın aktörleri... Bulundukları kentlerden, temsil ettikleri ülkeye bilgiler geçen diplomatlar. Bu dosya, Emekli Büyükelçi Bilal Şimşir’in kitabına verdiği isimle, "bizim diplomatlar"ın merkeze gönderdiği ilginç yazıları içeriyor. Görevinin sona erdiği ülkedeki köpeğin de başka bir merkeze atanıp atanmayacağını soranından, gurbetteki Türk spor takımlarını "çoluk çocuk, eş dost organize olarak nasıl izlediklerini" anlatmayı iş edinene kadar bizim diplomatların yazılarını.
Kravatlı - papyonlu, kriptolu - karmaşık, ustalıklı - dolambaçlı bir diplomasi değil... Hayatın, uluslararası ilişkilerde de hayalleri nasıl aştığını sergileyen "öteki diplomasi" var bu dosyada...
1990’lı yılların başları. Tel - Aviv’den Dışişleri Bakanlığı’na bir yazı geliyor. İsrail’in başkentindeki görev süresinin sona erdiğini belirten Büyükelçi, konuya giriyor:
"Tel Aviv’deki görevime başlarken Ankara Atatürk Orman Çiftliği Müdürümüz, kendi şahsına ait kurt köpeklerinin erkek bir yavrusunu elçiliğimiz ikametgahını koruması temennisiyle bendenize vermişti. Adı ‘Kont’ olan ve polis köpeklerinin yavrusu bulunan bu hayvanı dört haftalıkken beraberimde İsrail’e getirdim. O zamandan beri veterinerdeki periyodik tıbbi bakımlarına ait dosya büyükelçiliğimizde oluşmuştur. Bu arada Kont, masrafları tarafımdan karşılanmak suretiyle İsrail güvenlik yetkilileri tarafından suçluyu yakalayıp polise teslim edinceye kadar gereken tüm eğitim kurslarına tabi tutulmuştur."
‘Hırsızların kabusudur’
Büyükelçi, Kont’un Ankara’ya arz edilecek durumundan önce, yaptığı bazı işlere, hatta bir ara nasıl havladığına ilişkin diplomatik bilgiler aktarmaya başlar: "2,5 dönümden fazla bir arazi üzerinde yerleşik bulunan büyükelçiliğimiz ikametgahının korunması son 5,5 seneden beridir Kont’un yükümlülüğündedir. Anılan koruma köpeği, bugüne değin yalnız ikametgahı 24 saat en etkin şekilde korumakla kalmamış, tel örgü ile bahçelerimiz ayrı bulunan komşumuzun İsrail dışında bulunduğu bir sırada geceleyin evine giren hırsızlardan da şüphelenerek havlayıp polisi göreve çağırmış ve hırsızların kanunsuz işlemine mani olmuştur. Kont’un, bugüne kadar doktorlarınca önerilen esas gıda maddesi için ayda ödenmesi gereken 50 ABD Doları civarındaki masraf da, tabiatıyla tarafımdan karşılanmıştır."
‘Sadakati inanılmaz’
Kont’un, Dışişleri Bakanlığı’na anlatılan halleri saymakla bitmemektedir:
"Normal olarak kurt köpeklerinde mevcut bulunmayan, biz sahiplerine, evdeki müstahdeme ve bugüne kadar nasıl anladığını bilemediğimiz bir sezi ile elçilik personeline karşı her zaman müşfik hareket eden bu köpeğe, eşimin ve benim çok büyük sevgimiz vardır. Unutmadan şurasını da kaydedeyim ki, Körfez Savaşı sırasında da, geceleyin ikaz sirenlerinin çalmaya başlamasıyla Kont şiddetli şekilde havlayarak ve evin sokak kapısına güçlü vücuduyla vurarak beni uyandırmıştır. Ben koruma önlemli odaya girip maskemi takana kadar peşimi bırakmadığı gibi, sığınak kapısı kapanıp tehlikenin geçtiğini belirten uyarıya değin yanımdan ayrılmamıştır." Ankara’ya gönderdiği yazının son bölümünde ayrılık vaktinin gelip çattığını anlatan Büyükelçi, Kont’un meslek yaşamının geri kalan bölümünün yol haritasını çizecek talebini dile getirmeye başlar:
"Kuşkusuz bu vefakar hayvandan ayrılmak bizim için çok zordur. Ancak:
a) Köpeğin bize hediye ediliş amacının elçiliğin korunması olması,
b) Türkiye’deki konutumuzun da apartman dairesinden oluşması ve hayvanın alıştığı geniş bahçeden yoksun bulunması nedenleriyle kendisini beraberimizde Türkiye’ye getirememekteyiz."
