10 Mart 2001 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Kamu bankaları

     Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in ABD dönüşünde nasıl bir program açıklayacağı merak konusu.
     Uluslararası kuruluşlardan alınacak desteğin büyük ölçüde bu programın içeriğine ve arkasında siyasi iradenin kararlılığına bağlı olacağı biliniyor.
     Üç koalisyon ortağı bu desteği sürdüreceklerini açıkladılar.
     Yeni programın uygulanabilmesi, bu açıklamaların gereğinin de yapılmasına bağlı. Alınacak kararların radikal nitelikte olacağı, Derviş'in sözlerinden hissediliyor.
     Sorunun büyük ölçüde bankacılık sektöründen kaynaklandığı, özellikle üç kamu bankası ile Fon'daki bankaların krizi tetiklediği görüşü hakim.
     Ziraat, Emlak ve Halk bankalarının 1991 yılından bu yana biriken "görev zararları" en ağır yükü oluşturuyor. Çarkı döndürebilmek için bu bankaların borçlanmak zorunda olması ve yüksek faizlerle her gün para toplamaya çalışmaları, sistemi kilitliyor. Aynı şekilde Fon'daki bankalar da günlük işleri yürütebilmek için para talep ediyor ve piyasayı yükseltiyorlar.
     Derviş'in yaklaşımından da anlaşılıyor ki öncelikle bu soruna çözüm aranacak. Kamu bankaları ile Fon'daki bankaların borçlanma sisteminden çıkarılmasına çalışılacak.
     Tabii, bunun yapılmasının sosyal ve siyasal sonuçları var. Üç kamu bankası üzerinden hükümetlerin desteklediği tarım ve esnaf kesimi bu kararlardan etkilenecekler. Hükümetlerin siyasetin aracı olarak kullandıkları bu kaynakların kapanması için Derviş'in sık sık vurguladığı gibi siyasi karar gerekecek. Koalisyon ortaklarının öncelikle buna karar vermeleri gerekiyor. Bu konularda ayak sürüme başlarsa, 10 yıldır biriken yükün tasfiye edilmesi olanaksız hale gelir.
     Derviş göreve gelmeden önce de Hazine bu durumu saptamış ve planlamasını yapmıştı. O zaman ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal, kamu bankalarında ilk adım olarak üç bankanın bir yönetime bağlanması, bir anlamda idari açıdan birleştirilmelerinin sağlanacağını ifade etmişti.
     Bu proje duruyor. Eğer Derviş, yeni bir formül önermezse işe üç kamu bankasının tek elden yönetilmesi ve böylece üç partiye bölünmüş siyasi nüfuz alanından çıkarılmasıyla işe başlanacak.
     ABD'den beklenen desteğin gelmesi, bu ve benzeri projelerin uygulanacağı yolunda inandırıcı bir siyasi kararlılığın gösterilmesine bağlı.
     Washington, Ankara'yı, Ankara da Washington'u bekliyor.
     Ancak anlaşılıyor ki, ilk adımı atması gereken Ankara...
     
     fbila@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Melezleşme ve din

Fikret BİLA
Kamu bankaları

Berrin Cankat
CHP’den Paşa da istifa etmişti

Hasan CEMAL
Başörtüsü yasağından hoşlanmam ama...

Güneri CIVAOĞLU
Yüzmek ve yürümek

Abbas GÜÇLÜ
Hocaların maaşı

Nail GÜRELİ
Düşünebilmek

Sami KOHEN
Bizim gibi...

Hasan PULUR
Demirel köpürmüş!

Derya SAZAK
Finike, SOS veriyor

Meral TAMER
Betil'e yakışır

Güngör URAS
Kurtuluş reçetesi "yalap şalap" yazılamaz

© 2001 Milliyet