Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığı için adı geçen İbrahim Betil'i 20 yıl önce Pamukbank'ta Genel Müdür Yardımcısıyken tanımıştım. Görevim gereği o günden beri de hep izledim.
15 - 20 gün önce son aradığımda ise Bangladeşli yoksul kadınları iş sahibi yapan mikro kredi sisteminin Türkiye'de neden hayata geçirilmediğini sormuştum.
Betil yıllarca banka genel müdürlüğü yaptı. Ardından ortaklar bulup banka kurdu. 1994 kriziyle bankası avucundan kayıverdi. Sektörü iyi tanıyan bir isim.
Bir diğer özelliği ise, bankasını eski patronu Ayhan Şahenk'e sattıktan sonra büyük sermaye gruplarıyla eğitim dışında uzun süreli herhangi bir ilişkisinin bulunmaması.
Eğitim Gönüllüleri Vakfı Başkanı İbrahim Betil kendini eğitime adamıştı. Eğitimine katkıda bulunduğu binlerce çocuğundan uzaklaşma pahasına BDDK Başkanlığı'na sıcak bakıyorsa, ancak ülkeye yararlı olsun diyedir.
Eurogold'un sırtı kalın
Eurogold karabatak gibi. 10 yıldır Türkiye'de temsilciliği var. Çevrecilerden gelen tepkiler iyice yoğunlaştığında bir süre ortalıkta görünmüyorlar. Sonra bir bakıyorsunuz aynı yemek tekrar ısıtılıp önümüze konmuş. Son 2 - 3 aydır durum bu!
Bir Kanada firması olan Eurogold'un Türkiye'deki temsilcisi 7 - 8 yıl boyunca yabancıydı. Baktılar ki sonuç alamıyorlar. 2 yıldan beri hem ülkenin koşullarını, hem siyasilerle ilişkileri, hem de sektörün içinden gelme bir Türk'te karar kıldılar. Sabri Karahan.
Eh kolay değil, "Türkiye'de altın arayacağız" diye 75 milyon dolarlık ön hazırlık çalışmalarını yapmışlar. Ama bu arada siyanürle altın aranmasına karşı çıkan Egeli çevrecilere toslamışlar. Karahan dünkü Hürriyet'te her ne kadar "Paradan falan vazgeçtik, dünyada çevrecilere karşı prestijimizi korumak için bu işe asılıyoruz" dese de konuyla ilgili taraflar işin aslını biliyor.
Hatta kulislerde "Eurogold'un bu kez sırtı kalın" deniyor. Arazi operasyonlarıyla ünlü, maden işletmeciliği de yapan Saray Halı'nın sahibi Necati Kurmel'in Sabri Karahan'la geçmişte birlikte iş yaptıkları ve o günlerden gelen yakınlığı anımsatılıyor. Hemen ardından da Kurmel'in Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'la akraba oluşlarına (kimine göre dayısı, kimine göre eniştesi) gönderme yapılıyor.
Günlük faiz = Yıllık maaş
Ziraat'in 1 yılda ödediği faiz, 1 milyon kişinin 1 yıllık maaşı kadar
Ziraat Bankası, 1 yıl boyunca tüm çalışanlarına ödediği maaş kadar parayı, her gün faiz olarak ödüyormuş!
Hayır siz yanlış okumadınız. Ben de yanlış yazmadım. Bilgilerim kulaktan dolma da değil. Yeni Bakanımız Kemal Derviş'in CNN Türk'te söyledi. Kulaklarımla duydum. Zaten dünkü gazetemizde de ayrıntılarıyla yer aldı.
Ziraat Bankası'nın 1 günde ödediği faiz, Türkiye'nin dört bir yanındaki 1271 şubesi, 72 özel işlem merkezi ve 65 bürosunda çalışan 35 - 40 bin kişiye bütün bir yıl boyunca ödenen maaşlara eşdeğer!
Bizim ülkemizde sadece milletvekillerinin değil, kamu bankalarının da dokunulmazlıkları var maalesef. İlk kez bakan düzeyinde çarpıcı bir karşılaştırmayla Ziraat'in aczi ortaya kondu. Bu rakamlar, mevcut durumu devam ettirmenin intihar olduğunun o kadar açık kanıtı ki... Demek ki Ziraat'in 1 yıllık faiz yüküyle, 1 milyon memurun 1 yıllık maaşı ödenebilir. Bu faize ödeyeceğin parayla, 1 milyon kişiye maaş ödeyebilirsin.
Bu arada çalışanların maaşlarının, ortalıkta dönen paraların yanında devede kulak kaldığını bu örnekle bir kez daha idrak etmiş bulunuyoruz.
Bu durumda ben Başbakan Ecevit'in son krizin ardından "Memurların dalgalı kur nedeniyle uğradıkları zarar, maaşlarına yansıtılacak" sözlerine de bayağı inanmaya başladım.
3 kamu bankasının 13.5 katrilyon lira olan görev zararı karşısında, memurlara yapılacak ek zammın lafı mı olur canım!