Tayin mi edelim, kalsın mı?
"Bu nedenle aşağıdaki opsiyonlar hususunda talimatlarına ihtiyaç duyulmaktadır.
- Kont’un bugünkü görevine devam edebilmesi için yukarıdaki arz olunan koşullarda yeni Büyükelçi’nin terörizm tehdidi altında bulunan ikametgahının korunması amacıyla muhafaza etmeyi isteyip istemediği.
- İstenmiyorsa, Kont’un buradaki bedeli 1500 dolar olmakla birlikte, uygun görülecek ve benzeri koşulları sağlayacak bir İsrailli’ye armağan olunması.
- Yine yeni Büyükelçi’nin köpeği istememesi halinde, başka bir ülkede terörizm tehdidine tabi, makamlarınca uygun görülecek başka bir büyükelçiliğe gönderilmesi.
Talimatlarının acilen iş’arının tensiplerine.
Saygılarımla arz ederim."
İlahi Kont! Koskoca Büyükelçi’ye Körfez Savaşı’nın dumanı tüterken Ankara’ya 1,5 sayfa yazı gönderten işgüzarlığının ardından kariyerini nerede sürdürdüğünü bildirmemiş!
Diplomaside kişisel üslûbün artan önemine en güzel örnek Turgut Özal’dı
‘Sanayiyi boşverin vergi cenneti olun’Arnavutluk Başbakanı, sanayi girişimlerini anlatırken; Özal sözünü keser ve "Sanayi hata olur. Ben burayı vergi veya turizm cenneti yapardım" der...
Kimi zaman sert eleştirilere neden olan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın üslûbu, zaman zaman muhataplarını da şaşırtıyordu. 18 Şubat 1993’de Arnavutluk’un başkenti Tiran’da olan Özal, bu ülkenin Başbakanı Aleksander Meksi’yi kabul eder. Meksi, çöküntü içindeki ekonomilerini diriltmek için ulaştırma, telekomünikasyon, madencilik ve turizm sektörlerine öncelik vereceklerini anlatır. Özal’ın "Ben olsam" diye başladığı konuşma, tutanaklara şöyle yansır:
‘15 yıllık plan yapın’
"Yerinizde olsam altyapıya önem verirdim. Havaalanları ve yol inşaası gibi. Bu yatırımlar ileride turizme de olanak sağlar... Arnavutluk, uzun süre dış dünyaya kapalı kaldı. Konumunuz aslında çok iyi, nüfusunuz da fazla değil. Bu nedenle ağır sanayiye gitmenizi hiç tavsiye etmem. Ben olsam Arnavutluk’u, nasıl 40 sene kapalı kaldıysa, şimdi tamamıyla açarım. 15 senelik bir kaba plan yapın. Nereye gitmek istiyorsunuz, bunu tespit edin. Örneğin Arnavutluk’u bir vergi cenneti, bir banka / finans merkezi, turistik bir cennet yapabilirsiniz. Belki Liberya gibi gemicilik alanına girebilirsiniz..."
Özal, aynı gezide Cumhurbaşkanı Berisha ile de görüşür ve insanları motive etmekte "karın önemini" anlatır: "Arnavutluk ekonomisi 40 yıldır dışa kapalı. Yabancılar yıllarca Arnavutluk’a giremiyordu. Nasıl bir ülkedir, diye düşünüyorlardı. Arnavutluk’u hep dağlık düşünmüştük. Ancak gelirken dağları geçince geniş ovalar gördük. Barajlar da gördüm. Toprak reformunu, kar motivini teşvik etmeniz lazım. Kar motivi insanın kromozomlarında bulunmaktadır. 40 yıldır kapalı da kalsanız, çok kısa zamanda insanlarınız harekete geçecektir."
YARIN: NİNOŞKA EMRİNİZE HAZIR!
SİYASET


Büyükelçi gidiyor köpeği ne olacak?
Milletvekili ceza ödemezmiş..!
MHP’de ‘Türkçe’ yanılgısı
Ayaydın ağır cezalık oldu
SAYFA BAŞI

|
|
|