Kıyamıyorum; yoksa "Haydi Erdal Bey!" diye bağıracağım ben de.
CHP’nin küskünleri "Sosyal Demokrat Parti" adıyla yeni bir parti kurmaya hazırlanıyor. "Başına Erdal İnönü yakışır" deniyor, ki Allah için, çok yakışır. Bence birkaç numara da büyük gelir ya, neyse!
CHP’nin eski başkanları, Deniz Baykal’a yazdıkları mektuplardan bir sonuç alamadılar. Zaten kamuoyu da pek heyecanlanmadı. Neden acaba? Bence, eski başkanlar, CHP’ye yeni öneriler getirecekleri yerde, Baykal’ın hatalarını düzeltmeye çalışıyorlar da ondan. Eh, halkımız da "Baykal’ın neresini düzelteceksiniz!" diye, gülümseyerek seyrediyor.
Erdal İnönü’nün CHP’den ayrılma kararı artık kesin. ("Babanızın partisinden nasıl istifa edersiniz!" diyenlere, her zamanki zarif espri anlayışıyla, "Babam da CHP’den istifa etmişti" diye cevap verdiğini bir yerlerde okudum.) İnönü, yeni hareketin başına da geçecek, ama "başarı şansı var mı acaba?" diye tereddüt ediyor.
Erdal Bey, Türkler, sizin gibi insanlara susamış halde. Halkın, Cumhurbaşkanı Sezer’i nasıl sahiplendiğini gördük.
Dedim ya, size kıyamıyorum ama... Erdal Bey, yapın bir fedakârlık daha!
Size de, Türkiye’ye de çok yakışır.
BULUTSUZLUK ÖZLEMİ NİYE ODTÜ’YE ÇAĞRILMADI?
ODTÜ öğrencileri her yıl, Mayıs ayında "Bahar Şenlikleri" düzenler. Üniversite kampüsünün o canım bahçesinde, şarkıcıların, orkestraların eşliğinde küçük çaplı bir müzik şöleni yaşanır.
Bu konuda kulağıma gelen bir haber var ki, inanılır gibi değil:
Öğrenciler geçen sene Bulutsuzluk Özlemi’ni davet etmek istediler; rektörlük "hayır!" dedi. Sebep? Bulutsuzluk Özlemi’nin bir önceki bahar "ODTÜ’de McDonald’s istemeyiz!" diye slogan atan öğrencilere, sahneden "sizi destekliyoruz" demiş olması!
Kaç sene oldu unuttum, ODTÜ kampüsünde bir McDonald’s açıldı. Öğrenciler Deniz Gezmiş’lerin toplanıp forum düzenlediği kahvenin yerine açılan bu lokantaya karşı çıktılar, o yeri hâlâ içlerine sindiremediler.
Yani, Bulutsuzluk Özlemi’nin tek suçu, McDonald’s lokantasına karşı çıkan bölücülere (!) yardım ve yataklık.
Boşuna üniversitelerin YÖK’ü çıktı demiyorlar!
Hurşit Yenigün ve hocanın dediği
Dün TRT 1’de "Nane limon" programının davetlisi Hurşit Yenigün’dü. Bir ara, Yenigün’ün, yeni çıkan bandrol ve telif yasası kanunundan bahsederken, "şarkıyı habersiz, izinsiz kullanmak korsanlıktır" dediğini duydum.
Yerden göğe kadar haklı. Haklı ama "hocanın dediğini yap, yaptığını yapma" misali, herkes her zaman doğru bildiğini uygulamıyor.
Mesela "Unutulmayan aranjmanlar" adlı kasetinde yer alan güfteler konusunda, Sezen Cumhur Önal’la Hurşit Yenigün arasında bir soğukluk olduğunu hatırlıyorum. Hurşit Bey, sonradan CD olarak da çıkardığı bu kasette yer alan güfteler için telif öde(ye)memişti.
Demek ki bu arada, herkese hakkını vermiş. Yoksa televizyona çıkıp, göğsünü gere gere, "şarkıyı habersiz, izinsiz kullanmak korsanlıktır" demezdi.
FIKRA DEĞİL
Hikâye gerçek:
Bakanlık da yapmış Kanadalı bir politikacı, yolda bir vatandaşa sordu:
Arkeoloji Müzesi’ni arıyorum, yolu tarif edebilir misiniz? Ben yolu tarif ederim, ama siz bulabilir misiniz bilmem, çünkü dosdoğru gitmeniz gerekiyor.